Piyasalar

KONGRE BİNASI ÜZERİNDEN KOR DÖVÜŞÜ GİRDABINDA, AKADEMİNİN AHVALİ..!..

Punto:

“Bir toplumun her şeye ilgisi var bilgisi yoksa vay haline” der bir düşünür...

Bir dönem böyle bir kavga Atatürk evinin hemen yanı başındaki o eski caminin yıkılma sürecinde yaşandı, O zamanda karşı cenah “işte bu camiyi Atatürk evine yakın olduğu için yıkıyorlar, oysa cami delme çatma bir yapıydı ve hem de yolun üzerindeydi ama sağ olsun belediyemiz hem geriye aldı hem Atatürk evinin önü açıldı hem de eskisinden daha yeni güzel bir eser olacak yapıldı...

Şimdi kavga sebebi Kongre Binasının tarihi hakkında kısa bilgilendirme ise şöyledir : Erzurum Resim ve Heykel Müzesi binası Erzurum Kongresi'nin toplandığı ilk binadır. Bina  1864'de Mıgırdiç Sanasaryan tarafından yaptırılan bina Sanasaryan Koleji (Ermeni Kız Yatılı Okulu) olarak eğitim vermiştir.              (https://erzurum.ktb.gov.tr/TR-181311/erzurum-kongresi.html)

Cumhuriyet öncesinde kamulaştırılan bina 1924 sonlarında bir yangın geçirmiş ve ahşap kısım tamamen yanmıştır. Yangından sonra onarılan bina, Gazi İlkokulu olarak 1926'da hizmete açılmış, zaman içerisinde Güzel Sanatlar Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi olarak kullanılmıştır.

2011-2013 yılları arasında TBMM tarafından yapılan restorasyonun ardından 2014 yılı sonunda yukarıdaki cilalı şekli ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne devredilmiştir.

Binaya 2013 yıllarında restorasyon sırasında temel ve üst tablalar üzerine teknik usulleri uygun olmayan kalın beton ve granit binanın taşıyamayacağı ağırlığın yüklenmesi diğer yandan temeline su sızması sonucu binada bugün çökme tehlikesi duvarlarda oluşan çatlaklardan fark edilerek durumun tespiti için ihale açılarak bu işe Erzurum Teknik Üniversitesi dahil olmuştur...

Şehrin Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden akademisyen bir hanımefendi, ilmî teknik veriler çerçevesinde durumu bir ekip eşliğinde ortaya koymuş yetkilileri uyarmıştır, aydın bir akademisyen olmanın gereğini yapmıştır , yarın bu bina içinde onlarca insan gurupları gezerken bir program anında çökerse bu Cumhuriyeti Atatürk'ü savunuyorum diye feveran edenler o zaman acaba ne derlerdi..?!...

Şimdi ortada üzücü de olsa bir sonuç var, bu sonuç nasıl bilimsel verilerle ortaya konulduysa yine bilimsel çalışmalarla da önlem alınacaktır, peki bilim insanlarına siyasete ya da siyaseten birbirimize kızgınlıklarımız üzerinden böyle davranırsak yarın bu şehirde, bu ülkenin ya da bu şehrin problemleri için bilim olarak ortaya konulacak çalışmalarında önünü kesmez miyiz bu konudaki bilim insanlarına korkutup ürkütmez miyiz..?!..

Yani işin ıstırap veren başka bir tarafı da, şu ilericiyim diye Atatürkçüyüm diye bu işe sahip çıkanların da, hem tarih bilgi fukaralığı, hem ilim insanlarına karşı takındığı tavırda O karşı çıktıkları siyasal zihniyetle davranış olarak daha vahim bir anlayış içinde olmaları…!...

Maalesef, hiçbir bilgi ve bilgeye dayanmadan sadece işte bu işi getirip de bir Cumhuriyet Atatürk düşmanlarına bağlamak da Ortadoğu zihniyetinin zıt bir versiyonundan başka bir şey değildir...

Şimdi bizim bu taş duvar diye sanki eski tarihi eserlerde kesit taşlar diye zannettiğimiz taş bina aslında bu hıbar taşlardan yapılmış küçük küçük taşlarla yapılmış taş duvardan ibaret olduğunu aslında babalarımıza dedelerimize sorsanız zaten söylerler hatta ateş tuğlası üzerine adeta kerpiç duvarları üzerine beton kolon koyup ağırlık yüklemek teknik bir vaka olması bir yana binanın temeline çürümüş borulardan sızan sular ile kar yağmur sularının sızıntısının temellerin çökmesine sebep olabileceğini de gidip gezip görürseniz zaten anlarsınız diye düşünüyorum…!...

Binanın gerçek durumundan bir kesit..!...

 

 Unutmayalım "jeolojik depremler çürük binaları, sosyolojik depremlerde çürük düşünceleri yıkar"

Yapılırken; tarihi bir binaya yakışır şekilde, milli ve ilmi anlayışa yakışır şekilde yapılmayan, bir binayı, sonra restorasyonla yüzünü cilalayıp içini ve temelini gereksiz ağırlıklarla daha da  bozmak bugün bu konudaki düşünce fukaralığımıza benzetmekten başka bir şey değildir…

Çözüm, böyle simgeler, semboller yada bağnaz ideolojik bakış yada dini anlayışlar ile değil yine bu konuda ilim eksenli konusunda ehil akademik çözüm üreten, proje geliştiren ilim insanlarına da destek olmak saygı duymak hatta minnet duyarak mümkündür….

Görünen o ki bu binanın mimari ruhunu zedelemeden, mühendislik dilinde REKONSTROKSİYON metoduyla yeniden inşası diye düşünüyorum ve en son bu meselede geçte olsa rasyonel yol gösterici bir açıklama yapan İnşaat Mühendisleri odasının açıklamasını kıymetli buluyorum, (https://www.imo.org.tr/TR,214067/erzurum-kongre-binasi-icin-cozum-yikim-degil-bilimsel-guclendirmedir.html

Ben Cumhuriyetin kuruluşuna ev sahipliği yapmış, bu şehrin bir çocuğu olarak, bu bina ile ilgili ilmi veriler ile teknik çalışmayı yaparak verileri ortaya koyan, devlet idaresini uyaran yine çözüm konusunda da yetkiyi üç ana görüş ile yetkiyi Kültür ve Turizm Bakanlığına bırakan en az bizler kadar Milliyetçi Cumhuriyetçi Dilek hocamız ve ekibine şükranlarımı iletiyorum...

Arkadaşlar, bulunduğumuz siyasi kamplarda iktidarı beğenmeyebiliriz, iktidara olan başka türlü hınçlarımızı böylesine tarihe tanıklık etmiş, dışı cilalı içi perişan olmuş bir binaya Atatürk'ü ve Cumhuriyeti ’de alet ederek intikam alınması o suçladığınız Ortadoğu zihniyeti ile sizi aynı duruma düşürmektir...

Öncelikle, Vicdani Akıl ile  doğru düşünüp, doğru bilgilere erişip, bir şeye karşı çıkacaksak ya da yanında olacaksak öyle olmalıyız...

FERASETLİ DÜŞÜNCE DÜNYASINDA BULUŞMAK DİLEĞİYLE…                                                                                                                              Emrullah ÖNALAN                                                                                                                                                                                                        15 OCAK 2026 Palandöken/ERZURUM