Hakikat Kapsısı Kalp ile mi, Beyin ile mi aralanır ?!
İnsanlık, belki de var olduğu günden beri aynı sorunun etrafında dolaşıyor: Gerçeğe giden yolu hangisi gösterir; kalp mi, beyin mi?
Kimi aklı tek otorite kabul etti. Gerçek ancak delille, gözlemle ve mantıkla bulunabilirdi. Kimileri ise hakikatin yalnızca hissedilebileceğini, kalbin göremediğini hiçbir aklın göremeyeceğini savundu.
Oysa bu tartışmanın kendisi belki de eksik bir sorudan doğmaktadır. Çünkü insan ne yalnızca akıldır ne de yalnızca kalptir. İnsanı insan yapan, bu iki gücün birlikte var olmasıdır.
Beyin sorgular. Şüphe eder. Delilleri toplar, yanlışları ayıklar ve gerçeğe ulaşmaya çalışır. Kalp ise başka bir sorunun peşindedir: "Bulduğun bu gerçekle nasıl yaşayacaksın?" Çünkü bilgi tek başına insanı olgunlaştırmaz. Bilgiye yön veren vicdandır; vicdanın sesi ise kalpte yankı bulur.
Sadece aklın hâkim olduğu bir dünyada doğrular bulunabilir; fakat merhamet kaybolabilir. Sadece kalbin yönettiği bir dünyada ise sevgi çoğalabilir; fakat insan kolayca yanılgılara sürüklenebilir. Bu yüzden hakikat, akıl ile kalbin mücadelesinde değil, uyumunda ortaya çıkar.
Beyin kalbi denetler; kalp ise beyni insanlaştırır. Akıl, duyguların körleştirdiği yerlerde ışık olur. Kalp ise aklın katılaştığı yerde insana yeniden nefes verir. Biri somut gerçeği arar, diğeri o gerçeğin insan üzerindeki anlamını hatırlar.
Sorgulanmayan bir hayat, çoğu zaman başkalarının doğrularıyla yaşanmış bir hayattır. Fakat yalnızca sorgulayan ve hiç yaşamayan bir insan da hakikati eksik bırakır. Çünkü hayat yalnızca düşünmek değil; düşünceyi yaşayabilmektir.
İnsan bazen durmalı, bazen düşünmeli, bazen de yürümelidir. Sürekli koşan yönünü kaybeder; sürekli duran ise yolunu. Denge, ne sorgulamayı terk etmektedir ne de hayatın akışından kopmaktadır.
Belki de hakikatin en büyük öğretisi şudur: Gerçeği bulmak ile o gerçekle yaşayabilmek aynı şey değildir. Gerçeği bulmak için akla ihtiyaç vardır. Gerçeği hakikate dönüştürmek için ise kalbe...
Ve insan, ancak aklıyla gerçeği arayıp kalbiyle o gerçeği yaşayabildiğinde hakikate bir adım daha yaklaşabilir.

