Piyasalar

Türkiye Güç Merkezi Olmalıdır

Punto:
Daha önceden defaten, “ Türkiye, güç merkezi olmalıdır” diye birçok kereler söyledik, yazdık-çizdik; ”Türkiye’nin ne NATO’ya, ne AB’ye, ne Şangay Beşlisine ne de başka bir kuruluşa ihtiyacı olmadan kendi güç merkezini oluşturmalıdır” dedik! Bütün Türkiye Akdeniz’deki olan olayları nefesini tutmuş izliyor. “Ne olacak bu işin sonu nereye varacak?” diye merak ve tedirginlikle bekliyor. Bunun ötesinde olay sadece ne Yunanistan olayı ne de Doğu Akdeniz olayı! Esas mesele Müslüman bir ülke olan Türkiye’nin, Suriye’de, Irak’ta, Katar’da, Azerbaycan’da, Sudan’da, Somali’de, Libya’da, Orta Doğu’da Afrika’da, Asya ve Balkanlarda yani çok geniş bir coğrafyada olması, emperyal güçlerin tekerine çomak sokması, Türkiye’ye ayar vermeye çalışanlarda ciddi bir şekilde endişe yarattı. Bunun içinde Yunanistan üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya, akılları sıra gerekirse “Ders” vermeye çalışıyorlar. Bu olay aynı zamanda var olan bir gerçeği bütün çıplaklığı ile ortaya koydu, “HİLAL-HAÇ” kavgasını veya “Siz onlardan olmadığınız müddetçe onlar sizden olmaz” (Hadis) gerçeğini. Ortak, stratejik ortak, ittifaklar, dost ülke vs. hepsi hikâye, hepsi masal! Hepsi yalan! Haklı olup olmamanızda hiçbir şey ifade etmiyor. Uluslararası Hukuk mu? “ o ne!?” Tek ifade eden Haç’ın mı, Hilal’in mi yanındasınız?” Hilal’in temsilcisi bir ülke çıkıp, çok geniş bir coğrafyada egemen olmaya kalkacak, Haç’ın temsilcisi bir ülkeye kafa tutacak! Hhaddine mi!? Yunanistan’ın haksız ve hukuksuz davranışlarını bütün cihan bilmesine rağmen, hepsi topyekûn Yunanistan’ın yanında yer aldı. Buraya kadar herkesin bildiği, ittifak ettiği bir konu. Önemli olan bundan sonra. Yunanistan ile savaşırız veya savaşmayız, yalnızız veya değiliz o ayrı bir konu. Ancak bütün bu olaylar bir gerçeğin çığlığını duymamızı sağladığını düşünüyoruz. TÜRKİYE GÜÇ MERKEZİ olmalıdır. NATO üyesi olan ülkelerin, bir başka NATO üyesi ülkeye karşı haksız bir şekilde tavır almaları, Türkiye’nin NATO dan dışlanması, Türkiye’nin hiçbir ittifak içinde olamayacağını ortaya koymuştur. Olan olayları fırsat bilen kişi, kurum veya ülkeler hemen harekete geçerek, ÇİN, RUSYA, İRAN ve TÜRKİYE PAKTI’ndan söz etmeye başladılar. Hangi Çin, Doğu Türkistan dahil Çin Denizi etrafındaki ülkelere kan kusturan Çin ‘mi? Hangi Rusya, Afganistan’dan önce Türkiye’yi işgal etmeyi düşünen, Kırım’ı işgal eden, emperyal hayallerinden asla vazgeçmeyen, gözünü sıcak denizlere dikmiş Rusya’mı? Veya bölgesel güç olmayı kafaya koymuş, mezhep savaşları çıkarmaktan kaçınmayan İran ‘mı? Tabi hemen, “O zaman yalnızlaşırız, tek başımıza bütün dünya ile baş edemeyiz”. Peki ya şimdi? Başımızı kaldırdığımızda, başımıza vurmaya kalkmıyorlar mı? Her fırsatta ayar vermeye, talimat vermeye çalışmıyorlar mı? Gerek ABD’nin gerekse AB’nin çıkar ve menfaatleri gereği bizimle ittifak etmeleri daha uygun iken neden Yunanistan’ın yanında yer alıyorlar? Bu, ekonomik, siyasi ve askeri nedenlerle açıklanamayacağına göre, Hilal-Haç kavgasından başka bir şey değildir. Bu durum başka ne ile açıklanabilir? Son olaylar tekrar göstermiştir ki, haklarımıza sahip çıkıp kimseye hakkımızı yedirtmeyeceğiz, bedeli ne olursa olsun, bu ülkeye, bu vatana, bu bayrağa, bu millete sahip çıkacağız. Hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım bu gerçeği aklımızdan çıkarmamamız lazım. Bedel öderken de en ağır şekilde bedel ödetmesini de bilmeliyiz. Bunun içinde Türkiye kendi güç merkezini kurmalıdır. Peki, bu nasıl olacak? Aslında çok basit. Geçmişte ülkemizde karada ve denizde araştırma yapan yabancı şirketler nerede araştırma yapıp, “Burada bir şey yok” dedikleri yerlerde araştırma yapmak! Bu kadar basit! Bakın ne kadar petrol, ne kadar doğalgaz bulacağız. Karadeniz’de olduğu gibi. -Türkiye, Allah’ın bir lütfu dünyanın en verimli toprakları üzerinde. Bu toprakları daha verimli hale getirmeliyiz. - Türk akıl ve zekâsına güvenmeliyiz. Türk Mühendislerine fırsat verelim. Gördük ki onlara fırsat verilince, gerek savunma sanayiimiz gerekse teknolojik atılımlarımız göz kamaştırıyor. - Jeopolitik ve Jeostratejik konumumuzu çok iyi kullanmalıyız. Biz, Asya ve Avrupa üzerinde bir köprüyüz. Bize rağmen hiçbir devlet ne Orta Doğu’ya, ne Asya’ya ne de Avrupa’ya hakim olabilir. Unutmayalım dünyanın en güçlü donanmasına, ordularından birine ve en kahraman milletine sahibiz. - Dışımızdaki kendini satmamış, emperyalizmin kucağına oturmamış, İslam Ülkeleri ve Türk Ülkeleri ile ilişkilerimizi en üst düzeye çıkartarak, Türk-İslam Birliğini kurmalıyız. -Dünyadaki emperyalizmin boyunduruğunda olan mazlum milletlere sahip çıkmak, özgürlüklerini kazanmaları konusunda her türlü desteği vererek bir cihan devleti olduğumuzu göstermeliyiz. Ve en önemlisi; Milli birlik ve beraberlimizi tam olarak sağlamalıyız. Bunun içinde istisnasız herkes söz konusu vatan olduğunda, siyaset üstü, partiler üstü düşünmesi ve hareket etmesi gerektiğini bilmeli, anlamalı. Bu konuda herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli. Başka Türkiye yok, başka vatan yok. Ya esaret zincirleri altında köle olarak inleyerek yaşayacağız ya da şehadet şerbetini içecek hür, bağımsız bir devlet olarak hayatımıza devam edeceğiz. Sayılanlar dışında sayılmayanlar, kısa ve uzun vadeli olanlar olabilir. Ama şurası bir gerçek ki, TÜRKİYE GÜÇ MERKEZİ olmalıdır, elinde böyle bir imkân ve fırsat var. İsmet Taş – İç Anadolu Birliği Genel Başkanı Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanı