Piyasalar

Rahmetli Muhsin Ağabey'le Önemli Anılarımız

Punto:
RAHMETLİ MUHSİN AĞABEY’İ ŞEHADETİNİN 11. YIL DÖNÜMÜNDE ÖZLEMLE,RAHMETLE ANARKEN ONUNLA ÖNEMLİ ANILARIMIZ Yıl 1977- 78 2-3 yıllık öğretmenim. Rahmetli babam Ankara’nın Bala ilçesinin Yayla Köyü’nde imamlık yapıyor. Yaz tatilinde yanına gittim. Köyden her sabah erken minibüs Ankara’ya Ulucanlar’a gider akşam oradan tekrar Yayla köyüne döner. Çoğu günler köyün arabasına biner sabah erkenden Ankara Ulucanlar’a giderim. 78’de bizim Dışkapı’da Yıldırım Bayazıt Camii’nin bahçesinde 5 katlı bir evimiz var teşkilatın. Bazen orda kalıyorum. Bu dönemlerde Ülkü Ocakları genel merkezine sık sık uğrarım. Ben Yeniden Milli Mücadeleciyim, Edibali’nin talebesiyim tabii. Ama bizim partimiz olmadığı için de MHP’yi seviyoruz. Milli Selamet Partisi ni de seviyoruz. Ülkü ocaklarının genel başkanı o zaman rahmetli Şehit Muhsin Yazıcıoğlu Yanında çoğu zaman genel başkan yardımcısı daha sonra büyükelçilerimizi ve diplomatlarımızı şehid eden Ermenilerin kökünü kazıyan rahmetli Abdullah Çatlı. Benden 2-3 yaş büyükler. Tabi biz Mücadele Birliği’nde çok önemli çalışmalar yapıyoruz o dönemlerde. Mücadele Birliği’nin Ankara Sancağının başında Melih Ağabey var o dönemde. Tabii oraya mutlaka her defasında uğruyor; derin sohbetler yapıyoruz. Türkiye’deki terör olayları üzerinde, bunların dışarıdan hazırlanan bir tezgah olduğunu çok net şekilde tahlil ediyorduk. Rahmetli Muhsin Ağabey’e ve Abdullah Çatlı’ya milyonlarca gencin gençlik hareketinin liderleri olduklarını, yabancı ajanların gençlerin arasına ajan sokarak heyecanlı gençleri harekete geçirerek ülkücü hareketi karalamak istediklerini bu doğrultuda düşüncelerimi uzun uzun anlattım defalarca. Her ne kadar Rahmetli Çatlı bu konuşmalarımı benim o zamanki izlenimime göre çok dikkate almasa da Rahmetli Şehid Muhsin Ağabeyle büyük bir ilgiyle sohbetlerimizi sürdürüyor; zaman zaman sorularla konuyu örnekler de vererek somutlaştırıyor; irdeliyorduk. Daha sonra o büyük gönül, o güzel insan Ülkü Ocakları Genel Başkanı olarak “Eller silah değil kalem tutmalı” Resim olarak bir tarafta silah üzerine çarpı işareti konmuş diğer tarafta kalem afişleri basarak Türkiye’nin her tarafına yapıştırdılar. Rahmetli Muhsin ağabeyle ondan sonraki hayat dönemimizde de bir çok yerde buluşmak sohbet etme imkanımız oldu. 1987’de hapisten çıkmıştı rahmetli. 1991’de Türkeş, Erbakan, Edibali arasında büyük milli ittifak kurulmuştu. Ben de Almanya’dan bu ittifak çalışmaları için Türkiye geldim. O çalışmalarda da sık sık bir arada olduk. 1991’de o seçimlerde önce ittifakın partisi Refah Partisi’den sonra da Milliyetçi Çalışma Partisi’nden milletvekili olmuştu. En son sanırım 2010 ya da 2011 yılıydı ölümünden kısa bir süre önce ben Çorum Boğazkale’de milli eğitim müdürüydüm. Hafta sonları Ankara’ya gidiyordum. Irak Türkmen cephesi’nin 11. kuruluş kokteyli vardı Ankara Hilton’da. Biz de genel başkanımız, hocamız Aykut Edibali ile ve bir grup arkadaşımızla o toplantıya katıldık. Irak Türkmen cephesi’nin o zamanki başkanı Ahmet Muratlı beyle tanışıyorduk zaten. Biz girdikten biraz sonra dışişleri bakanımız Abdullah Gül ve Aykut Edibali’nin arkadaşı olan yine bakan Cemil Çiçek geldi. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül 1991 millet ittifakında Aykut Edibali’nin Refah Partisi listelerinden birinci sırada olduğu Kayseri’de ikinci sıra milletvekili adayıydı. Cemil abi zaten 1967’li yıllardan beri uzun yıllar Aykut beyle birlikte yeniden Milli Mücadele ocağında yetişti. Onlarla selamlaştık. Biraz sonra rahmetli Muhsin ağabey arkadaşlarıyla beraber geldi. O gece orada çok güzel bir birliktelik oldu. Toplantıda tabii bir çok davetli vardı. Hemşehrimiz İsmail Türüt de oradaydı. Hatta Irak Türkmen cephesi başkanı Ahmet Muratlı 11. kuruluş kokteyli pastasını kesmek üzere bıçağı getirdi Aykut Bey’e verdi. Aykut abi de rahmetli Muhsin abi, Cemil Bey, Abdullah Gül hepsini çağırarak bıçak onun elinde diğerleri de ellerini onun üzerine koyduğu bir birlik mesajı verdiler ve pastayı öyle kestiler ve dilimleyerek o pastadan yedik. O büyük kahramanlarımıza, şehitlerimize, şehid Muhsin Ağabey’e yüce Mevla’dan gani gani rahmetler niyaz ediyorum. Yaşayanlara sağlıklı, bereketli, hayırlı, mübarek ömürler niyaz ediyorum. Tabii devletimizden, meclisimizden, adalet kurumlarımızdan ve milletimizden rahmetli Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadetinin nasıl olduğu konusunun net bir şekilde artık aydınlığa kavuşturulması, faillerinin yargılanması konusunda ciddi adımlar atmasını ve çalışmalar yapmasını ve sonuçlandırmasını bekliyoruz.