Piyasalar

Tarımsal Eğitim-Öğretim: Tarihçe, Sorunlar ve Gelecek

Punto:

Bir akademisyen olarak tarımın teknik yönü yanında tarımın tarihçesi, sorunları ve geleceği
konusunda araştırma yapma ve düşünce üretme çabasındayım. Tarımın serüvenini Türkiye’de
bir ilk olarak “Tarım Bilim Tarihi-Yeşil Aydınlanma” kitabım da inceledim (bk.
https://www.nobelyayin.com/tarim-bilim-tarihi-yesil-aydinlanma-20678.html). Bu yazıda bazı
özet bilgileri paylaşacağım:
Türkiye’de her yıl 10 Ocak tarım öğrenimine başlanılmasının yıl dönümü olarak
kutlanılmaktadır. Bu vesile ile başta tarım eğitimcileri olmak üzere tüm tarımcıların gününü
tebrik ederim.
Türkiye’de modern anlamda ilk defa tarım eğitim ve öğretimi Osmanlı İmparatorluğu
döneminde 10 Ocak 1846 yılında İstanbul Yeşilköy’de Ayamama Çiftliği’nde açılan Ziraat
Mektebinde başladığı kabul edilir. Bu tarih -Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra
da- ziraat öğrenimin yıl dönümü olarak çok çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
Bu bilgiler yanında bu tarihin doğru olmadığı yönünde tarihi kayıtlarda mevcuttur (bk.
Yıldırım, 2010. OTAM Dergisi, S: 223-238).

İhtiyaç
Genelde Ziraatı, özel olarak da pamuk tarımını gelişmesini isteyen Padişah Abdülmecit
ABD’den uzman istemiştir. Amerikan Dışişleri Bakanlığı, 1846’da Dr. James Bolton Davis
ve Dr. James Lawrence adlı uzmanları, Osmanlı Devletine görevlendirdi. Bu uzmanların
yardımı ile hazırlanan raporda “ziraat alanında behemehâl fiilen talim ve taallümüne ihtiyaç
vardır.” düşüncesine yer verilmiştir. Yani günümüz Türkçesi ile bunu anlamı “tarımın
uygulamalı ve ilmi yöntemlerle eğitimi” yapılmalıdır. Bunun sonucunda ziraat konusunda
eğitim kurumlarının kurulması kararı alınmıştır.
Bundan sonra, Ziraat Talimhanesi’nin kuruluşu 12 Ocak 1847 tarihli Nizamname (Tüzük) ile
gerçekleşmiş (Not: bu nedenle kutlama tarihi doğru değildir) ve Küçük Çekmece Ayamama
Çiftliğinde 1848’de eğitim-öğretime başlanılmıştır. 1847 yılında Yeşilköy’de “ziraat
okulunun kuruluş amacı, “Yedikule de açılmış olan bez dokuma fabrikasına gerekli ipliğin
hammaddesini sağlayacak pamuğu yetiştirmek ve pamuk ziraatını geliştirmek” olarak
açıklanmıştır. Ancak bu okul 1852’de tekrar açacağız diye kapatıldı. Bundan sonra açılan
ziraat okullarının akıbetini de başka yazıda değineceğim.
Peki, okul niçin kapatılmıştı?

Niçin kapatıldı?
Okulun kapatılma gerekçeleri arasında taşradan öğrenci kazanılamaması, hocaların
mesailerini tamamen okula verememeleri, yabancı uzmanlardan yeteri kadar
faydalanılamaması, kış şartlarında öğrencilerin yaşadığı zorluklar ve başta kitap olmak üzere
ders araç eksikliği gösterilmiştir.
Kapatılmanın 3 nedeni çok dikkat çekicidir: kontenjanların dolmaması, hocaların tam
zamanlı çalışmamaları ve ders materyali konusu.
Bu sorunlar o gündemi kaldı dersiniz? Bu sorunlar yanında günümüzde de farklı seviyelerdeki
ziraat eğitimi (meslek liseleri, MYO’lar ve fakülteler) önemli sorunlarla karşı karşıyadır.
Günümüzde de ziraat alanında 1990’ların ortalarından başlayarak -özellikle bazı bölümlerde-
yaşanan üniversite adaylarının tercih düşüklüğü (veya nitelikli öğrenci tercihinin azlığı)
önemli bir sorundur.
Motivasyon düşüklüğü ziraat eğiticilerin ve öğrencilerinin sorunlarının başında gelmektedir.

Gelecek
Talim; öğretmek (öğretim), yetiştirmek, alıştırmak, idman veya alıştırma veya uygulamalı
olarak yapılan eğitim anlamındadır. Taallüm ise (İlim. den) ilim edinme, öğrenmek olarak
açıklanmaktadır. Yâni, birincisinde öğretme, ikincisinde ise öğrenme manası hâkimdir. Tarım
eğitiminde öğretme ve öğrenme isteği yakıtı bitmiş hızla düşen bir hava aracı gibidir. Bu tablo
karşısında günümüzde de behemehâl derhal “yeniden zirai talim ve taallümüne” ihtiyaç
vardır. Uygulama çiftliği olmayan fakülteler konusu tekrar düşünülmelidir!
Bu ahval ve şerait içerisinde -özellikle endüstri 4.0’a doğru- ziraat alanında eğitiminin
hedefleri; müfredat; eğiticilerin eğitimi; uzaktan ziraat eğitim ve stajlar (uygulama) mutlaka
yeniden değerlendirilmelidir.

Son Söz: Çözülmeyen sorunlar kronikleşir.