Bu gün 27 Mayıs
Demokrasinin okyanus ötesi güçlerin yerel işbirlikçileri ile birlikte yaptıkları darbenin yıldönümüdür.
Darbe neden yapıldı sorusunun cevabı ile Menderes neden asıldı sorusunun cevabı aynıdır. Menderesin idamı gelecekte Türkiye’yi yönetecek diğer yöneticilere ders olsun niteliğinde bir vahşiliktir, siyonist bir plandır.
Adnan Menderes’in 17 Eylül 1961’de idam edilmesi, Türk siyasi tarihinin en travmatik ve üzerine en çok konuşulan olaylarından biridir. Resmî ve hukuki gerekçe Yassıada yargılamaları ve "Anayasa’yı ihlal" suçu olsa da, toplumsal hafızada bu olayın arkasında çok daha büyük küresel güç odaklarının, gizli ajandaların ve stratejik hesaplaşmaların yattığı ileri sürülür.
Menderes’in düşüşünü ve idamını küresel/bölgesel komplo teorileri bağlamında ele alan en yaygın anlatılar şu şekildedir:
1. Sovyetler Birliği ile Yakınlaşma ve "Eksen Kayması" Teorisi
Komplo teorilerinin merkezinde yer alan en güçlü iddia, Menderes’in iktidarının son döneminde *Moskova’ya dönme eğilimi* göstermesi ve bunun Batı (özellikle ABD) tarafından cezalandırılmasıdır.
* *Ekonomik Çıkmaz ve Moskova Planı:* 1950'lerin sonuna gelindiğinde Demokrat Parti (DP) hükümeti ciddi bir ekonomik darboğaza girmişti. Sanayileşme hamleleri için ABD ve IMF’den istenen ek krediler reddedilince, Menderes’in alternatif kaynak arayışına girdiği bilinir.
* *Temmuz 1960 Randevusu:* Teoriye göre Menderes, 1960 yılının Temmuz ayında Moskova’ya resmi bir ziyaret planlamıştı. Sovyetler Birliği’nden büyük bir ekonomik kredi ve sanayi yatırımı (fabrikalar, altyapı desteği) sözü alınacaktı.
* *Cezalandırma:* Türkiye’nin kurucu NATO üyelerinden biri olduğu ve Soğuk Savaş’ın en sıcak günlerinin yaşandığı o dönemde, Washington’ın bu "eksen kaymasına" asla izin veremeyeceği iddia edilir. 27 Mayıs darbesinin, bu Moskova ziyaretinden tam iki ay önce gerçekleşmesi, teorisyenler tarafından bu iddiayı güçlendiren en büyük "zamanlama" kanıtı olarak sunulur.
2. Haşhaş Ekimi ve Küresel İlaç Kartelleri
Daha spesifik ve yerel ekonomi tabanlı bir komplo teorisi ise Türkiye’deki geleneksel haşhaş üretimi ve bunun küresel güç dengeleriyle olan ilişkisidir.
* *ABD’nin Baskısı:* 1950’li yıllarda ABD, kendi ülkesindeki eroin bağımlılığının kaynağı olarak Türkiye’deki yasal ve kaçak haşhaş ekimini görüyordu. Washington, DP hükümetine haşhaş ekimini tamamen yasaklaması için yoğun diplomatik baskı uyguluyordu.
* *Menderes’in Direnişi:* Anlatıya göre Menderes, özellikle Anadolu köylüsünün en önemli geçim kaynaklarından biri olan haşhaş ekimini yasaklamayı reddetti ve ABD’nin bu talebine karşı dik durdu.
Sonuç: Bu direnişin, küresel ilaç kartellerini ve Washington yönetimini rahatsız ettiği; Menderes'in devrilmesiyle bu yasağın önünün açılmak istendiği iddia edilir. *(Nitekim yıllar sonra, 1971 muhtırasının ardından haşhaş ekimi kısa süreliğine yasaklanacaktır.)*
3. Bağdat Paktı ve İngiltere/Orta Doğu Dengeleri
Menderes dönemi, Türkiye’nin Orta Doğu siyasetinde en aktif ve "Batı yanlısı" rol oynadığı dönemlerden biriydi. Ancak bu durumun bölgedeki eski sömürgeci güçleri rahatsız ettiği ileri sürülür.
* *Bölgesel Liderlik Arayışı:* 1955 yılında Türkiye, Irak, İran, Pakistan ve İngiltere arasında kurulan **Bağdat Paktı**, bölgede Sovyet yayılmacılığına karşı bir set olarak tasarlanmıştı. Ancak teoriye göre Menderes, bu paktı Türkiye’nin Orta Doğu’da yeniden bir "bölgesel lider" ve oyun kurucu olması için kullanmak istedi.
* *İngiliz ve Arap Milliyetçiliği Kıskacı:* Menderes'in bu aktif bölge siyasetinin, hem bölgedeki nüfuzunu kaybetmek istemeyen İngiltere'yi hem de yükselen Arap milliyetçiliğini (Nasırizm) rahatsız ettiği; Menderes’in tasfiyesinin Orta Doğu’daki dengelerin yeniden dizayn edilmesiyle doğrudan ilişkili olduğu savunulur.
4. NATO/Gladyo ve "Derin" Tasfiye
Bu teori, darbeyi yapan askeri kadronun içerisindeki odaklara ve Soğuk Savaş dönemi antikomünist yeraltı örgütlenmelerine (Kontrgerilla/Gladyo) odaklanır.
Kontrolden Çıkan Lider: Menderes, 1952’de Türkiye’yi NATO’ya sokan ve üsleri ABD açan lider olmasına rağmen, zamanla iç siyasette çok güçlenmiş ve kitleleri arkasına alarak "fazla bağımsız" hareket etmeye başlamıştı.
* *Milli Birlik Komitesi ve ABD:* Darbeyi gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi’nin (MBK) radyodan okunan ilk bildirisinde *"NATO’ya ve CENTO’ya bağlıyız"* vurgusunun altının kalınca çizilmesi, darbenin arkasındaki Atlantikçi iradenin bir kanıtı olarak yorumlanır. Teoriye göre, Menderes’in idamı sadece bir cezalandırma değil, gelecekteki siyasetçilere "Batı ekseninden çıkmanın bedelini" gösteren ibretlik bir gözdağı operasyonuydu.
> Özetle;Resmî tarih Menderes'in iç siyasi kutuplaşma, ekonomik kriz ve antidemokratik uygulamalar nedeniyle asker tarafından devrildiğini yazarken; komplo teorileri onu **Soğuk Savaş satranç tahtasında Batı'ya (özellikle ABD'ye) kafa tutmaya çalışan, Moskova ile denge kurmaya yeltendiği için küresel bir operasyonla tasfiye edilen bir lider olarak konumlandırır.
Ardından Türkiye’de kurulan milliyetçi cephe siyaseti de bu darbenin gerekçelerini önlemek amacıyla Türk siyasi tarihine armağan edilmiştir.

