Türk milletinin 16 büyük imparatorluk kurmasında ve bunları kurmasındaki temel siyaset-ahlâk geleneğinde liderlik, güçten önce hikmet ve ahlak meselesidir.
Kınalızâde çizgisinde şekillenen “M”li vasıflar, bugünkü siyaset için hâlâ geçerli bir ölçü cetveli sunmaktadır.
Müddebbirlik, günü kurtaran değil geleceği kuran siyaset ister. Bugün ise plansız, tepkisel ve krizle beslenen bir siyaset dili hâkimdir.
Mümeyyizlik, doğruyla yanlışı ayırma basiretidir. Günümüzde ise hakikat çoğu zaman propaganda gürültüsü içinde kaybolmaktadır.
Mütefekkirlik, slogan değil fikir üretmeyi gerektirir. Bugünkü siyasette düşünce yerini ezbere bırakmıştır.
Meşveret, ortak aklı esas alır; tek adamcılık ise siyaseti daraltır.
Müsavat ve merhamet, devleti soğuk bir aygıt değil adil bir emanet olarak görür.
Oysa bugün adalet duygusu zedelenmiş, merhamet zayıflamıştır.
Mutedil ve muvazeneli olmak, toplumu bir arada tutar; aşırılık ise ayrıştırır.
Müstakimlik, siyasetin ahlaki omurgasıdır.
Omurga kaybolduğunda güç kalır ama meşruiyet kaybolur.
Bu cetvel şunu açıkça gösterir: Toplumun aradığı liderlik modeli değişmemiştir; sadece ölçüler unutulmuştur.
Güncel Siyasetle Karşılaştırma ve Dersler
Bugün Türk siyasetinin temel problemi ideolojik farklılıklar değil, üslup ve ahlak erozyonudur.
Gülşah Durbay’ın ardından toplumun her kesiminden yükselen ortak hüzün, bu yüzden tesadüf değildir.
İnsanlar bir siyasi görüşü değil, insan kalabilmiş bir yöneticiyi uğurlamıştır.
Bu durum siyasete sessiz ama güçlü bir ders vermektedir:
Millet, bağıranı değil dinleyeni;
korkutanı değil güven vereni;
ayrıştıranı değil birleştireni hatırlıyor.
Kınalızâde’nin asırlar önce çizdiği lider portresi ile bugün toplumun özlediği siyaset tipi arasında şaşırtıcı bir örtüşme vardır.
Demek ki mesele yeni bir siyaset icat etmek değil; ahlaki ölçüleri yeniden hatırlamaktır.
Sonuç olarak Türk siyaseti, gücünü polemikten değil; müddebbirlikten, merhametten ve müstakim duruştan aldığında hem toplumsal karşılık bulacak hem de kalıcı olacaktır.
Bu ölçüler sadece geçmişin hatırası değil, geleceğin pusulasıdır.
Mehmet Mutluoğlu

