Piyasalar

Yargıyı Düzeltmek Toplumu Düzeltmekten Geçer

Punto:
Daha çocuk denecek gençlik çağlarımızda biz de inanıp kanmıştık. Deniyordu ki; “İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde de demokrasi var, bizde de demokrasi var. Onlarda sistem tıkır tıkır işliyor ama bizim insanımız işletemiyor. Bu nedenle önce insanımızı düzeltmek gerekir” Hadi oradan gafil!... Bugün de aynı terane; “Amerika’da da Başkanlık Sistemi var bizde de, onlar gayet iyi uyguluyorlar ama bizde uygulanamıyor. İnsanımızı düzeltmeliyiz, insanımızı düzeltmeden hiçbir sistemi uygulayamayız” Allah aşkına ABD’lerindeki; güçlü yasama ve yargı denetimindeki başkanlık sistemi ile bizdeki denetimsiz başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı sisteminin bir alakası var mıdır? Varsa o da sadece isim benzerliğidir. Sistemi eleştiremeyenler Türk Milletine, insanlarımıza yükleniyorlar. Güler misiniz, ağlar mısınız? Türk Milletinin 10 bin yıllık tarihine gitmeyelim, hatta son 4 bin yıllık tarihine de gitmeyelim, Selçuklu ve Osmanlı Devletlerine kısa bir göz atalım. Bu iki devlet; adalet, ehliyet-liyakat temeline dayalı, kendine has geliştirdiği orijinal sistemle cihan devletleri kurmuşlardır. İnsan aynı insan olmasına rağmen sistemin bozulmasıyla bu devletler yıkılmıştır. Hadi bir de Allah’ın (cc) düzeni İslam’a bakalım. Allah(cc) önce Kur’an-i (İslam) sistemi göndererek (tesis ederek) insanların bu sisteme uymalarını buyurmuştur. Bu sistem (İslam) insanları terbiye etmiştir. Zaten bütün insanları; terbiye edemezsiniz, düzeltemezsiniz. Sistem kendini korur, sisteme uyanlar sistemin içinde kalır, uyamayanlar diskalifiye olurlar. Aslında, denetimin olmadığı bir organizasyona sistem de diyemezsiniz. Yargının, yürütmenin, yasamanın tek kişide toplandığı yönetim şekline hangi sistemin adını verelim? Bakın bu sistemsizlik içerisinde her yıl binlerce üstün zekâlı gençlerimiz yurt dışına kaçıyor-kaçırılıyor. Bu süreç devam ederse üstün zekâlı insanlarımızdan yoksun bir millet haline geleceğiz. Bu çocuklarımız; Amerika’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya, Almanya’ya hizmet edecekler. Bu dahi sorunu anlatmaya yetmiyor mu? Bu çocuklarımız; “Bizi düzeltmekten vazgeçin, sistemi düzeltin. Böyle giderse birer birer değil biner biner yurt dışına kaçacağız” diyorlar.