Ankara’nın hedefi bu yasayı dikkatleri çekmeden ve gürültü koparmadan meclise getirmek ve mümkün olan
en geniş uzlaşıyla çıkarmaktı. Tabiri caizse oldu bittiye getirmekti. Zira yasanın önceden duyulması büyük
güçleri harekete geçirecek, üzerine titrediğimiz ilişkilerimizin bozulmasına neden olacaktı. Ya FETÖ devlet
kademelerinde hala etkili ya da bu kanunun çıkmasını istemeyen gruplar var, çok dar bir kadro tarafından
hazırlanmakta olan tasarı Bloomberg’e sızdı.
Bloomberg tasarıyı epeyce tahrif de ederek yayınlayınca Avrupa’da gürültü koptu. Avrupalılar bu yasayı
AB’ye ait karasularını işgal girişimi olarak değerlendiriyorlar. Şok oldular. Zira ilişkiler iyiye giderken
Ankara’dan böyle bir hamle beklemiyorlardı. Haber ilk yayınlandığında temkinliydiler, Türkiye’den
yalanlama beklediler. MSB, beklentilerin aksine, yasa hazırlığı yapıldığını doğrulayınca, Batılılarda tahrif
edilmiş metnin doğru olduğu algısı oluştuğundan, tepkiler beklenenden fazla oldu.
Peki bu yasaya neden ihtiyaç var? Türk karasularını düzenleyen yasa 1982 tarihli. O yıllarda ne münhasır
ekonomik bölgeler vardı ne bitişik bölgeler ne de deniz yetki anlaşmaları. Yani yürürlükteki yasa çok
yetersiz. Tasarı halindeki yasa kanunlaştığında ne mevcut hükümet ne de gelecekteki hükümetler Mavi
Vatandan taviz veremeyecekler. Daha doğrusunu taviz vermek için yasayı değiştirmeleri gerekecek ki ‘’Mavi
Vatan’’ kamuoyunda tuttu. Seçilmiş hükümetler kamuoyunun güçlü desteği olan bir yasayı değiştiremezler.
Yasa çıktıktan sonra Mavi Vatan konusunda yurtdışından gelen baskılar bitecek. Ya mevcut durumu zımnen
kabul edecekler ya da ilişki düzeyini düşürecekler. Ankara şartların lehimize olduğundan, Batılıların bu
emrivakiyi kabul edeceğinden emin olmasaydı bu hamleyi yapmazdı. Cumhurbaşkanımızın son üç haftadır
‘’AB artık karar vermeli. Türkiye ile ilgili pozisyonunu netleştirmeli’’ cümleleriyle özetlenebilecek
konuşmaları, Mavi Vatan hamlesiyle örtüşüyor.
Yasa tasarısıyla Karadeniz ve Akdeniz’deki karasularımızı 12 mile çıkarıyoruz. Fiilen zaten 12 mil olarak
uyguluyorduk ama bu uygulamayı hukukileştirmemiz stratejik bir adım. Petrol ve gaz kaynayan Karadeniz’in
neredeyse yarısı bizim oluyor. Rusya ve AB’nin kullanabilecekleri karasuları küçülüyor. Ama AB 12 mili kabul
ettiğinden, Rusya savaşta olduğundan Karadeniz’le ilgili tepki veremez. Akdeniz’le ilgili tepki Meis adası
nedeniyle Yunanistan’dan dolayısıyla AB’den gelecek. Meis’in karasularının 12 mil olmasını kabul etmiyoruz.
İki İstanbul yüzölçümündeki bahse konu karasularının Türkiye’ye ait olduğunun altını çiziyoruz.
Akdeniz’deki hamlemizi, KKTC’nin de Mavi Vatan Yasası çıkarması suretiyle taçlandırmalıyız. Kıbrıs’a ait olan,
zengin petrol ve gaz sahaları içeren karasularından, ihtilaflı olduklarından ne KKTC ne de Rum Kesimi
yararlanabiliyor. KKTC Mavi Vatan Yasasını çıkarırsa pazarlık gücümüz daha da artar. AB kararlılığımızı görür.
AB’nin Doğu Akdeniz doğalgaz sahalarına olan ihtiyacı, Hürmüz’ün kapatılmasından sonra daha da arttı.
Mavi Vatan Yasasında Ege’deki karasularımız 6 mil olarak tutuluyor. Mevcut durumda, yani Türkiye ve
Yunanistan’ın Ege’deki karasuları 6 milken, Ege’nin %40’ı Yunanistan’a, %9’u Türkiye’ye ait. %51’i ise
uluslararası karasu hükmünde. Yani Türkiye Egenin %60’ını dilediği gibi kullanabiliyor.
Karasuları karşılıklı olarak 12 mile çıkarıldığında Türkiye’nin payı %11 ve Yunanistan’ın payı %70 olurken
uluslararası sular %19’a geriliyor. Yani Türkiye’nin serbestçe kullanabileceği alan %30’ düşüyor. İstanbul’dan
hareket eden bir gemi Atina’nın izni olmadan İzmir’e, İzmir’den demir alan bir feribot Antalya’ya gidemiyor.
Balıkçılık yaptığımız saha daralıyor. Karasuları hava sahasını da belirlediğinden, uçaklarımız Ege üzerinden
uçamıyor. Yunanistan’a mahkum ve mecbur oluyoruz.
Akla şu soru gelecektir: ‘’Karasularını iki denizde 12 mil uygularken Egede nasıl 6 mil uygulayabiliyoruz?
Devletlerin sahilleri olan bazı denizlerde 12, bazısında 6 mil uygulama hakkı var mı?’’ BM açık denizlerde
karasularını 12 mile çıkardı. Ankara, ‘’Ege Türkiye ile Yunanistan arasında iç denizdir’’ savıyla bu kararı kabul
etmiyor. (Türkiye ilgili BM kararını imzalamadığından Ege açık deniz olsa da kararı uygulamayabilir.)
Aynı Ankara Akdeniz’e boğazlar ve Ege üzerinden bağlanan Karadeniz’in açık deniz olduğunu iddia ederek
12 mil uyguluyor. Bu tablonun tek izahı var: Güç. Türkiye zımnen ‘’İşime Karadeniz’de 12, Ege’de 6 mil geliyor. Böyle uyguluyorum’’ diyor. (Karadeniz’in açık deniz olduğu, altı devletin kıyısı olmasına dayandırılabilir.)
Yasayla cumhurbaşkanına, Türkiye’nin menfaatleri gerektirdiğinde, tarif edilmiş deniz alanlarını ‘’Özel
Statülü Deniz’’ ilan etme yetkisi veriliyor. Bu yetki, sınırlama olup olmamasına göre farklı sonuçlar doğurur.
Eğer sınırlama olmazsa Türkiye okyanusların kimseye ait olmayan sularını bile ‘’Özel Statülü Deniz’’ ilan
ederek petrol ve gaz arayabilir, çıkarabilir. Bunu sadece ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Fransa ve Rusya
yapabiliyor.
Sınırlama olursa, mesela ‘’Henüz münhasır bölge ilan edilmeyen alanlarda’’ benzeri bir ifade kullanılırsa,
cumhurbaşkanına Türkiye’nin kıyıdaş olduğu denizlerde bu yetki verilmiş olacak. Türkiye ve Yunanistan,
Egenin uluslararası sularında, üçüncü ülkelerden gelen balıkçıların avlanmasını istemezler. Bu girişimleri
fiilen engelliyorlar. Bu yasa çıktıktan sonra bu gibi girişimler, bahse konu sular ‘’Özel Statülü Deniz’’ ilan
edilerek hukuken engellenebilecek. Karasularına girenlere ceza kesilebilecek.
Bu vesileyle iki yanlışı düzeltelim. Bu yasanın Montrö’de elde ettiğimiz bazı hakları riske edeceği iddiası
doğru değil. Uluslararası hukuka göre, devletler arasındaki anlaşmalar yasalardan üstündür. İki belge
arasında fark olursa uluslararası anlaşma uygulanır.
Bir başka iddia Yunanistan’a ait olan 152 ada, adacık ve kayalıkta hak iddia ettiğimiz. Bahse konu yerler şu
anda da ihtilaflı. (Kardak bunlardan biri) İki devlette bu yerlerin kendisine ait olduğunu savunuyor. Yasa
çıktıktan sonra bu durumda bir değişiklik olmayacak. Zira bizim kanunlarımız Yunanistan’ı bağlamaz. Ama
Yunanlar sınır aşımları yaparken daha dikkatli olacaklar. Çünkü Türkiye daha önce zamanın şartlarına göre
hareket ediyordu. Kanun çıktıktan sonra, askerlerimiz sınırlarımızı korumak zorunda olduklarından, sınırları
geçenlere müdahale edecekler.
Mavi Vatan Yasasının hayırlı olmasını dilerim. Önerim, Mavi Vatanın hazırlanmakta olan yeni Anayasaya da
dahil edilmesi. Dile kolay 462 000 kilometrekarelik bir alandan bahsediyoruz. Önerdiğimiz uygulamanın bir
benzerini, Hazar’daki ihtilaflı enerji sahalarının vatanın bir parçası olduğunu anayasaya koyan rahmetli
Haydar Aliyev yapmıştı.
(İlgilenenler için https://www.habererk.com/makale/karabag-zaferinin-bilinmeyen-
arka-plani-azerbaycan-in-bagimsizlik-gunu-kutlu-olsun_257612/ )

