Piyasalar

Kendisini Tavuk Sananın Yumurtası ile Avunan Biri Olabilir misiniz?

Punto:

"Bir adam doktora gider ve 'Doktor, kardeşim delirdi; kendisini tavuk sanıyor' der.
Doktor da 'Neden onu bir hastaneye yatırmıyorsun?' diye sorar.
Adam cevap verir: 'Yatırırdım ama yumurtalara ihtiyacım var.'”
Çoğu insanın bu yumurtalara ihtiyacı var. Fıkradaki "yumurtalar", bir ilişkinin beraberinde
getirdiği tüm mantıksızlığa, acıya ve hayal kırıklığına rağmen, insanın oradan elde ettiği
duygusal kazanımları temsil eder.

Neden
-Anlam Arayışı: Hayatın absürtlüğü ve anlamsızlığı karşısında, bu şekilde bir ilişki kişiye
geçici bir "amaç" sunar. Bunlar evrensel boşluk hissini dolduran küçük, lezzetli
yumurtalardır. Biyolojik açıdan, hayata anlam yükleyen, bir amaca inanan veya bir topluluğa
ait hisseden bireylerin zorluklarla başa çıkma kapasitesi daha yüksektir.
Her şeyi rasyonel bir süzgeçten geçirip "evren nasılsa genişliyor, her şey yok olacak"
derseniz, hayatta sürdürecek motivasyonu bulamazsınız. Yumurta (dava, ideloji, aşk vs), size
o sabah yataktan kalkmak için gereken yakıtı sağlar.

-İşlevsel Olmayanın İşlevi: Bazen bir ilişki bizi mutsuz etse de, aslında içsel bir ihtiyacımızı
karşılar. Psikolojik açıdan, bazen çocukluktan getirdiğimiz aşina olduğumuz acıları tekrar
yaşamak, hiç bilmediğimiz bir mutluluğu aramaktan daha güvenli gelir. Örneğin, eleştirel bir
partnerle olan ilişkide kişi mutsuzdur, ancak bu eleştiri ona tanıdık bir "ev" hissi veriyorsa, o
kişi bu huzursuzluğu "yumurta" niyetine tüketmeye devam eder.

Eğer bir şeyin nesnel olarak gerçek olmadığını (tavuğun olmadığını) biliyor ama yine de ona
göre yaşıyorsak, bu bir illüzyon kurmaktır. Ancak bu "yalan", zihni dağılmaktan kurtaran bir
çapa görevi görür.

İnsan beyni, saf gerçekliği (mutlak belirsizlik, ölüm, sonsuz boşluk) sürekli taşıyabilecek
şekilde tasarlanmamıştır. Bu yüzden zihnimiz, gerçeği bizim için "yenilebilir" parçalara böler.
Bu anlamda yumurta, gerçeğin sertliğini yumuşatan bir kalkandır

-Yalnızlık Korkusu ve Tanıklık İhtiyacı: Mantıksal olarak bakıldığında, mutsuz bir ilişki iki
farklı insanın sürekli birbirine uyum sağlamaya çalışması yorucu bir mesaidir. Ancak
"yumurta" burada şahitlik edilme ihtiyacıdır. İnsan, hayatının bir başkası tarafından                                                                                 görüldüğünü, sabah uyandığında orada birinin olduğunu bilmek ister. Sürekli tartışan ama asla
ayrılmayan bir çift düşünün. Dışarıdan bakıldığında "Neden birbirlerine bu işkenceyi
yapıyorlar?" dersiniz. Oysa o tartışmanın gürültüsü, yalnızlığın sessizliğinden daha
katlanılabilirdir.

-Topluluk ve Aidiyet (Yalnızlığın Giderilmesi): İlişkilerde aradığımız "şahitlik edilme"
ihtiyacı, bazen bir toplulukta (organizasyonda) da mevcuttur. Bir varlık tarafından görülmek
veya bir grubun parçası olmak, insanın evrendeki mutlak yalnızlığını elinden alır.
-Anlaşılma ve Onaylanma Arzusu: Dünya karmaşık ve genellikle soğuk bir yerdir. Dışarıda
"profesör", "çalışan" veya "yabancı" iken, bir ilişkinin içinde sadece "siz" olabilirsiniz. Bir
ikili ilişkide iki tarafta oldukça nevrotik ve uyumsuz olabilir: Bir ölümü düşünmeden edemez,
diğeri ise özgüvensizdir. Birbirlerinin tuhaflıklarına tahammül ederler çünkü dış dünyada
kimse onların bu karmaşık ruh hallerine "yumurtalar" (şefkat ve aidiyet) kadar değer vermez.
Eğer hayatı "kardeşimin kendisini tavuk sanması" gibi absürt, anlamsız ve mantıksız bir süreç
olarak görüyorsak; bu sürece katlanmamızı sağlayan, bize teselli veren, bizi sabah yataktan
kaldıran her türlü kesin düşünce sistemi (ideoloji, büyük bir aşk, sanat vd) o ihtiyacımız olan
yumurtadır.

İnsan, rasyonel olarak "yumurta gelmeyeceğini" bilse bile, o kümeste beklemeyi tercih eden
bir canlıdır. Çünkü o umut/teselli olmasa, hayatın çıplak gerçekliği (soğukluk, yalnızlık ve
ölüm) dayanılmaz hale gelir.
Katı düşünceleriniz, rasyonel bir denkleme döküldüğünde sınıfta kalır. Hiçbir akıllı insan,
sonunda üzüleceğini bildiği bir sürece girmez. Ama insanoğlu rasyonel bir varlık değildir; o
yumurtalara o kadar açtır ki, tavuk olmadığını bile bile o kümesin kapısında beklemeye
devam eder.

Sizce bu "yumurta" metaforu, insanın gerçeği bilmesine rağmen kendine söylediği bir "yalan"
mıdır, yoksa hayatta kalmak için kullandığı en temel "araç" mı?
Sizin için bir ilişkideki en temel "yumurta" (vazgeçilemeyen o fayda) nedir?
Son söz: Sonsuz hayaller bir gerçeğin yerini tutamaz.

Prof.Dr.İsmail Güvenç/KAHRAMANMARAŞ