Karabağ meselesi, otuz yılı aşkın bir süre boyunca Rusya'nın Güney Kafkasya'daki tüm nüfuz mimarisinin taşıyıcı sütununu oluşturmuştur. Moskova'nın neden hâlâ bu konuya geri döndüğünü, 2023 olaylarındaki sorumsuzluğunu savunduğunu ve 2020 tarihli üçlü bildirinin hukuki çerçevesini korumaya çalıştığını anlamak için bu konuyu geniş tarihi, jeopolitik ve kurumsal bağlamda ele almak gerekir.
1. Bölgenin "Yönetilebilir Anlaşmazlık" Yoluyla İdare Edilmesi.
SSCB'nin dağılmasından bu yana Moskova'nın Güney Kafkasya stratejisi, tek ve vazgeçilmez hakem rolü üzerine kurulmuştu. Çözüme kavuşmamış Karabağ statüsü, Kremlin'e iki temel nüfuz kozu veriyordu:
* Erivan'ın Bağımlılığı: Türkiye ve Azerbaycan ile karmaşık ilişkiler yumağında bulunan Ermenistan, Rusya'nın güvenlik garantilerine (Gümrü'deki üs, İran ve Türkiye sınırındaki FSB sınır muhafızları, KSKO üyeliği) dayanmak zorundaydı.
* Bakü'nün Dizginlenmesi: Topraklarını geri alma konusunda kararlı olan Azerbaycan, Moskova'nın tutumunu dikkate almaya, onunla stratejik diyalog kurmaya ve NATO ile radikal bir yakınlaşmadan kaçınmaya mecbur kalıyordu.
Karabağ konusunun kesin olarak kapanması ve bölgenin tamamen Azerbaycan'ın kontrolüne geçmesi, bu çok yıllık mekanizmayı yok etti. Karabağ faktörü olmadan Erivan'ın Moskova'nın mutlak yörüngesinde kalmasına neden olan temel korku ortadan kalktı; Bakü'nün de Kremlin'e taviz vermesi için temel sebep silindi.
2.Azerbaycan Ordusunun Kahramanlığı: Askeri Güçle Değişen Jeopolitik Gerçeklik
Moskova'nın onlarca yıl boyunca oluşturduğu "vazgeçilmez barış gücü" imajını ve bölgedeki statükoyu darmadağın eden temel unsur, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'nin sergilediği eşsiz kahramanlık, yüksek askeri profesyonellik ve çelik gibi irade oldu.
Azerbaycan askeri ve subayı, sadece karşısındaki düşmanı değil; otuz yıl boyunca "geçilemez" ilan edilen mitleri, bölgeye dış müdahale senaryolarını ve jeostratejik baskıları da yararak Zafer yazdı:
* 30 Yıllık Savunma Hatlarının Yarılması: Ermenistan'ın otuz yıl boyunca mühendislik ve tahkimat açısından en modern standartlarla güçlendirdiği, "geçilemez" kabul edilen karmaşık savunma hatları (Ohanyan hattı), Muzaffer Azerbaycan Ordusu'nun yüksek hassasiyetli vuruşları, sarsılmaz savaş ruhu ve canı-kanı pahasına sergilediği fedakarlık karşısında sadece birkaç gün içinde darmadağın edildi.
* Şuşa Operasyonu — Dünya Askeri Tarihine Geçen Şecaat: Özellikle askeri analizin sarsılmaz bir kale olarak gördüğü Şuşa şehrinin kurtarılması operasyonu, dünya askeri literatürüne altın harflerle yazıldı. Azerbaycan Özel Kuvvetleri, zorlu arazi koşullarında, sarp kayalıkları tırmanarak göğüs göğüse çarpışmalarla ve sadece hafif silahlarla fethedip düşmanın ağır topçu ve teknik nakil araçlarını imha etti. Bu eşsiz şecaat, sadece savaş meydanında değil, diplomasi masasında da tüm güçlerin hesaba katmak zorunda olduğu yeni bir faktörü — Azerbaycan'ın askeri gücünü ortaya koydu.
* 2023 Yılı Lokal Antiterör Operasyonu: Sadece 24 saat içinde gerçekleştirilen yüksek hassasiyetli antiterör tedbirleri sonucunda, ayrılıkçı rejimin askeri altyapısı tamamen çökertildi; sivil halka tek bir zarar verilmeden tüm toprak genelinde Azerbaycan'ın egemenliği yeniden tesis edildi.
İşte Azerbaycan askerinin ve subayının savaş meydanında sergilediği bu mucizevi kahramanlık, bölgenin jeostratejik haritasını yeniden çizdi. Rusya artık "barışı koruyan" değil, Azerbaycan Ordusu'nun yarattığı yeni askeri-siyasi gerçekliği sadece tescil etmek zorunda kalan bir tarafa dönüştü.
3.”Bir Millet, İki Devlet": Türkiye–Azerbaycan İttifakı ve Liderlerin Stratejik Rolü
Karabağ Zaferi'ni ve Güney Kafkasya'da oluşan yeni düzeni, Kurucu Lider Haydar Aliyev'in "Bir millet, iki devlet" felsefesinden ve bu felsefeyi askeri-siyasi alanda hayata geçiren Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sarsılmaz iradesinden ayrı düşünmek mümkün değildir.
* Siyasi-Diplomatik Kalkan ve Lider İradesi: 44 günlük Vatan Muharebesi'nin ilk saatlerinden itibaren Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Azerbaycan yalnız değildir, Türkiye sonuna kadar Azerbaycan'ın yanındadır" beyanatı; dış güçlerin, bu arada Moskova'nın ve Batılı çevrelerin çatışmaya doğrudan askeri veya diplomatik müdahale girişimlerinin karşısında çelikten bir kalkana dönüştü.
* Muzaffer Başkomutan İlham Aliyev'in Çelik İradesi: Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, otuz yıla yakın süren diplomatik baskılara, "statükoyu koruma" taleplerine ve dış diktelere boyun eğmeyerek hem askeri hem diplomatik hem de enformasyon cephesinde mutlak üstünlük kazandı. Onun ilkeli duruşu ve çelik iradesi sayesinde Azerbaycan, kendi gücüne dayanarak BM Güvenlik Konseyi'nin uygulanmayan kararlarını tek başına icra etti.
* Şuşa Beyannamesi ve Müttefikliğin Zirvesi: 2021 yılının Haziran ayında azad edilmiş Şuşa şehrinde İlham Aliyev ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan Şuşa Beyannamesi, iki kardeş ülke arasındaki ilişkileri resmen stratejik müttefiklik ve karşılıklı askeri yardım seviyesine çıkardı. Bu belge, bölgede herhangi bir üçüncü devletin tek başına dikte etme imkanlarını bir daha geri dönülmemek üzere sınırlandırdı.
4.Hukuki Bağlılık: 9 Kasım 2020 Tarihli Üçlü Bildiri
Rusya yönetiminin "Karabağ'ı 2022'de Prag'da Ermenistan'ın kendisi teslim etti" şeklindeki açıklamaları net bir hukuki amaca hizmet etmektedir.
Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan 9 Kasım 2020 tarihli belge, Moskova'nın barışın ve lojistiğin tek garantörü olarak benzersiz statüsünü tescil ediyordu. Ancak Eylül 2023 olaylarından sonra bu belge sahadaki pratik gücünü fiilen kaybetti.
Eğer Moskova, Karabağ sorununun mevcut statüko ile tamamen çözüldüğünü ve kapandığını kabul ederse, bu durum 2020 bildirisinin artık işlemediğini de kabul etmek anlamına gelecektir. Bununla birlikte, Sünik (Zengezur) üzerinden geçecek ulaşım hatlarında RF FSB'sinin denetimini öngören 9. madde de hükümsüz kalacaktır. Moskova kronolojiyi sürekli hatırlatarak ("Erivan bize danışmadan 1991 sınırlarını kendisi tanıdı" diyerek) şunları hedeflemektedir:
* 2020 tarihli bildirinin hukuki geçerliliğini korumak.
* Bölgenin gelecekteki ulaşım arterlerinde kendi güvenlik yapılarının yer almasını talep etmek için meşru hukuki zemini muhafaza etmek.
5.Domino Etkisi ve Kurumsal Sıkıştırılma ile Mücadele
Kremlin'in penceresinden Karabağ konusunun Rusya'nın katılımı olmadan kapanması, zincirleme jeopolitik kayıpları tetiklemektedir:
* Ermenistan'dan Çıkarılma: Erivan, KSKO'daki katılımını donduruyor, silah alımını çeşitlendiriyor (Fransa, Hindistan) ve Avrupa entegrasyonunu tartışıyor. Moskova için bu, Güney Kafkasya'daki kilit kalesini kaybetmek demektir.
* Türk Vektörünün Güçlenmesi: Rusya'nın bölgedeki kurumsal denetimini kaybetmesi, Bakü ile Ankara arasındaki ittifakın doğrudan güçlenmesine yol açmaktadır. Türkiye dışarıdan gözlemci bir aktör olmaktan çıkarak Kafkasya siyasetinin tam haklı ortağına dönüşmektedir.
* Batı Faktörü: ABD ve Avrupa Birliği barış sürecinde aktif arabulucu rolünü üstlenmiştir. Bakü ile Erivan arasındaki barış anlaşması nihai olarak Batı platformlarında şekillenirse Rusya, XIX. yüzyılın başından bu yana ilk kez Kafkasya'nın güvenlik mimarisinin tamamen dışında kalacaktır.
6.İç Siyasi ve Psikolojik Boyut
"Karabağ'ı tam olarak kim teslim etti?" söylemi hem Rusya hem de Ermenistan kamuoyuna hitap etmektedir:
* Rusya Kamuoyu İçin: Rusya'nın barış gücü misyonunun halkın bölgeyi terk etmesiyle ve barış gücünün gözleri önünde Karabağ'daki yasadışı rejimin tamamen lağvedilmesiyle sonuçlandığını itiraf etmek, büyük bir diplomatik ve askeri yenilgiyi kabul etmek anlamına gelir. "Bunu Prag'da Paşinyan kendisi imzaladı" vurgusu, sorumluluğu RF yönetiminin üzerinden alarak Erivan'ın üzerine yüklemektedir.
* Ermenistan Kamuoyu İçin: Bu bir enformasyon savaşı aracıdır. Moskova, Ermenistan içinde mevcut iktidarı Karabağ'ın kaybedilmesinde ve Batı'ya yönelmekte suçlayabilecek muhalefet potansiyelinin korunmasını veya büyümesini hesaplamaktadır.
Türkiye'nin Güney Kafkasya'nın Yeni Mimarisindeki Rolü ve Stratejik Önemi
Türkiye'nin rolü ve stratejik önemi, Güney Kafkasya'nın yeni jeopolitik mimarisinin temel sütunlarından birini oluşturmaktadır. Karabağ meselesinin nihai çözümü ve bölgesel ulaşım hatlarının dönüşümü, Ankara'yı "Bakü'nün yakın ortağı" olmaktan çıkarıp Kafkasya'daki süreçlerin tam haklı eş moderatörüne ve temel faydalanıcısına dönüştürmüştür.
7.Bölgesel Güç Dengesindeki Değişim ve Rusya Monopolünün Yerini Alması
Onlarca yıl boyunca Kafkasya'daki güvenlik dengesi Rusya'nın hegemonyası ile belirleniyordu. Azerbaycan'ın zaferi ve Karabağ anlaşmazlığının Ankara'nın doğrudan askeri-siyasi ve teknolojik desteği ile kapanması, bu monopolü darmadağın etti.
* Türkiye, bölgedeki varlığını Şuşa Beyannamesi çerçevesinde fiilen kurumsallaştırdı.
* Stratejik Ankara–Bakü ikilisi, hem Moskova'nın hem de Tahran'ın uyum sağlamak zorunda kaldığı belirleyici güç vektörüne dönüştü.
8.Türk Dünyasının Temel Köprüsü ve Transit Merkezi ("Orta Koridor" Projesi)
Türkiye ve Azerbaycan için ulaşım hatları konusu (Ermenistan'ın güneyi / Zengezur güzergahı), sadece bölgesel bir yol değil, Türk dünyasını birleştiren küresel bir jeopolitik projedir:
* Orta Asya ile Doğrudan Bağlantı: Kesintisiz kara yolunun açılması, Türkiye'yi Azerbaycan ve Hazar Denizi üzerinden Orta Asya'daki Türk devletlerine (Türk Devletleri Teşkilatı) bağlamaktadır.
* Rusya ve İran'a Alternatif: Ankara ve Bakü; Çin/Asya ile Avrupa arasındaki önemli ticaret damarlarından biri olan, RF ve İran topraklarını baypas ederek Kafkasya ve Orta Asya'nın ekonomik bağımsızlığını pekiştiren "Orta Koridor" (Middle Corridor) projesini öne çıkarmaktadır.
9.Diplomatik Pragmatizm: Ermenistan ile Normalleşme
Türkiye'nin yeni rolü, bağımsız bir diplomatik aktör olarak hareket etme kabiliyetinde de kendini göstermektedir. Azerbaycan Karabağ üzerindeki egemenliğini tam olarak yeniden tesis ettikten sonra Ankara, Erivan ile ilişkileri normalleştirme yönünde adımlar atmıştır.
* Türkiye şu mesajı vermektedir: Ermenistan, Rusya'dan nihai olarak uzaklaşacağı ve bölgesel ulaşım ağlarına entegre olacağı takdirde Ankara; Erivan için Avrupa'ya açılan kapı ve ekonominin blokajdan çıkarılmasında ortak olmaya hazırdır.
Nihai Sonuç: Karabağ Meselesi Rusya Hariç Herkes İçin Neden Kapandı?
Azerbaycan ve Türkiye için Karabağ meselesi nihai ve başarılı bir şekilde kapanmış; Azerbaycan Ordusu'nun parlak zaferi ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın stratejik liderliği ile onların mutlak üstünlüğünü tescil etmiştir. Ermenistan, Batı ve İran mevcut askeri-siyasi gerçekliği kabul ederek dikkatlerini ulaşım hatlarının hukuki formatına ve sınır güvenliğine yöneltmişlerdir.
Konunun kapanmasını bir türlü hazmedemeyen tek aktör Rusyadır. Karabağ'ın kaybedilmesi ve Ankara–Bakü ekseninin güçlenmesi, Moskova'nın artık bölgesel yolların tek sahibi ve anlaşmazlıkların tek hakimi olmadığını göstermektedir. Rusya'nın "Karabağ'ı kim teslim etti" söylemine geri dönmesi, Bakü'nün egemenliğini şüphe altına alma amacından ziyade, kendi jeopolitik gerileyişini ve Güney Kafkasya'dan çekilme gerçekliğini geciktirme çabasıdır.
Aydın NOVRUZOĞLU/Kanada

