Piyasalar

Olaylara Nizam'ül Mülk Penceresinden Bakmak

Punto:
YAŞADIĞIMIZ OLAYLARA VE LİDERLERE NİZAM’ÜL-MÜLK’ÜN SİYASETNAMESİ’NDEN, BİLGELERİN VE KUR’AN’IN ADESESİNDEN (MERCEĞİNDEN) BAKMAK VE TAVSİYELER Derleyen:Mehmet Mutluoğlu “Öte yandan işinin ehli, gayretkeş,liyakatli, takdire şayan, tecrübeli nice kişi atıl bırakılarak bir köşeye atılmıştır. Ne idüğü belirsiz, usul erkan bilmez, kör cahiller nice vazifeyi uhdesine alıp da işinin erbabı, soylu soplu, eline,beline, diline sahip, özellikle devlete makbul hizmetleri geçmiş, yararlılıklar göstermiş dirayetli kimselerin bir kenarda işsiz güçsüz durması akla ziyandır.” “Din, İslam, şeriat, sünnet ve ilim meselelerinden âlimler ve imamlar mesul olduklarından ötürü, ilim irfan ehli olmadığı halde kendisine bu unvanları yakıştıranlara padişah, marifet ve izan ehli müsaade etmeyerek herkesin mertebesini ve haddini bilmesi için o kişi cezaya çarptırmalıdır.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Devlet işlerinde takip edilecek siyaset, âlimler ve cihan görmüşlerle istişare edilerek tespit edilmelidir.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Askeri çok şahın,vilayeti çok; askeri az şahın, vilayeti de az olur. Ordudan kısmak topraktan kısmak demektir.” Nizamülmülk Siyasetname “Nice az sayıdaki birlik Allah’ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.” (Kur’ân,2/249) Nizam’ül-mülk Siyasetname “Lokman Hekim:”Dünyada bana ilimden daha iyi yardımcı yoktur. İlim hazineden daha iyidir. Çünkü, sen hazineyi korumak zorundasın; ilim ise seni korur.” diyor.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Bir kimse kendini çok akıllı bilir de, kimse ile istişare etmezse, en akılsızların dahi yapmayacağı yanlışı yapar, utanacağı işleri işlemekten kendini kurtaramaz.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Kişioğlunun olgunluğu ve aklı kendisini öfkelenmemekte gösterir. Şayet öfkelenirse, öfkenin akla değil, aklın öfkeye tahakküm etmesi gerekir.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Ülkeye zarar veren, halkı tebah eden şeyler arasında padişaha ulaşmak zorluğundan daha büyük bir şey yoktur. Halkın padişaha kolay ulaşmasından daha faydalı, daha heybetli bir şey olamaz. Özellikle padişahın görevlendirdiği kişiler, amirler; padişaha ulaşabildiğinizi bilirlerse, kimse zülme meyledemez; haksız yere vergi alamaz. Nizam’ül-mülk Siyasetname Sayfa 125 “Merhamet son derece güzel bir haslettir. İnsanoğlu yeri geldiği zaman merhametli olmayı da bilmelidir. Acıma duygusu Allah korkusuyla birleşince, adaletli bir devlet adamı ortaya çıkacaktır.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Dergâha adam yollayan ekâbir ve ordu kumandanları bu şekilde o gün huzura kabul vaziyetinden haberdar olurlar. Huzura kabul edildikleri gün huzura varırlar, kabul edilmemişlerse gelmezler. Zira büyüklerin ve devletin ileri gelenlerinin dergâha kadar varıp padişahı göremeden geri dönmekten daha fazla ağırına giden bir şey yoktur. Defalarca dergâhın kapısını aşındırıp padişaha ulaşamazlar ise hükümdar hakkında suizanda bulunarak art niyetler beslerler. Padişaha ulaşmaktaki güçlükler yüzünden insanların işleri aksayınca bozguncular palazlanır, sorunları bir sis perdesi örter, ordu sıkıntıya düşer, raiyet meşakkatlere düçar olur. Padişahın mütemadiyen bâr vermesinden daha makbul bir yol yoktur. Padişah bâr verince merzüban,emirler, seyyidler ve imamlar huzura kabul edilip padişaha tazimde bulunarak görüştükten sonra kendileriyle birlikte gelen diğer adamlarını da alarak dergâhtan ayrılmaları usuldendir.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Öte yandan din büyükleri şöyle demişlerdir: “Acele şeytandan, sükûnet Rahman’dandır.”” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Güzel ve yalan haber tıpkı bir ok gibidir. Bu oklardan birisi hedefini bulduğunda gönlümüz günbegün dostlara karşı soğuduğu için onları çevremizden uzaklaştırırken hasımlarımızı kendimize daha da yaklaştırırız.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Hekim Buzurcmihr der ki: “Acele ahmaklıktandır. Acele edip tez davrananın akıbeti pişmanlık, hüsran ve insanların gözünde alçalmaktır. Başarıya ulaşmasına ramak kalmış nice işi akamete uğratan şeyin acelecilik olduğuna tanık oldum. Ayriyeten aceleci insan devamlı kendini kınayıp tevbeler eder durur, özürler diler, ayıplanır ve azap içinde kıvranır.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Peygamber Aleyhisselam’a itaatten yüz çeviren, Allahü Teâlâ’ya itaatten yüz çevirmiş sayılır.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Yanı başında yahut uzağında kalmış ordu ve raiyyetin durumlarını araştırıp onlardan haberdar olmak padişahlığın gereklerindendir. Hükümdar böyle yapmaz ise şanına noksan gelir ve halk bunu onun gafil, ihmalkâr ve gaddar biri olduğuna yorarak: “Memlekette yolsuzluk, bozgunculuğun alıp başını gitmesi padişahın umurunda değil.” der. Şayet padişah olan bitenden haberdar da tedbir almıyorsa zulme rıza gösterip zalimlere ortak olur; yok eğer haberdar değilse ahmak, aymaz kara bir cahildir. Bu iki itham da hoş değildir.” Nizam’ül-mülk Siyasetname Ümit ümitsizliğin akabinde gelir. Neylerse güzel eyleyen Mevla’ya tevekkül eyle, çektiğin meşakkatleri es geçmez.” Nizamülmülk,Siyasetname “1)Hükümdar, devlet işleri için âlimler ve cihan görmüşlerle istişare etmelidir. 2)Hükümdar, memleket meselelerinde acele etmemelidir. Kuşkulu bir durumda, konunun doğrusunun ortaya çıkması için araştırılmasını emretmelidir. 3) Hükümdar, görevlerini eksiksiz yerine getirip getirmediklerini görmek için adamlarını gizli bir şekilde sürekli denetlemelidir. 4) Hükümdar, haftada iki gün Dîvân-ı Mezâlim’e oturup, halkın şikayetlerini bizzat dinlemelidir. 5) Hükümdar, memurlarına, halka kibar davranmalarını öğütlemeli ve onları denetlemelidir. 6) Meselelere anında müdahele edilebilmesi için hükümdarın dört bir tarafta casusları olmalıdır. 7) Hükümdar, her şehirden dini hükümleri kollamakta dikkatli, kalbinde daima Allah korkusu taşıyan, içinde kin ve düşmanlık beslemeyen kişiler bulup seçerek kendilerine şöyle buyursun: “Bu şehri ya da bu bölgeyi sana emanet ediyoruz; ahirette Hak Teâlâ’nın bizi sorumlu tuttuğu şeyden biz de seni sorumlu tutarız.” 8) Hükümdar; din işlerinin tetkikini, farz ve sünnetlerin muhafazasını, Allahü Teâlâ’nın buyruklarının icrasını ve din ulemasına ihtiram ve geçimlerini Beytü’l-Mâl’den teminini sağlamalıdır. 9) Hükümdar, vazife verme yetkisini sadece bir kişiye vermeli ve bu kişi birini görevlendireceği zaman bizzat kendisi görevlendirmelidir. Bu görev verildikten sonra zât-ı âlilerinin huzurunda imza edilmedikçe icra edilmemelidir. 10) Hükümdar, önemli bazı geçitlere düzenli bir şekilde haberci göndermelidir. Bu işin hükümdar geleneği olduğunu göstermek, 50 fersahlık bir bölgede gece gündüz meydana gelen bütün olaylardan haberdar olmak demektir” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Altını düşman say ki cümle âlem seni saysın.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Ölürsem şehit, sağ kalır da muvaffak olursam İslam’ın izzeti ve cennet ümidi ve Allah’ın rızasını umacağım.” Nizam’ül-mülk Siyasetname “Memleket meselelerinde acele etmemek gerekir. Kulaklarına çalınan bir meseleden kuşkuya düştüklerinde işin hakikatinin doğrusu yalanıyla ortaya çıkması için meselenin araştırılmasını emretmelidir. Esasında acelecilik güçlünün değil zayıf adamın kârıdır. İki davacı huzura gelip maruzatlarını arz ettiklerinde padişahın gönlünün kimden yana olduğunun taraflarca malum olmaması lazımdır. Padişahın gönlünün bir tarafa meylettiği anlaşılırsa haklı olan tarafın cesareti kırılarak halini beyan etmekten çekinebilirken haksız olan taraf cüretlenebilir. Nitekim Hakk Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse muhakemenizi kullanın yoksa istemeden insanları incitir ve sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.” (Hücûrat suresi; 6) Nizam’ül-mülk Siyasetname “Hasan Basri de şöyle der: “Bilge, kelime hazinesi zengin ve dil kurallarına hâkim olarak Arap lisanını sular seller gibi bilen değildir. Bilge, ilme bir bütün olarak hâkim olan kimsedir. Bildiği diller ayrıyeten bir erdemdir.Kur’an hükümlerini, şeriatı ve tefsiri Türkçe, Farsça yahut Rumca bilen kişi Arapça bilmese de bilgedir. Tabii Arapça bilir ise nurun âlâ nurdur. Zira Hakk azze ve celle Kur’an-ı Kerim’i Arap dilinde gönderdi ve Allah elçisi Muhammed’in dili Arapça idi.” Nizamülmülk Siyasetname “Küfr ile biladın (beldelerin,devletin) yaşaması mümkünse de; zulm ile yaşaması asla mümkün değildir.” Bilge Lider Aykut Edibali “Benim ecdadım buralara kadar gelmiş. Nasıl gelmiş? Kılıçları çok keskin olduğu için mi? Elbette kılıçları en keskindi. Toplarının çok uzun menzilli oluşundan mı? Elbette onlar çağlarının en ileri teknolojisini geliştirdiler. Ama bütün bunlardan ileri onlar; ilim ve hikmeti, yüksek ahlakı, adaleti ve emaneti ehline vermeyi toplum hayatının, devlet hayatının temel dinamiği yaptılar. İşte biz böyle kanatlandık;ta buralara kadar geldik.” Bilge Lider Aykut Edibali 1993, Viyana Konferansından