Piyasalar

"Rusya Akılla Anlaşılmaz, Adımlarla Ölçülmez"

Punto:

Masallar, Hırslar ve Çöküşün Portresi.

Bir devletin ilan ettiği stratejik hedefler ile sahadaki acı gerçekler birbiriyle taban tabana zıtsa, orada sadece bir başarısızlık değil, aynı zamanda tarihi bir öngörüsüzlük var demektir. "Rusya akılla anlaşılmaz" dizesinin arkasına sığınarak rasyonel mantığı reddeden anlayış, askeri bir maceranın sonunda ülkeyi kendi eliyle en büyük felaketine sürükledi.
Propaganda söylemlerini bir kenara bırakıp olayları kendi adıyla çağırdığımızda, vaat edilen cennet ile yaratılan cehennem arasındaki uçurum çok daha net ortaya çıkıyor.

1.”Soydaşları Korumak" Yalanı ve Yüz Binlerin Kıyameti
Savaşın en duygu sömürüsüne açık bahanesi, "Ukrayna'daki Rusça konuşan halkı ve soydaşları ezilmekten kurtarmak" iddiasıydı. Ancak tarihin gördüğü en büyük ironi burada yaşandı. Güya korumaya geldikleri Kharkov, Mariupol, Severodonetsk gibi yoğun Rusça konuşulan kentleri kendi elleriyle moloz yığınına çevirdiler.
Yağdırılan yüz binlerce ton ağır topçu mermisi, uçak bombaları ve füzeler; kurtarılacağı sözü verilen sivil insanları, kadınları ve çocukları katletti. "Kurtarıcı" maskesiyle gelen irade, korumakla yükümlü olduğunu iddia ettiği toplumu fiziksel ve insani olarak yok etti.

2.”Donbas’a Huzur ve Özgürlük": Bir Bölgenin Haritadan Sildirilişi
2014'ten beri "mağduriyet" üzerinden köpürtülen Donbas söylemi, 2022 sonrasında tam bir yalana dönüştü. Bölgeyi kalkındırmak ve bağımsızlığını garanti altına almak vaadiyle başlayan süreç, Donbas'ın sanayi ve insan potansiyelinin kökünü kazıdı.
Devasa madenler su altında kaldı, fabrika kompleksleri hurdaya döndü, altyapı Orta Çağ seviyesine geriledi. En acısı da "Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetleri" adı altında yürütülen zorunlu seferberliklerle, bölgedeki neredeyse tüm erkek nüfusu cepheye sürülerek yem edildi. Donbas bugün ne özgür ne de huzurlu; sadece hayalet şehirlerden ibaret bir yıkım coğrafyası.

3.”NATO’nun Genişlemesini Önlemek": İttifakı Kendi Kapısına Davet Etmek
Savaşın en büyük küresel bahanesi, NATO'nun doğuya doğru genişlemesini engellemek ve Rusya sınırlarından uzaklaştırmaktı. Yapılan hamle, bu hedefin tam aksine, Soğuk Savaş'tan bu yana NATO'yu en çok güçlendiren tetikleyici oldu:
Baltık Denizi NATO Gölü Oldu: Yıllardır sıkı bir tarafsızlık geleneğine sahip olan İsveç ve Finlandiya, jet hızıyla ittifaka katıldı.
Devasa Sınır Artışı: Sadece Finlandiya'nın katılımıyla Rusya'nın NATO ile olan doğrudan kara sınırı bir gecede 1300 km'den fazla uzadı.
Yığınak ve Doğu Bloku: Doğu Avrupa'daki NATO asker sayısı, gelişmiş hava savunma sistemleri ve mühimmat depoları Soğuk Savaş zirvesini bile geride bıraktı. NATO'yu ötelemek isteyen zihniyet, ittifakı bizzat kendi oturma odasının kapısına kadar davet etti.

4.”Saldırıyı Önlemek İçin Önleyici Darbe": Savaşı Kendi Evine Taşımak.
"Eğer biz vurmasaydık onlar bize saldıracaktı" şeklindeki mantık dışı önleyici savaş kılıfı, Rusya'nın kendi topraklarını aktif bir savaş alanına dönüştürdü. Savaşın ilk günlerinde "Kiev'i üç günde alma" hülyası kuranlar, bugün kendi sınırlarının güvenliğini sağlayamıyor.
Belgorod, Kursk ve Bryansk gibi sınır bölgeleri sürekli topçu ve roket menzilinde. Bunun da ötesinde, Ukrayna'nın yerli üretim uzun menzilli insansız hava araçları İHA ve füzeleri, Moskova dâhil olmak üzere Rusya'nın binden fazla kilometre derinliğindeki askeri üslerini, komuta merkezlerini ve stratejik tesislerini aralıksız vuruyor. Önleyici darbe iddiası, savaşı doğrudan Rus vatandaşının evinin çatısına getirdi.

5.İşgalciye Karşı Etsiz Direniş: Ukrayna Halkı ve Askerinin Kahramanlığı
Kremlin'deki stratejistlerin en büyük kör noktası, bir halkın özgürlük iradesini küçümsemek oldu. "Ukrayna diye bir millet yok, askerleri silah bırakıp kaçacak, halk bizi çiçeklerle karşılayacak" illüzyonu, ilk haftalarda yerle bir oldu.
Ukrayna askeri ve sivil halkı; vatanlarını, çocuklarının geleceğini ve bağımsızlıklarını korumak için tarihe geçecek bir direniş sergiledi. Bedenlerini tankların önüne siper eden siviller, teknolojik açıdan üstün düşmana karşı zekice stratejiler geliştiren genç askerler ve topyekün kenetlenen bir toplum... Ukrayna insanının sergilediği bu destansı cesaret, sadece işgalcilerin hesaplarını altüst etmekle kalmadı; tüm dünyaya bir ulusun evini ve özgürlüğünü korumak için neleri göze alabileceğini hayranlıkla kanıtladı.

6.Enerji Devinde Rezalet: Petrol Ülkesinde Benzin Kuyrukları
Dünyaya "enerji süper gücü" edasıyla kafa tutan, Avrupa'yı gazsız ve yakıtsız bırakmakla tehdit eden bir devletin geldiği nokta trajikomiktir. Ukrayna'nın nokta atışı İHA saldırılarıyla Rusya'nın devasa petrol rafinerilerini birer birer yakması, ülke içinde muazzam bir akaryakıt krizini tetikledi:
Kapasite Çöküşü: İşleme tesislerinin devre dışı kalmasıyla iç piyasaya sürülecek benzin ve motorin miktarı dibe vurdu.
Kuyruklar ve İthalat: Ülkenin dört bir yanındaki benzin istasyonlarında kilometrelerce kuyruklar oluştu, kota uygulamalarına geçildi.
Komşulara Muhtaçlık: Koskoca petrol devi Rusya, iç piyasasını ayakta tutabilmek için önce akaryakıt ihracatını tamamen yasakladı, ardından Hindistan,Kazakistan ve Belarus gibi ülkelerden benzin ithal etmek zorunda kaldı.

7.”Büyük ve Güvenli Rusya": Tarihin En Ağır Stratejik Çöküşü
Tüm bu tablonun toplamında ulaşılan nihayi nokta; "güçlü, güvenli ve saygı duyulan Rusya" hayalinin tamamen enkaz altında kalmasıdır.
Bugün Rusya; uluslararası alanda parya devlet statüsüne gerilemiş, batı finans sisteminden koparılmış, ekonomisi savaş üretimine mahkûm edilerek çökertilmiş, yüz binlerce yetişmiş ve genç insanını cephelerde kaybetmiş bir ülkedir. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana sınırları bu kadar tehdit altında olan, rafinerileri patlayan ve stratejik olarak Çin'in ekonomik uydusu haline gelen başka bir Rusya dönemi yaşanmamıştır.

Sonuç
Olayları tüm çıplaklığıyla özetlemek gerekirse: Bir rejim, tamamen hayali ve kurgusal tehditleri yok etmek gerekçesiyle bir savaş başlattı; ancak bu savaşın sonucunda Rusya'nın karşısına çıkan tüm tehditler kanlı canlı ve gerçek hale geldi. Yıkılan şehirler, heba edilen nesiller, kendi ülkesinde benzin bulamayan bir halk ve sınırlarına dayanmış düşmanlar... "Rusya'yı akılla anlamaya" gerek yok; yapılan hata, göz göre göre yazılmış tarihi bir felakettir.

Prof.Dr Aydın Novruzoğlu.