Piyasalar

Türkler'de Yeni Yıl Kutlaması

Punto:
Türkler’in Yeni Yıl Kutlaması üzerine yaptığım araştırmalar hayli zamanımı almakla birlikte, çok değerli bilgilere ulaşmamı sağladı. Yaptığım araştırmalar var olanı bir ispat olmayıp, bir hatırlama niteliğindedir. Tarihin bir bilim olduğunu unutmadan, her türlü inkardan uzak bir tarih şuuru ile bilimsel çizgiden sapmadan, gerçek akıldan asla taviz vermeden, hurafe, uydurma, yalan, zorlama, v.b. ahlak dışılıkla oluşturulan yapay bilgilere itibar etmeden, hakikatler üzerinden yürüyor olacağım. Amacım, tarihi literatür içinde kalarak; bu konuda değerli çalışmalar yapmış ve bizi bu değerli bilgilere ulaştıran tüm akademisyen ve hocalarımızı, günümüzde hatırlama ve gün yüzünde tutma gayreti ile unutulma aşamasına gelinen bilgilerin de hatırlanmasına, yardımcı olmaktır. Hazırladığım bu derlemede, 21 Aralık ve sonrası ilk dolunayın çıktığı günde, Türkler tarafından yapılan YILBAŞI kutlamalarının ne zaman başlayıp, nasıl yapıldığına tanık olacağız. Araştırmalarımın diğer bir yönü ise Yılbaşı ritüelini, bir takvim olayı dışına çıkarıp bilgisizce dine dayandırarak, Yüce İslam Dini üzerine yapıştırılan yanlış algı ve anlayışları da ortadan kaldırmaya katkı sağlamaktır. Bir Papaz tarafından Yılbaşı kutlamasının Hıristiyan inancı oluğunu savunması ne kadar yanlış ise, bir İmam tarafından Yılbaşı kutlamasının İslam inancı olmayıp, caiz değildir denmesi de o kadar yanlıştır. Bu önemli açıklamalardan sonra Yılbaşı kutlamalarına tekrar dönmek istiyorum. Türkler, Çin seddinden başlayarak Tuna nehrine kadar, Asya ve Avrupa kıtalarında Orta Asya bozkırlarında egemen olmuşlardır. Türk sözcüğünün anlamı, büyük ve ulu bir çınarın gövdesinin adıdır. Sakalar, İskitler, Hunlar, Avarlar, Çerkesler, Cücenler, Hazarlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Karahitaylılar, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Türkişler, Oğuzlar (Boz Oklar:12 Boy Oğulları, Üç Oklar:12 Boy Oğulları), Onoğuzlar, Dokuzoğuzlar, Salurlar, Bozoklar, Üçoklar, Kumanlar, Kırgızlar, Karluklar, Karaçaylar, Çuvaşlar, Özbekler, Türkmenler, Azeriler, Kazaklar, Kürtler ve benzerleri büyük ve ulu Türk çınarının, büyük veya küçük dallarıdır. Kürtçeyi teşkil eden 8500 kelimenin 5080 kadarı tamamen Türkçe' dir. Kaynak: Sen Petersburg Akademisi'nin yayınladığı lügat kitabı. Türk Tarihi ile ilgili çeşitli yayınlar Türk Söylence Sözlüğü, Deniz KARAKURT Yeni yıl kutlaması, 30 Türk Boyunun NARDUGAN BAYRAMI' dır. İlk Sümer Türkler’ inde başlamış ve diğer Türk Boylarında da devam etmiş bir kutlamadır. Türklerin, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı vardır, bunun adı ‘hayat ağacı’ dır. Bu ağaç, motif olarak bütün halı, kilim ve işlemelerinde de görülür. Türkler Güneş’e olduğu kadar, ateşe de önem verirler, bu nedenle kırmızı renkte çok önemliydi. 2 Türklerin Tanrısı o kadar iyi idi ki, istediği tek şey sevgiydi. Türkler’ de ki bu sevecenlik duygusu bugün de hala bir şekilde devam ediyor. Türkler insan ayırmaz, sofrası herkese açıktır, kolay arkadaş olurlar. Türkler’ de Güneşte çok önemlidir. Türk inançlarına göre gecelerin kısalıp, gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşır. Uzun bir savaştan sonra, gün geceyi yenerek zafer kazanır. Güneş’in zaferini, diğer adı ile Yeniden Doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutlarlar. Güneş’in yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanır. Bu nedenle kutlanan Bayramın adı NARDUGAN (nar= güneş, tugan, dugan= doğan) Doğan Güneş’ tir. NARDUGAN, Roma'da Satürnalya, Antik Yunan'da ise Dionysos Şenlikleri olarak kutlanan, Türkler’ de “Güneş'in Doğuşu” anlamına gelen ve Ön Türkler' de ki Atalar Kültü Döneminden günümüze kadar; Orta Asya coğrafyasında Güneş kültü adına kutlanan bir bayramdır. Her yıl 22 Aralık'tan sonra gelen ilk dolunayda kutlanır. Bunun nedeni ise Türkler’ in eski inanışına göre, tıpkı Mısır mitolojisinde olduğu gibi gece ile gündüz sürekli savaşırlar ve 21 Aralık günü en uzun gecedir ve ardından Güneş daha çok görünmeye başlar, günler uzar. Bu yüzden Türkler’ ce Ay Yılı esasına dayalı olarak; 22 Aralık gününü takiben ilk dolunayın çıktığı gün yeni yılın ilk günüdür. Bu gün içinde tüm Türkler, ölümsüzlüğün simgesi olarak kabul ettikleri ve Türk Mitolojisi' ne göre tüm insanların türediği ağaç olan, Akçaçam Ağaçları'nı süsler ve bu ağaçların altında, çevresinde geleneksel oyunlar oynar, kopuz eşliğinde şarkılar söyler ve eğlenceler düzenler. Türkler’ in kutladığı diğer bayramlar olan Paktıgan ve Koçagan Bayramları ile de uyumlu olan Nardugan'ın, gündönümüne dayalı bayramlarla birlikte, üçlü bir yapının parçası olduğu görülmektedir. Nardugan, Moğol dilindeki Nar (Güneş), Türk dilindeki Tuqan (Doğan) sözcüklerinden oluşmuştur. Tatarlar bu bayrama “Koyaş Tuğa” yani “Güneş Doğan” günü derler. Başkurtlar, Udmurtlar Nardugan veya Mardugan, Mişer Tatarları Raştua, Çuvaşlar Nartavan ya da Nartukan, Zırizyalar Nardava, Mokşalar Nardvan adını verirler. Kürtler’ in (***Kürtler - Bokhtşn, Bokhtlar, Beçenler) kullandıkları gökyüzü ve yağmurun yağması ile oluşan bir takvim sürecinde de yılbaşı aynı tarihlere denk gelir... Bugün resmiyette kullandığımız takvim kadar, halkın yanında yer ve önemi vardı. Şehirdekilerin ve köydekilerin de çoğu, zaman ile ilgili hesaplamaları bu takvimle yapardı. Kışın sert ve uzun sürmesi, halk üzerinde büyük etki bırakır, geçim kaynağı hayvancılığa dayandığından, hayvanları yaza çıkarmak büyük bir sorun olurdu. Bilhassa ilkbaharda günler sayılırdı ve zor geçerdi. Yaz ve sonbahar mevsimi kış ve ilkbahar kadar, halkı kendisiyle meşgul ettirmezdi. Bunun için halk, bu günlerin takvimini ve hesabının kendine göre yapardı. Kış mevsimi, 21 Aralıkta başlar, sonra ki dolunay yılbaşı kabul edilirdi. Bu tarih ayni zamanda kışın başlangıcı sayılırdı. Kaynak: Kürtlerin Halk Takvimi, Necmettin ÖNAY – Derleyen: Osman EREN Kürtler’ in Nardugan Bayramını kutlaması, Türk ve Kürt kültürünün birbirine benzerliği ve aynı soydan geldiği konusunda elde edilen bulgular, derin anlam kazanmaktadır. Her ne kadar Kürtlerin ayrı bir soydan geldiği savunulsa da, Köktürk (Göktürk) Kitabeleri, Orhun Kitabeleri ile Divan-ü Lugat-i Türk (Kaşgarlı Mahmud - Bağdat'ta 1072-1074), Prof. Rasoynı -Kürtlerin Türklüğü, s.31., Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları, c. 3, İstanbul, 1940, s.183, Yenisey Kitabeleri' nden Elegeş Kitabesi denilen mezar taşındaki; Göktürkçe yazıda şöyle denilmektedir: "Ben bey olduğum için Kürt ilinin Hanı Alp Urungu' nun altın okluğunu belime bağladım. Tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkumdur. – Mustafa Kemal ATATÜRK Medeniyetlerin ve dinlerin dünyaya yayılışı Ortadoğu ve Anadolu' dan olmuştur. Burada niyet önemlidir. Bu konu dini değerler içine çekilmemeli hoş görü, gönül birliği, hatırlama, anma, sevgiyi paylaşma gibi geleneklerimiz bir güzellik olarak yaşanmalıdır. İnsanların barış içinde yaşamasından, sevgi ve hoş görüden yana olmasından, kim rahatsız oluyorsa, Hıristiyan da olsa, Musevi de olsa, Müslüman da olsa, asıl onlar dinden beslenen kişiler ve zümrelerdir. Yılbaşı netice itibari ile bir takvim olayıdır. Hiç bir dini özelliği yoktur. Her şeyin sahibi Yüce ALLAH’ tır, günler, aylar ve mevsimler de ALLAH’ ındır ve Kainat Kitabı içindedir. Bunu yok saymak İslam’ ı ve ALLAH’ ı yok saymaktır. İSLAM' ın özünde kin, nefret, kavga, dalaşma, sürtüşme ve Müminler arasında kaos yaratma, Müslüman’ ın Müslüman’ la kavga etmesi gibi kötü niyetli eylemler kesinlikle yoktur. İslam hurafelerden, hadis ve sünnetleri art niyetle yorumlayıp, uygulayanlardan kurtulup, KURAN’ a yönelirse o zaman huzur, bereket ve refahı bulacak, Milli Gün ve Bayramların kutlanması da hep birlikte coşku ile yerine getirilebilecektir. İslam’ a zarar verecek, bilim ve ilim dışındaki uğraşıları bir yana bırakmalı, hoşgörü, sevgi, saygı, kardeşlik gibi erdemleri besleyecek ve zaman kaybını önleyecek davranışlara yönelmeli ve bu değerlere vesile olan günlerde, birlik ve beraber içinde olmalıyız. Yeni Yıl, tüm Türk ve İslam Alemi’ ne ve Ülkemize sağlık, barış, başarı ve bereket getirisin. Amin!.. "Yılbaşının kökeni NARDUGAN BAYRAMI" Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, Orta Asya Türk Toplumları’ nın yılın son gününü 21 Aralık kabul ettiklerini ve bayram olarak kutladıklarını, yılbaşı geleneğinin 325 yılında Hıristiyanlığa geçtiğini söyledi... Gündüzün geceyi yendiği ilk gün olan 21 Aralık’ta, Nardugan Bayramı yapıldığını vurgulayan yazar Zübeyir Batur da, “Noel Baba efsanesinin temelinde, eski Türk inancının beyaz sakallı İyilik Meleği Ülgen vardır” dedi... 4 ‘YILBAŞI 21 ARALIK’ Eski Türk Tarihi Araştırmacısı Zübeyir Batur, 31 Aralık olarak bildiğimiz yılbaşının sonradan yaşamımıza girdiğini, Türkler’ in yılbaşını günlerin uzamaya, gecelerin kısalmaya başladığı 21 Aralık’ı 22 Aralık’a bağlayan gece kabul ettiğini, söyledi. Batur, “Bu geceyi takip eden ilk dolunay ise yeni yılın ilk günüydü, çünkü 21 Aralık’ta güneş karanlığı yeniyordu. Güneşin dönüşünü Türkler Nar-Dugan şenliklerinde, kutsal akçam ağacı altında kutlardı. Akçam ağaçlarının dallarına bantlar bağlayarak Tanrıya dileklerini iletirlerdi. Akçam, hayat ağacıdır. Anadolu’nun kilim desenlerinde halen vardır. Türk inanışındaki yerden göğe kadar uzanan ağaç, Sümer geleneklerinde de var. Türkler’ de güneş kutsaldı ama Tanrı değildi. Sürekli çekişme halindeki gece ve gündüzün kavgasından gündüz 22 Aralık’ta galip çıkar. Bu nedenle ‘Yeniden Doğuş Bayramı - Nardugan’ Türk tarihinde çok önemlidir” dedi. ‘İYİLİK MELEĞİ’ Noel Baba efsanesinin temelinde, eski Türk inancının İyilik Meleği Ülgen olduğunu söyleyen Batur, şöyle devam etti: “Bembeyaz sakallı, uzun kaftanlıydı. Akçam ormanlarında, Altın Köşk’te yaşardı. Altay Türkler’ inde, aydınlık alemi, yukarıdaki dünyada, iyi ruhlarla bulunurdu. Orta Dünya’da insanlar, aşağıda ise kötü ruhlar yaşar. Türkler gelenek ve inançlarını göçlerle batıya taşıdı. Bu inançların en yaygın uygulandığı Anadolu; Orta Asya Türk yurdunun uzantısı gibidir. M.S. 3’üncü yüzyılda Hunların, Kafkaslardan Atlantik’e uzanan göç dalgasıyla, Türkler’ in tek tanrılı Tengri inancı, çok tanrılı Avrupa’yı, kökten etkilemiştir. Nar-Dugan, güneşin doğumu; 24/25 Aralık’ta İsa’nın doğum günü kutlamalarına dönüşürken, çam süslemeleri, dallarına bağlanan dilekler, hatta hediyeler, Hıristiyanlıktan çok önce Türk kültüründe, vardı.” Kaynak: Muazzez İlmiye ÇIĞ, Sümerolog Kutlama günü insanlar, yeni kıyafetler giyerler. Tüm akrabalar, bir araya gelir ve özel yemekler hazırlanır. Kadim Türk Astrolojisinde her yıl 21-22 Aralık arasında, gündüz gece ile savaşır ve sonunda güneş, galip gelir. Bu zaferden sonra gelen, ilk dolunayda yeni yıl kutlanır. Bu bayram atalarımız için bir “Yeniden Doğuş Bayramı” dır. Türkler ile akrabalıkları bilimsel olarak kanıtlanmış olan Sümerlerde de “Nardugan Bayramı” kutlanması, yeni yıl kutlamalarının Türk kökenli olduğuna oldukça sağlam bir kanıttır. Eski Türkler’ in sahip olduğu, “Hayat Ağacı” inancı, yaz kış yapraklarını dökmeyen Akçam Ağacı ile sembolize edilmiştir. Türk tarihinde, kadim dönemlerden beri kutlanan bir “Çam Bayramı” da bulunmaktadır. Türk sanat eserlerinde sıklıklarla görülen “Hayat Ağacı” figürü, Türk kökenleri bilimsel olarak kabul edilen, “Navajo Kızılderilileri” tarafından da el sanatlarında kullanılmıştır. Bu ağacın bilimsel olarak, Türkler’ in tarih boyunca yoğun olarak bölgede var olduğu; Gülzade Kahveci tarafından akademik bir çalışma ile ispat edilmiştir. “Noel, kutlama tarzı “NARDUGAN” Bayramına benzeyip, kış ve yeni yılbaşı bayramı olarak Türk toplulukları tarafından kutlanmaktadır. ‘Beyaz çam Ağacı’ süslemesi kutlamalarda en önemli törensel parçadır. Nardugan Bayramı’nı, coğrafi olarak nerede kutlandığını göz önünde bulundurur ve geleneksel belirtileri dikkate alırsak bu ağacın bir çam veya bir ‘Abies Sibrica’ olabileceğini düşünebiliriz. Netice olarak, çamın Noel kutlamalarında bugün ortak olarak seçilmesinin sebebi sadece, estetik değerinden dolayı değil, ancak kadim geleneğin yolunda giden bir uygulamadır. *1 Türkler’ in çok eski çağlardan beri Akçam ağacının süslemesi, tören sırasında ağacın altına hediyeler konması ve ağaca renkli bez parçaları bağlanarak; yeni yıl için dileklerde bulunulması, Avrupalıların “Noel Ağacı” geleneğinde, bir Türk etkisi olduğunu kanıtlar. 5 Günümüzde de bazı köylerimizde “Dilek Ağacı” adeti devam etmektedir. Yeni yıl kutlamaları ve ağaç süsleme Türkler’ den Sümerlere, oradan da Anadolu üzerinden Avrupa toplumlarına geçmiştir. Batı toplumlarının, pagan cehaleti içinde bir inanç sistemine sahip olduğu, doğu toplumlarının ise ateşe ve putlara taptığı dönemde, Türk insanı “Yer – Su” inancına, aksakallı bilge ve yardımsever kişi, “Tengri Ülgen”e ve kış mevsiminin atası “Ayaz Ata”ya inanmıştır. “Ayaz Ata” ve taklidi olan “Noel Baba” nın giydiği kıyafetler kadim Türk insanın giydiği kıyafetlerdir. Kutlama sırasında, Atalarımız Akçam ağacının etrafında, “İnderbay” denilen dairesel bir oyun oynarlardı. O gün, tüm kötülükler, dargınlıklar unutulur, herkes birbirine çok iyi davranırdı. Günümüzde, tamamen batı kültüründen kopya ettiğimiz, yılbaşı kutlamalarının kökeninde, kendi kültürümüz olduğunu ne yazık ki pek az, Türk biliyor. Bu bayram için “Peynirçiçeği Gündoğan Gönüllüleri Derneği” ve “Bodrum Belediyesi” tarafından ortaklaşa, “Nardugan Kültür Etkinlikleri” adı altında 20 – 21 Aralık tarihlerinde bir kutlama yapılmaktadır. Batı toplumlarının Türk kökenli inançları kullanarak yaptığı ve kendi içinde de tutarsızlıklar içeren yılbaşı kutlamaları yerine “Milli Yılbaşı” kutlamaları yaygınlaştırılmalı; bu kutlamaların kökenleri Türk Tarihi ve mitolojisinde aranmalıdır. Bu konuda Doç. Dr. Pervin ERGUN, bir makalesinde bizlere bilimin işaret ettiği yolu gösteriyor. “Küresel kültürün, mozaik taşlarına dönüşmemek için onurlu ülkelerin, direnç modelleri incelenerek çözüm önerileri geliştirmek, gerekmektedir. Karşı konulamayan, bu kültürel akış içerisinde, millî kahraman ve figürleri desteklemeye ihtiyaç vardır. Nitekim, Almanya, Çin vb. ülkelerde, yerel mitolojik halk kahramanları yılbaşı kutlamaları için kullanılmaktadır. Dünyanın en eski, en köklü ve karakteristik kültür kalıplarına sahip Türk milletinin; küresel sermayenin baskısına direnecek, kültürel zenginliği ve kahramanları vardır. Türk milletinin, ayakta kalışının ve yükselişinin kendi kültürüne sahip çıkmak ve dünya pazarında rekabet yapabilmekle mümkün olduğunun, hatırdan çıkarılmaması gerekmektedir.” *2 Bilimde, sanatta, uygarlıkta ve bunlara bağlı, hayata dair birçok alandan, “Türk Kültürü” kendinden başka toplumları etkileyebilecek kadar, özel örnekler sergilemiştir. Ne yazık ki kadim kültürümüzün, özel değerlerine sahip çıkamadık. Onları batı kültürüne kaptırmakla kalmadık; birde, bize ait değerleri, onlardan taklit ederek yaşamaya başladık. Şanlı tarihimizdeki birçok atamızın dediği ve yüce ATATÜRK’ün de açık seçik ifade ettiği gibi; “Türklüğün, unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti; bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin, yüksek medeniyet ufkunda, yeni bir güneş gibi doğacaktır.”