BİST

0,00

%0,00

Dolar

0,00

%0,00

Euro

0,00

%0,00

Altın

0,00

%0,00

Gündem
TOKİ’den Ev Almak Caiz mi?
19.01.2020 18:01
Bu nasıl soru oldu şimdi diyebilirsiniz tabii ki.

Ev almanın günah ya da sevapla nasıl bir ilişkisi olabilir ki değil mi?

Ama kavramların bu kadar iç içe girdiği ve insanların doğru kelimelerle konuşma ve doğru kavramlarla düşünme ihtimalinin çok azaldığı günümüzde “zaruret” kelimesinin bu konudaki tüm yanlışları örtmek için kullanıldığını görünce ben de derdimi anlatabilmek için bir ironi yaparak bu soruyu sordum.

Sanayi devrimleri sonucu düşünce ve yaşam şekillerimizi tamamıyla değiştirmeyi başaran ve böylece kendi ürettikleri teknolojik fıkhı bize dayatan şeytani küreselcilerin bulunduğunu sürekli ifade ettiğimiz ortadadır.

Bu dayatmaya karşın “tevhid inancı, İslami düşünce, dini hayat, örf, fıkıh, akaid, kelam” gibi kavramların cevap veremediği sorular ile çözüm üretemediği durumlarla da sık sık karşılaşıyoruz.

Faiz, kredi ve bunlara bağlı işlemler ile yapılan ticaret ve satışlar da en çok karşılaşılan soruları teşkil ediyor.

“Krediye bulaşmadan ya da faizli borç bulmadan nasıl ev sahibi olunur?” sorusu da en can alıcı soruyu oluşturuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı içindeki Din İşleri Yüksek Kurulu’nun TOKİ’nin yapacağı ve satış işlemlerinin kamu bankaları üzerinden olacağı uzun vadeli ödemeli işlemlere “dinen caizdir” fetvası vermesi ve bazı cemaatler ve tarikatlar ile bir kısım kanaat önderinin bu konuda görüş beyan etmesi bizim de bu konuda bir şeyler söylememiz gerekliliğini oluşmuştur.

Bu ülkedeki insanların en az yarısı köylerde ve kasabalarda taştan, tahtadan ya da kerpiçten yapılmış evlerde doğmuştur.

Eğer ranta kurban gitmedilerse ve bir müteahhit tarafından yıkılıp yerlerine betonarme bir apartman dikilmediyse bakımsız oldukları halde pek çoğu ayaktadır. Hatta ufak bir bakımla oturulacak haldedir. O bakım da günümüz imkânlarından kaynaklı ıslak hacim değişiklikleridir.

Ayrıca ülkemizde ne amaçla ortaya çıktığı tam olarak tarif edilemeyen köyden kente göç olgusu yüzünden boşalan Anadolu gerçeği tüm çıplaklığıyla önümüzde durmaktadır.

Fabrikalar etrafında çöreklenen betonarme apartmanların ve yeni nesil kentlerin insanları işçileştirdiği, mesleksizleştirdiği, nikâhsızlaştırdığı ve selamsızlaştırdığı ortadadır.

Mahalle dayanışmasından yoksun, bir iş ya da ev sahibi olamadığı için evlenemeyen, geçinemeyen, borç altında ezilen, gününün önemli bir kısmını trafikte geçiren mutsuz insanlardan oluşan bir yığın da gözümüzün önünde bulunmaktadır.

Hz. Âdem AS’dan itibaren başlayan ve içinde tüm insanlık tarihini barındıran kadim medeniyet bilgimiz ile son din İslamiyet ve peygamberimiz Hz. Muhammed SAV ile başlayan büyük kurtuluş süreci ortadayken nedir “Global bakış açısıyla 250, batılılaşma tarihi açısından yaklaşık 150, siyasi tarih açısından 100 ve kentleşme politikaları açısından 60-70 yıllık bir dönüşüm ve değişim perspektifini” bu kadar büyütmek, bundan korkmak ve temel duruşumuzdan taviz vermek.

Hele Mezopotamya ve Anadolu gibi insanlık tarihinin tüm süreçlerini içinde barındıran, teknik ve meslek bilgisinin kaynağı, taşın toprağın ağacın ve metalin işlenme tecrübesinin en iyi bilindiği topraklarda yaşıyorken nedir bu cahilce endişeler.

Yani şimdi tüm betonarme teknolojisi yok olsa, beton santralleri kapansa, mühendisler betonarme hesapları yapmasa, çimento üretimi dursa, müteahhitler yüksek apartman yapmaktan vazgeçse, teknolojik aletler bozulsa biz hayatımızı sürdüremeyecek miyiz?

Bu kadar mı bağımlı hale geldik, çaresiziz ve başka bir yöntem ya da çıkış yolu yok mu yani?

Neyin zarureti? Zaruret olunca ve başka bir yöntem olmadığı için kamu bankaları üzerinden yapılan vadeli işlem ile betonarme bir konut almak nasıl caiz olabilir ki?

Birincisi inşa edilen şeyler ev değildir. Betonarme apartman dairesidir ki kutu gibi şeylerdir. En fazla 40-50 yılda yıkılacak ucubeler. Ortalama 70 yıllık ömrünüze bile dayanamayan konutlar. Sonra gelsin bir sürü hukuki ve teknolojik problem.

Ayrıca apartmanda ne selam vardır ne komşuluk. Ne mahremiyet vardır ne güvenlik.

İkincisi ev dediğin şey imar edilir inşa edilmez, dolayısıyla ev satılacak bir meta değildir ve kiraya verilmesi bile dinen çok sıkıntılı bir konudur. Çünkü kiraya verdiğin konut sana ev değildir ve ihtiyaç fazlası üretildiği için İslam’ın biriktirmeyin emrine karşı gelmektir.

Gerektiğinde bir göz oda evdir, gerekmediğinde 10 odalı köşk zulüm yuvası.

Ev dediğin müstakil ve bahçeli olur. Geçim kaynağıdır masraf sebebi değil. Bostan da yaparsın el işi de. Öyle taksiti, aidatı, faizli kredi ödemesi olmaz.

1400 yıllık dine, binlerce yıllık kadim bilgiye, örfe, geleneksel malzemeye, kültürel alışkanlıklara karşı yeni adet falan çıkarmayın.

40 yılda yıkılacak betonarme bir apartman dairesi için önce 20 yılınızı sonra da ahiretinizi heba etmeyin.
İnsanlığa ihanet etmeyin.

Hala taşları üst üste koyabildiğimize ve tahtaları üst üste çakabildiğimize göre ev yapabiliyoruz demektir ve zaruret ortadan kalkmıştır.
  • 11:54

    Alparslan Türkeş'in Ölüm Yıl Dönümü

  • 11:22

    Virüs İle Mücadelenin Türk Tarihinde İbn-i Sina Dönemi

  • 13:04

    Büyük Dava Adamı Muhsin Yazıcıoğlu'nu Ölüm Yıl Dönümünde Rahmet ve Özlemle Anıyoruz

  • 09:43

    Çanakkale Zaferinin 105. Yıl Dönümü

  • 13:58

    Sağlık Bakanlığı'nın Çabaları Taktire Şayan

  • 12:57

    Diyanet'ten Açıklama: Cemaatle Namaz Kılmaya Ara Verildi

  • 10:27

    300 İtalyan Doktordan Korona Virüsle İlgili Açık Mektup

  • 09:49

    Prof. Dr. Atilla Bitigen'den Hipertonsiyon İlaçlarının Virüse Etkisi Hakkında Bilgilendirme

  • 09:06

    Tıp Bayramı Kutlu Olsun

  • 12:10

    12 Mart 1918 Erzurum'un Kurtuluşu