BİST

1.776,41

%-2,35

Dolar

12,3690

%3,08

Euro

14,0090

%4,02

Altın

713,0510

%3,30

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'ndan Kabul Edilemez Mülteci Yaklaşımı
01.09.2021 10:53

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Başdanışmanlığını yapan Yasin Aktay; “Anadolu neredeyse topyekun bir göçmen toplumu olduğu halde şu anda ciddi bir eski gelenlerin son gelenleri kabullenmemesi sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz” diyerek Türk Milletini eleştirmiş. Daha öncede; “Türk ırkı yoktur” diye de açıklamalar yapmıştı.



Sosyoloji Profesörü olan Yasin Aktay’ın geçmişteki ve güümüzdeki bu sözlerini doğru bulanlar ve karşı olanlar elbette olmuştur. Ama bu talihsiz sözleri toplumda büyük tepkilere neden oldu.



Ancak sayın Aktay’ın; “Türk ırkı yoktur” ve Türklerin “göçmen” olduğu söylerken düştüğü hataya daha fazla kişinin düşmemesi için şunları söylemek isterim.



Hataya düşmemek için asgari seviyede anlayacağı kadar; tarih, arkeoloji, filoloji, numizmatik, paleografya, heraldik, coğrafya, epigrafi vb. bilim dallarının eserlerini incelerlerseler doğru sonucun, Türklerin Anadolu’ya son gelişinin Pasinler ve Malazgirt savaşları ile olduğunu, bunun yanında Türklerin Anadolu’da bilinen en az 7 bin yıllık bir geçmişinin var olduğunu açık seçik göreceklerdir.



Sayın Aktay aynı zamanda Müslüman Arap göçmeni olduğu için herkesi göçmen zannetmek gibi bir hataya düşmüş olabilir mi?



Bunu tam bilemiyoruz. Ancak dedelerimiz seferberlik ilan edilip savaşlar çıktığında Suriyeliler, Afganlar vb gibi bir yere kaçmamış aksine şehit olma aşkıyla savaşmış ve bu topraklarda canlarını bırakmışlardır.



Bunun yanında Müslüman oldukları için zulme uğrayıp Türkiye’ye sürülen Boşnaklar, Bulgar ve Karamanoğlu beyliğinden giden has be has Türkmenler olan Selanik’liler olmak üzere tamamı; tembel tembel oturmamışlar çalışmışlar, kazanmışlar, vergilerini vermişler ve hayat kurmuşlar. Bu topraklarda doğan evlatları da askerliğini yapmışlardır. Hiçbiri huzursuzluk çıkarmamışlar ve burayı kendi vatanı bilerek yaşamışlardır. Kısacası hepsi bedelini ödemişlerdir. Anadolu da onların kendi vatanıdır artık.



Geçici sığınmacı olan Suriyeliler, Afganlılar vb. ise yukarıda saydıklarımla aynı eş konumda olamazlar. Onları göçmen gibi göstermek ise bugünkü rezil ve karmaşık durumu siyaseten meşrulaştırma gayretinden başka ‘içi boş’ bir sonuç çıkarmaz.



Kontrolsüz sığınmacı/mülteci akımına karşı gelmek ırkçılık değildir.



Başta Taliban’dan kaçanlar, İran üzerinden gelmesine rağmen İran’a sığınmayıp o diyarı geçip bize sığınıyorsa, buradakilerde gönderlerden Türk bayraklarını aşağı çekiyorsa, asker kıyafetleriyle dolaşıyorlarsa ve huzurumuzu bozacak toplumsal olaylara (ırza ve cana saldırı vb.) karışıyorlarsa biraz düşünmek lazım.



Aynı hassasiyetlerimiz Suriyeliler ve diğerleri içinde geçerli tabi ki…



Gelelim şimdi şu meşhur; “1071 de Anadolu’ya geldik” öğretisine;



Türk tarihi İslam tarihi ile başlamaz, Türkler İslam öncesinde ve İslam geldikten sonrada Anadolu’da hep vardı.

Türklerin Anadolu’da hep var olmasını biraz daha detaylandırırsak;



Anadolu ve eski Mezopotamya bölgesinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan ve M.Ö. 2500-3000’lere ait olduğu belirlenen çivi yazılı belgelerde adı TURUKKU, İSKİT vs olarak geçen toplulukların bugünkü Türklerin ataları olup tarih öncesi dönemlerden bu yana en az 7000 yıldır bu coğrafyanın yerli halkları arasındadırlar.



Resmi tarihe göre; 1071 de Anadolu topraklarına girerek Malazgirt Savaşını yapan Sultan Alparslan’ın ordusuna, Anadolu da yaşayan Müslüman Kürtlerde katılarak Bizans ordusuna karşı savaşıp bu toprakları yeniden Türk Milletine yurt yapılmıştır. Demek ki; Türkler Anadolu’ya son kez tekrar gelmişler, Pasinler (1048) ve Malazgirt savaşlarıyla (1071) artık kalıcı yurt edinmişler



Bu gerçekten apaçık ortada olmasına rağmen, Sayın Aktay; “eski gelenler” derken atalarımızdan ve büyük dedelerimizden bahsediyorsa, 18 Haçlı seferleri’ni Anadolu’ya düzenliyicisi; Yunanı nasıl denize döktülerse, , İngilizleri İstanbul’dan nasıl kovdularsa, Fransızları ve İtalyanları nasıl püskürttüyseler, bu toprakları emanet ettikleri öz torunları aynısını gözünü kırpmadan tekrar tekrar yapmasını pekala iyi bilir.



Türk Milletinin bu topraklarda “göçmen” olduğu sananlar ve bunu da dillendirenler fındık kadar tarih bilselerdi, bu vatanda bu lafı edemezdi. Edenler ise, mevcut durumu siyaseten meşrulaştırmanın yanında güzelleme yapacağım diye düpedüz saçmalamış olurlar.



Böyle düşünen siyasiler ise, asırlardır neredeyse her gün şehit vererek bu topraklarda tutunan Türk milletine “Göçmen” diyorsa ve Türk milletinin merhametinden ve ensar-muhacir hassasiyetinden dolayı on yıldır kabul ettiği “geçici sığınmacılarla” aynı kefeye koyuyorsa büyük yanılgı içindedirler.



Atalarımız bu toprakları kanı ile aldı torunlarına emanet etti.



Türk milletinin milli ve manevi değerleri ve ayarlarıyla oynamaya kalkıp ateşimizi de yükseltmeye kalkışılmamalıdır. Sonrasında neler olacağını öğrenmek istiyorlarsa Anadolu tarihini iyi okursalar, bu milletin neler yapabileceğinin orada yazılı olduğunu göreceklerdir.



Atalarımız bu toprakları kanı ile aldı, adaletle hükmetti ve bizlere emanet etti. Yüz binlerce can şehit düşme pahasına bu topraklara kanlarını akıtarak mührünü vurdular.



İlk gelen son gelen kıyaslaması hiç ama hiç yakışmamış.



Böyle düşünenler şunu iyi bilmeli;



Anadolu’nun tapusu bizdedir.



Ülkeyi bölüşmeye de hiç niyetimiz yoktur!



Türkiye Türk Milletinindir.



Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sayın Aktay’ın bu hatadan döneceğini umuyorum.