Piyasalar

Türk Mısır İstihbaratları Korona Teşhisli Beşar ve Esma Esat Çiftini Kahire’de mi Saklıyor?

Punto:
Ankara’nın Doğu Akdeniz’de Libya, İngiliz Kolonisi Malta ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yaptığı anlaşmalar kapsamında belirginleşen kazanımlarını koruyabilmesi açısından Mısır, İsrail ve Suriye ile ilişki kurması kaçınılmazdı ve bu husus günümüzde büyük ölçüde özelikle adı geçen ülke istihbarat kuruluşlarının diplomasisi ile başarıldı. İstihbarat örgütlerinin bir araya gelmeleri adı geçen ülkeler arasında önemli bir diyalog kanalının işlevsel olduğunu gösteriyor. Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil, MİT Başkanı Hakan Fidan, Suriye istihbarat servisinin başkanı Ali Memlük ve İsrail istihbarat servisi Mossad'ın Başkanı Yossi Cohen, farklı zamanlarda gerçekleştirdikleri toplantılarda bölgedeki küresel güçlere karşı birlikte hareket etmeyi kararlaştırmışlardı. Bu toplantılara ev sahipliği yapan MİT Başkanı Fidan’ın aynı zamanda adı geçen ülke gizli servisleri ile varılan mutabakatın mimarı olduğunu söylemeye gerek var mı, bilemiyorum? İktidar çevrelerinin Suriye’de olup bitene İhvanı Müslim gözlüğünden baktıkları olgusu yeni değil. Bu nedenle Rabia işareti ile sembolleştirdikleri politikalarının Türkiye’nin etrafındaki çemberi daraltmaktan başka bir işe yaramadığı affedersiniz ama kabak gibi ortada. O nedenle Cihanşümul Kadim Türk Devletinin bağlantılarını değerlendirmekten yoksun oldukları stratejik sığlığın müellifi tarafından nasıl bir açmaza sokulduklarını fark ettiklerinde treni kaçırmak üzere olduklarını geçte olsa idrak edebildiler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl Ağustos ayında yaptığı bir açıklamayla Türkiye ve Mısır istihbarat servisleri arasında görüşmeler yapıldığını duyurmuştu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da Mısır'la normalleşme açısından bazı girişimlerin olduğunu kaydetmiş ve hatta Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri ile 2020'de yapılan İslam Konferansı Örgütü toplantısı sırasında yüz yüze görüştüğünü ve ilişkileri normalleştirmek için bir yol haritası üzerinde çalışma teklifinde bulunduğunu bildirmişti. Bu temaslar neticesinde Türkiye ve Mısır karşılıklı jestler yaptılar ve birbirlerini uluslararası örgütlerde engellemekten vazgeçti. En somut adım ise Türkiye'den geldi. Türkiye, Mısır'ın NATO toplantılarına katılımına koyduğu vetoyu 2020 içerisinde kaldırdı. Kahire yönetimi Türkiye’nin bu jestini karşılıksız bırakmadı. Türkiye Mısır Yakınlaşmasının perde arkası Mısır Varlık Fonu, orduyla doğrudan ilişkili Milli Hizmet Projeleri Örgütü (NSPO) ile bir işbirliği yapıyor. NSPO, Enver Sedat döneminde ordunun kendisine yeterli hale gelmesini amaçlayan bir örgüt olarak kurulmuştu. Ordu, elindeki hizmet fazlası inşaat, gıda, tarım, mandıra ürünlerini yerel pazarda satabilecekti. Bu sistem Sisi zamanında daha da geliştirildi, ilaç ve ulaşım da kapsama alındı. NSPO, kalkınmaya yönelik projeler de yürütüyor, borsaya kota olan şirketleri var, ülke ekonomisinde en büyük itici güç konumuna gelerek yaşamın her alanında özel sektörle rekabet edebilir durumda. Mısır muktedirlerinin çıkar çarkını döndürme misyonunu sürdürülebilir hale getirmek isteyen Milli Hizmet Projeleri Örgütü, yeni atılımlar peşinde. Bu kapsamda 5 Ocak 2020’de İsrail ve Mısır bir açıklama yaparak Mısır’ın İsrail’den doğalgaz ithal etmeye başladığını duyurdu. Anlaşmaya göre İsrail’in Akdeniz’deki Leviathan ve Tamar sahalarından 5 yıllık dönemde 85,3 milyar metreküp doğalgazı Mısır’a satması öngörülüyordu. East Gas isimli özel bir şirket anlaşmayı Mısır adına yapmıştı. East Gas, Mısır Hükümeti’nin gölge şirketlerinden birisi ve Mısır istihbaratının kontrolünde. Mısır istihbarat servisi, East Gas aracılığı ile bu gazın ithal edilmesi ve dağıtılması sayesinde oldukça yüklü bir kâr elde edecek. Bu anlaşmayla ortaya çıkan ekonomik değer Mısır’ın genel bütçesine dahil değil ve servisin üst düzey yöneticilerince ve Mısır ordusunun generalleri arasında paylaştırılacak. East Gas, British Virgin Adaları, Lüksemburg, İsviçre ve Hollanda üzerinden faaliyet gösteriyor ve dolayısıyla vergilendirme ve Mısır hukuki sisteminde de kaçınmış oluyor. East Gas (EG), Enerji, Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı tarafından 5 numaralı lisans altında kurulmuş bir şirket. EGC sermayesi 40 Milyon Suudi Arabistan Riyal. Günümüz döviz kuru verilerine göre 1 Suudi Arabistan Riyali 2,03 Türk Lirası ediyor. EGC, beş şirketten oluşan konsorsiyumdan müteşekkil. 1. Ulusal Gaz ve Sanayi Şirketi (GASCO), Mısır Doğalgaz Şirketi (GASCO), Mart 1997'de, 575 sayılı yatırım kanunu gereğince kurulmuştur. 750 milyon Suudi Arabistan riyali sermayeli bir Suudi anonim şirketi. Sıvılaştırılmış petrol gazı, propan gazı, bütan gazı üretir. 2. Saudi Paper Group (SPG) Saudi Paper Manufacturing Company (SPMC), Saudi Paper Converting Company (SPCC) ve Saudi Recycling Company (SRC) ana faaliyet gruplarıdır. 245 milyon Suudi Arabistan riyali sermayesiyle Suudi borsasında işlem gören bir Suudi anonim şirketidir. Şirketin ana faaliyetleri iki ana sektörden sanayi sektörü ile ticaret ve nakliye sektörden oluşmaktadır. 3. Arap Kağıt Üretim Şirketi (WARAQ) 1994 yılında Arap Paper ManufacturingCo Co. veya WARAQ'ı adı ile 50 Suudi yatırımcıdan oluşan bir grup tarafından kuruldu. 500 bin ton üretim kapasiteli, bu Suudi kapalı anonim şirketi, 375 milyon Suudi riyali sermayeye sahip. 4. Suudi Arabistan Amiantit Şirketi boru üretmek üzere 1968'de Suudi Arabistan'ın Dammam şehrinde kuruldu. O zamandan beri Amiantit, dünya çapında çeşitlendirilmiş boru ve su çözümleri sunan kendi alanında üreten, endüstriyel grup. 1.155 Milyar Suudi Arabistan Riyali sermayesi var. CTP (Glass Reinforced Polyester) Borular, GRV (Glass Reinforced Vinylester) Borular, GRE (Glass Reinforced Epoxy) Borular, Sfero Döküm Borular ve Kauçuk Ürünleri üretimi yapıyor. Amiantit, yerel pazara, Belediye ve Kentsel Gelişim, Sanayi, Petrol ve Gaz, Su İletimi ve Su kuyuları gibi sektördeki çeşitli sektörlerle hizmet veriyor. 5. Al-Rabiah ve Al-Nassar Group: 100 milyon Suudi Arabistan riyali sermayeli bir Suudi kapalı ortak hisse senedi şirketi ve dört sektörde faaliyet gösteriyor: Ticari, Endüstriyel, gayrimenkul ve Hizmetler. Bu dört sektör birkaç iş biriminden oluşur. 1950 yılında Al-Khobar'da kurulan Al-Rabiah ve Al-Nassar Group, Arab American Oil Company (Aramco) ve belediyelerle koordineli olarak yol yapım müteahhidi olarak ana yolun bir kısmını inşa etmek için faaliyetlerine başladı. 6. Görüldüğü gibi, Mısır ordusunun öncelikleri arasında Suudi sermayesinin bekçiliğini yapmak var. Belki de Mısır'ı Türkiye ile anlaşmaya ikna eden sermayelerinin Mısır'a bekçiliğini yaptıran körfezin fistanlı şeyhleri olabilir, ne dersiniz? Bu tablo göz önünde bulundurulduğunda Mısır'ın Türkiye ile anlaşma uzlaşma yollarını araması beyhude çaba sayılmaz. Nitekim Mısır, Doğu Akdeniz'de Türkiye ile sorun yaşadığı Yunanistan'la Deniz Yetki Anlaşması imzalarken Yunanistan'la Doğu Akdeniz'de deniz sınırlarını belirlerken sınır çiziminin Meis Adası'ndan başlatılmasını isteyen Atina'ya karşı çıkmış, Türkiye'nin kıta sahanlığını ihlal edecek bir adımdan kaçınmıştı. Mısırın politik manevrası, Yunanistan’ın botomatik olarak kıta sahanlığı yarattığı tezinden geri adım atmasını sağladı. Böylelikle Yunanistanlı kopiller fabrika ayarlarına geri döndüler. Bu defacto durum, Yavuz sendromundan bir türlü çıkamayan Mısır, Türkiye'nin uluslararası hakkına saygı göstererek, Cihanşümul Kadim Türk Devletine bağlılığını tescilledi denilebilir. Türkiye Libya'daki askeri varlığı ile Mısır'a komşu oldu ve Mısırlı generaller bu gerçeği görmemezlikten gelemediler. Türk Yetkililer Mısırlı muhataplarından Libya’da yapıcı bir rol oynamasını, ayrılıkçı General Hafter’e Mısır üzerinden yapılan her türlü lojistik desteğin kesilmesini istedi. Ankara'nın Mısır'a karşı yeni normalleşme adımları ve iyi niyet beyanları, küresel işgal ordusuna karşı, Mısır’ın Doğu Akdenizdeki ulusal çıkarlarını koruyabilmesinin önünü açmış oldu. MİT Arab Intelligence Forum’unun neresinde? Türkiye’nin siyasi, ekonomik, istihbarat ve askeri operasyonel gücünden çekinen Ortadoğu Arap ülkeleri, Ankara-Kahire ilişkileri açısından olumlu etki yaratacak gelişmeleri istemeyerek te olsa destekliyor. BAE ve Suudi Arabistanın başını çektiği Körfez ülkeleri Katar'a uyguladıkları blokajı kaldırdılar ve ilişkileri yeniden tesis etme yarışına girdiler. Bu gelişimlerle Türkiye’nin elini öptüklerini bildiklerini sanmıyorum. Katar ile Körfez arasındaki yumuşama, Türkiye'nin de genel olarak hem Körfez hem de Arap ülkeleriyle ilişkilerine olumlu yansıdı. Çünkü temelinde Kölemen Memlük Türklerinin alınteri, kanı bulunan Mısır, kıytırık körfez şeyhliklerine göre daha köklü devlet geleneğine sahip. Ne de olsa Osmanlı Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın emekleri Mısır Devletinin her zerresine sinmiş. Türk istihbarat birimlerinin yakından izlediği Mısır, Kahire’deki Arab Intelligence Forum Arap İstihbarat Forumunu açtı. Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Şubat 2020'de bazı Arap devletlerinin istihbarat organlarının başkanları ile bir toplantıda forumun kurulması için çağrıda bulundu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdül-Fettah el-Sisi, 1 Şubat'ta Kahire'de 2021 Arap İstihbarat Forumu'nun açılışını yaptı. Arap İstihbarat Forumu'nun kurulması ile istihbarat ve ulusal güvenlik alanlarında Araplar arası işbirliğini teşvik edilecek. Arap ülkeleri arasında, özellikle diğer ülkeler ve hükümetler tarafından desteklenen terörist grupların neden olduğu istikrarsızlık ve krizlere tanık olan bölgelerde istikrarı yeniden sağlamak için ortak eylem planı hazırlanacak. Arap ülkeleri arasında istihbarat alışverişi, terörizm ve bölgesel tehditlerle yüzleşmenin anahtarı görülüyor. Arap istihbarat organlarının forum aracılığıyla birbirlerinin terörizmle mücadele deneyimlerinden yararlanması bekleniyor. Terörist örgütlerin para ve silah arzını durdurmada çok fazla fayda sağlaması hedeflendiği gibi büyük ölçüde uluslararası ve bölgesel güçler tarafından kontrol edilen Arap dünyası güvenlik sisteminde reform yapılması söz konusu olabilecek. Arap İstihbarat Forumu'nun ülkeler arasında güçlü ve destekleyici bir mekanizma olarak faaliyete geçirilmesi, Türkiye açısından da önemli. Güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olacak şekilde özellikle terörizm, aşırılık yanlısı ideoloji ve organize suçla mücadele olmak üzere Arap bölgesinin karşı karşıya olduğu sorunları çözmeyi amaçlayan Arap İstihbarat Forumu'nun ikincisi, 25 Şubatta Ürdün sınırları içersindeki liman kenti Akabe’de, Ürdün Kralı Abdullahın katılımı ile düzenlendi. Yani Cihanşümul Kadim Türk Devleti; جمهورية مصر العربية / Cumhûriyyetü Mısr el-Arabiyye/ Mısır Arap Cumhuriyeti üzerinden Arab Ligine çeki düzen veriyor. İslam ülkeleri istihbarat örgütlerinin koordinasyonu Eylül 2010'da Suudi Arabistan'ın Cidde şehrinde İslam ülkeleri istihbarat örgütlerinin koordinasyonunu sağlamaya yönelik bir merkez kuruldu. İşte sözünü ettiğim 1 Şubat 2021’de Kahire'de binası açılan Arap İstihbarat Forumu, bu merkezin bir alt yapısını oluşturuyor. Cidde’deki merkezin eski bir Türk istihbaratçı tarafından yönetildiği iddia edilmiş, Hatta Türk basınında bazı köşe yazarları bu ismin MİT Müsteşarlığı’ndan emekli Emre Taner olduğuna değinmişti. Öyle ki Cidde’de bulunan İslam ülkeleri istihbarat kurumlarının koordinasyonunu sağlayan merkezin başkanlığını yapan Emre Taner İslam ülkelerinin oluşturduğu istihbarat ağının başına geçtikten sonra, Pakistan’dan, Tunus’a kadar nerede yaprak kımıldasa Ankara’nın haberi oluyordu! Merkezin kalbinin attığı Cidde’ye akan bilgiler, anında Yeni Mahalle’deki merkeze iletiliyordu! Türkiye yıllar sonra kendisine yakışanı yapıp büyük oynuyordu. Elini sokmadığı iş yoktu. Birimin merkezi Cidde’de olmasına rağmen İran’ın da merkeze üye olduğu ve periyodik toplantılar için üst düzey istihbaratçıların zaman zaman Suudi Arabistan’a gittikleri ve bilgi paylaşımında bulundukları kaydedilmiş, Cidde’de bulunan İslam Konferansı Örgütünün de bu merkeze fiziki destek verdiği belirtilmişti. İslam Konferansı Örgütü’nü oluşturan ülkeler arasındaki siyasi rekabetin bu oluşuma engel olmadığına dikkat çekilirken, geçmişteki Arap-İsrail savaşlarında istihbarat eksiğinin ne denli facialara yol açtığının biliniyor olmasından ötürü bu ülkelerin söz konusu girişime sıcak baktıkları ve aralarındaki ihtilafları istihbarat paylaşımı söz konusu olduğunda unuttukları özellikle vurgulanmıştı. Bu kapsamda Suudi Arabistan Mali İstihbarat Birimi (SAFIU) ile MASAK arasında 04.07.2013 tarihinde Mutabakat Muhtırası imzalandı ve Müslüman Kardeşlerle mücadeleye odaklandırılan Suudi Arabistan istihbaratı yeniden yapılandırıldı! Türkiye’ye bağlanmak isteyen Suriye'den bugüne… Beşar Esad'ın babası, Çerkez kökenli Hafız Esat, MİT Müşteşarı Fuat Doğu'nun angaje ettiği, Türk istihbaratının güvendiği birisiydi. Beşar Esad’ın eşi Esma Esad’ın, Osmanlı hanedanından olduğu iddiası da cabası. Beşar Esad, uzun süredir uluslararası basına öncelikle Türk halkına sesleniyorum diyerek başlayan ve Sayın Recep Tayip Erdoğan isminin anılarak devam eden sıcak, ılımlı açıklamalarda bulunuyor. Buradan anlaşılıyor taraflar makul bir çözüm arayış sürecine girdi. Beşar ve Esma Esat çifti önce Korona oldu Bir kaç hafta önce Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ve eşi Esma Esad’ın koronavirüs (Covid-19) testinin pozitif çıktığı duyuruldu. Beşşar Esad ve eşi Esma Esad’ın koronavirüs testleri pozitif çıkmıştı. Esad ve eşinin sağlık durumunun iyi olduğu, 2-3 hafta süreyle evde karantina altında kalacakları belirtildi. Ancak ne oldu ise Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve eşi Esma Esad'ın korona virüse yakalanmasının ardından özel bir uçakla Rusya'nın başkenti Moskova'ya getirildiği açıklandı. Suriye'de konuşlu Rus güçlerinin Sözcüsü Aleksander Ivanov, Esad ile eşinin Moskova'da tedavi altına alındığını söyleyerek "Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, korona virüse yakalanmasının ardından tedavi için Moskova'ya geldi. Doktorlarımız hızlı bir biçimde müdahale etti. Esad hala tedavi altında, iyileşmesini umuyoruz" bilgisini vermişti. Türkiye’nin pandemi haritasına bakıldığında güneydoğu illerinin mavi olduğu görülüyor. Bu durum. Suriye'de de aynı. Yani zaten her türlü toplumsal temastan yalıtılmış Esad ailesinin koronavirüse yakalanmış olması pek akla yatan bir husus değil gibi. Beşar ve Esma Esad çifti Moskova'da hangi hastanede? Moskova Rusya’nın en modern ve gelişmiş hastanelerine sahip. Rusya Fedarasyonu, pandemi ile mücadele de birçok Avrupa ülkesi ve ABDye göre çok daha başarılı. Hiç şüphesiz bu başarının arkasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, koronavirüse yönelik toplantılar gerçekleştirmesi olabilir mi? Putin Moskova'da kurulan Korona Virüs Gözlem Merkezini sık sık ziyaret etti. Her seferinde Doktor ve sağlık personeli ile sohbet eden Putin, ülkedeki korona virüse karşı alınan tedbirler hakkında detaylı bilgi aldı. Moskova, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri arasında salgınla mücadelede merkeze dönüştü. Mesela Çeçenistan Devlet Başkanı Ramazan Kadirov, koronavirüs şüphesiyle Rusya'nın başkenti Moskova'da bir hastanede tedavi altına alınmıştı. Sizce, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat ve eşi Esma Esat Moskova’da hangi hastanede tedavi görüyor olabilir? Moskova yakınlarında Kommunarka Hastanesi'nde mi? Moskova'nın kuzeyinde Vuçetiç Caddesi'nde yer alan ve Kovid-19 hastalarına tahsis edilen 50 numaralı kent hastanesinde mi? Rusya'da en çok vakanın görüldüğü başkent Moskova'da, hükümet ve Moskova Belediyesi tarafından Moskova’ya bağlı Voronovsky kentinde 70 bin metrekarelik alana sahip, 500 kişinin aynı anda tedavi edilebildiği sahra hastanesinde mi? Yoksa Dışişleri Bakanlığı'na bağlı UPDK Polikliniği ve Hastanesinde mi? Dışişleri Bakanlığı'na bağlı UPDK Polikliniği ve Hastanesi acil durumlar ile genel sağlık hizmetlerinde yabancılara makul düzeyde hizmet veriyor. UPDK Polikliniği ve Hastanesi’nde kalındığında tek kişilik oda ücreti 43 Dolar. Doktor muayenesi 1600-3800 Ruble arasında değişiyor. Kan tahlili 380 Ruble yani yaklaşık 6,5 Dolar. Tahlilin çeşidine göre fiyat değişebiliyor. Biokimya tahlili 200-800 Ruble arasında hamilelere uygulanan kan tahlili ise 1760-2425 Ruble arasında. Şeker tahlilleri 200 Ruble (yaklaşık 3,5 Dolar) ve ultrason ücreti 1500 Rubleden (yaklaşık 25 Dolar) başlıyor. Yabancı şirketler tarafından kurulan özel sağlık kuruluşlarında ise ücretler yukarıda belirtilen rakamların birkaç katına çıkabilmekte. Rusya’da bazı durumlarda vatandaşlara ve turistlere ücretsiz sağlık hizmeti verilse de bu durum sağlık durumunun ciddiyeti veya hastaneye gitme sayısına göre değişiklik gösterebilir. Ruslar Moskova'ya adım atmayan Esad ailesi için neden böyle açıklama yaptılar? Her neyse, Beşar ve Esad çifti, Suriye'deki Rus güçlerinin sözcüsü Aleksander Ivanov'un açıklamasına rağmen Moskova'da yok desem! Anadolu'da bir söz vardır, "Abdal abdaldan köy kıskanır" diye. Ruslar da o hesap, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı, kendilerinden başka herkesten kıskanıyorlar. Sanırım Arabeskci Hakkı Bulut müptelası bunlar. Ne diyordu Hakkı Bulut, "Kıskanmak aşkın kanununda var/Gerçek seven kalbi bu duygu sarar/Henüz üç yaşında bir kardeşim var/Seni ondan bile kıskanıyorum." Rusların en büyük korkusu, Suriye'deki askeri üslerinin güvenliğini tehlikeye atacak bir başka küresel gücün Suriye'ye çöreklenmesi. Bu nedenle Beşar Esad’ın etrafında oluşturdukları koruma kalkanını her geçen gün daha da güçlendirdiler. Çünkü kendilerini Suriye'ye davet eden ve uluslararası platformlarda Suriye'de ki askeri varlıklarını meşrulaştıran anlaşmaları sağlayan Beşar Esad’ı kaybetmek istemiyorlar. Peki neden böyle birşey olsun. Belki de Arif Nihat Asya'nın dediği gibi "Bize bir nazar oldu/Cumamız Pazar oldu/Ne olduysa hep bize/azar, azar oldu" Önce Ürdün üzerinden elçiler Şam'ın eşiğini aşındırdı. Sonra peş peşe Suriye'nin Arab Ligine dönmesi çağrıları yapıldı. Ardından utanmaz arlanmaz fistanlı tayfası, bire bir Şam'dan taşıdıkları diplomatik misyonları açtılar. Esad’ın ihtiyaç duyduğu para muslukları az da olsa damlamaya başladı. Ruslar Esad’ın kapısında nöbet tutan fistanlı tayfasının aklını çelmesinden korktu. Beşar Esaddaki değişimi gözlemlediler. Analistlerin pşişik çözümlemesi Beşar Esad’ın ülkesindeki Rus ve İran askeri güçlerinin varlığından sıkılmaya başladığı şeklinde raporlaştırıldı. Ruslar Esad'ın ters köşe yapmasına karşı, yerine geçebilecek isimler araştırdı. Esad ailesi Şam'dan nasıl çıkarıldı? Kendilerince Esad’ı devirmeyi düşündüler. Bir kaç aday üzerinde durdukları Suriye, İsrail Türkiye ve Mısır istihbarat birimlerince ele alındı. Şam, Tel Avşv, Ankara ve Kahire’deki ilgili yetkililerden alınan onayla, çok gizli bir operasyon projelendirildi. Beşar Esada nefes aldırmayan İran ve Rus kuvvetlerini şaşırtmak ve dikkatleri Beşar Esad'dan uzaklaştırmak için, önce başkent Şam yakınlarındaki Suriye hava savunma sistemleri, İsrail uçakları tarafından gerçekleştirilen hava saldırısında bombalandı. Sığınaklara çekilen Rus ve İranlı güçlerin ortalığı boşaltmasından sonra Esat ve ailesi dikkati çekmeyecek kargo nakliye aracı ile Suriye İsrail sınırında yer alan Golan tepelerine doğru yola çıkarıldı. Kargo aracı daha önce herhangi bir saldırı ihtimaline karşı, içeriden zırhla kaplanmıştı. Suriye Türkmenlerinin yoğun yaşadığı Golan bölgesine girildiğinde, Esad ailesini taşıyan aracın yol güvenliği Türkmen milisler tarafından sağlandı. Hatta aracın İsrail sınırından girişini perdelemek amaçlı, İsrail topçusu ateşe başladı. Sonrası İsrail üzerinden ver elini Mısır! Ne senaryo be? İster rüya, ister senaryo, ister bilinçaltı sayıklama denilsin umurumda değil. Rusların kızgınlığını Suriye'deki Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kontrol ettiği yerleşim merkezlerine düzenlenen bombalı saldırılardan anlaşılmıyor mu?