(Yenilenlerin vay haline!)
Roma'yı yağmalayan Kelt komutanının, Roma'nın fidye olarak vereceği altınların miktarı konusundaki anlaşmazlık üzerine kılıcını teraziye fırlatarak şöyle haykırdığı söylenir:
"Yenilenlerin vay haline!"
Futbolla uzaktan yakından bir ilgim olmasa da hangi iç saiklerin etkisiyledir bilemem, Dünya Kupası'nı mutlaka izlerim.
Millî takıma yönelik, tahkir boyutuna varan tenkitleri görünce; futbola dışarıdan bakan biri kabilinden bir iki kelam etmek vacip oldu...
Dünya elips olsa da top yuvarlak!
Hangi ağları havalandıracağı biraz da talihe bağlı değil mi
Son Amerika maçı gösterdi ki bizim çocuklar hiç de fena değil...
Talihin bir ketenperesi olacak; bizimkilerin ayağında top biraz köşe almış, o kadar
Genellikle az gelişmiş ülkelerde uzun süre başarıya aç olan halk tarafından bu tür karşılaşmalara hamasi bir millî mana yüklenir.
Akabinden mağlubiyet de galibiyet de taşkın duygularla karşılanır
Dikkat ederseniz Afrika takımlarının maçlarında Afrikalı spikerler neredeyse ağlayacaklar!
El diz dövmeler...
Hançeresini yırtarcasına bir feryatla maçı sunuyorlar.
Halbuki bir zamanlar başarıya doymuş Sovyetler'de gümüş alkışlanmazdı bile!
Her şeyinizle bir maçı ölüm kalım meselesi, yüksek bir millî dava hâline getirirseniz; yüksek beklentinin sonucunda alacağınız bir mağlubiyetle, kolektif bir hüsran ve ardından zehirli bir öfke dalgasıyla sarsılırsınız..
Bu zehirli öfkeyle hem kendi ruhunuza hem de çevrenize psikolojik buhran pompalarsınız.
Nihayetinde bir maç... Karşıdakiler de insan; bunun bize has bir yönü yok...
İki denk iyiden sadece talihi yaver giden taraf kazanır...
Hatta bazen futbolda talih zayıfın yanındadır!
Bir taraf yenilecek ki diğer taraf sevinsin. Bizimkilerin yenmesini isteriz tabii ki... Ancak karşı tarafta sevinen oyuncular da düşman değil ya!
Hani futbol kardeşlikti!
Demem o ki önemli takımlarda rüştünü ispat etmiş, artık profesyonelleşmiş, kariyer geçmişi güçlü oyuncularımızın millî takımda oynamalarını şahsi ihtiyaçlar ve ihtiraslar üzerinden okuyamayız.
Tamamen milli bir görev anlayışıyla milli takımda top koşturduklarını herkes kabul eder.
İnsafsızca bu çocuklara yüklenilirken, tekrar bir millî maça çağrıldıklarında yaşayacakları psikososyal paradoksu bir düşünsenize!"
Futbol, Avrupa sporu... Mağlubiyet su götürür...
Esas diz dövmemiz gereken bir şey varsa o da millî sporumuz güreş...
Son yıllarda İranlılar rakiplerine minderi dar edip blok hâlinde altınları toplarken, bir iki altınla sevinecek hâle gelmenin ezikliğine, sorumluluğuna ve sebeplerine bir diz dövsek mi?
TRT'ye sitemimdir; kıytırıktan bir spor dalı saatlerce ekranları işgal ederken güreş müsabakalarına niye kanal bulamıyoruz?
Ben de futbol yorumu yaptım ya! kargalar bile karnıyla gülmiştür...
A. Velioğlu/ 2026.06.29 / ist
Küşekül:
Aklı karışıklar için can alıcı soru;
Futbolun menşei Angola olsaydı; bu gün dünya futbol oynar mıydı?

