“Tek Devlet Tek Millet” yolunun parlayan yıldızlarında Kazakistan ve Kazak Diasporası!
Kazakistan Türkistan’ın en önemli merkezi parçası ve Kazaklar da Türk milletinin en önemli
unsurlarındandır.
Türkistan’ın batısı Komünist Rus baskısından doğusu ise Komünist Çin baskı ve zulmünü halen
yaşamaktadır. 1945 yılında SSCB Başkanı Stalin, ABD Başkan’ı Roosevelt ve İngiltere
Başbakanı Churchill in katıldığı Yalta konferansın da alınan kararlardan birisi de Türkistan’ın
paylaşılması Doğu Türkistan’ın Komünist Çin’e verilmesi Türkistan’ın batısının ise SSCB ye
bırakılmasıdır. Bu karar ile Türkistan bölgesi başka bir boyut kazanmıştır.
SSCB’nin dağılması ile bu günkü durum zuhur etmiştir.
24 Temmuz 20025 günü Kazakistan’ın yetiştirdiği değerli Fizikçi bilim insanı Prof. Dr. Dossan
Baimolda’nın kaleme aldığı “Avrupa’da Yaşayan Kazak Diasporası Tarih ve Mevcut Durum”
adlı kitabını ismime imzalayarak hediye ederken ben de kendilerine; “Doğu Türkistan’ın
Duyulmayan Sesi SOYKIRIMIN TANIKLARI Komünist Çinin Bilinmeyen Yönleri” kitabımı
imzalayarak takdim ettim. İstanbul’da bulunan “Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırmaları
Derneği” tarafından kitabın tanıtım toplantısı yapıldı. Tanıtım davetlerine icabet ederek
katıldım. Kazak dernek yöneticileri Erol Yolcu Bey ve diğer konuşmacılar başta kitabın yazarı
Prof. Dr. Dossan Hocanın ve aslen Kazakistan’dan Türkiye’ye gelen Prof. Dr. Abdulvahap Kara
Hocanın yaptığı konuşmalardan oldukça bilgilenme fırsatımız oldu.
Konuşmacılar arasından Doğu Türkistan‘da yaşayan Kazak Türkleri de Komünist Çin
zulmünden kaçarak başta Türkiye ve Avrupa’ya geldiklerini ifade etmişlerdir. Türkistan
Müslüman Türk halkının gerek Rusya ve gerekse Çin zulmüne muhatap oldukları anlaşılmıştır.
Kazak Diasporası kitabı gerçekten ana yurtlarından ayrı yaşamak durumunda kalan Kazak
Türklerinin hangi devlete ne zaman geldikleri ve ne işle meşgul oldukları ayrıca da başlarından
geçen inanılmaz hikayelerinin de konu edildiği bir eserdir. Avrupa’da yaşayan Kazakların
asimile olmalarının önüne geçmesi unutulmamaları birbirlerinden haberdar olmaları
bakımından son derece önemli bir çalışma olarak önümüzde durmaktadır. Gerçekten büyük
sabır gerektiren bir emeğin mahsulüdür.
Bu çalışmanın benzerlerini dilerim Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz ve diğer kardeş Türk
devletlerinin mensupları da yaparlar. Çünkü hemen hepsi yurtlarından bir şekilde
uzaklaştırılmış muhacir olarak yaşayanlarla doludur!
Burada kitap içinde adı geçenlerden tamamından söz etmek elbette mümkün değildir. Ancak
diasporadaki zor şartlar altında yaşamak zorunda bırakıldıkları halde hatta Kazakistan’ın
bağımsızlık mücadelesinde önemli hizmetleri bulunan başta Mustafa Çokay göze çarpmaktadır.
Mustafa Bey, (1890/1941) Alaş Orda hükümet üyesi, Türkistan özerkliğinin lideridir. Fransa’da
muhacir olarak yaşamıştır. Eserde Çokay gibi muhacir olarak ülkesi dışında yaşamış ve oralarda
hayatını kaybetmiş Kazak aktivist ve önderler ile ilgili de bilgiler verilmiştir.
Kitapta bahsedilen Kazak özgürlük mücadelesi yapan şahsiyetler Türkistan Bağımsızlığı için
çalışmış şahsiyetlerin sadece bir bölümüdür. Ayrıca nice isimsiz kahramanların olduğu da tarihi
gerçektir.
Bu mücadelede emeği geçen ve ahirete göçenlere rahmet diliyoruz. Kendilerine Türk milletinin
bağımsızlık/ kurtuluş mücadelesinde gösterdikleri çabaları şükranla anarız.
Bugüne gelindiğinde elbette başta Türkiye’de ve Avrupa’da yaşayan Kazak Türklerinin önemli
şahsiyetleri mevcuttur. Önemli hizmetlerde bulunmaya devam etmektedirler.
Ancak ne var ki diasporada yaşan Kazak Kırgız Özbek Tacik Türkmen Doğu Türkistanlılar da
olmak üzere kendilerini iki önemli tehlike beklemektedir. Birincisi; ASİMİLASYON
tehlikesidir.
Diğer önemli tehlike de şudur; Türk devletlerine Allah büyük nimetler vermiş enerji/petrol
doğalgaz ve yeraltı zenginlikleri dünyanın en zengin doğal kaynaklara sahiptirler. Bu
zenginlikleri emperyalist ülkelerinin iştahını kabartmakta Türkistan’ı yutmak için fırsat
kollamaktadırlar. Her iki tehlikede kadim Müslüman Türk milletini hem benliğinden
kimliğinden hem de kadim vatanlarından etmeye yöneliktir.
Birinci tehlike olan asimilasyon için en önemli gösterge milletlerin, din, dil, tarih, gelenek ve
kültürlerinden uzaklaşmasıdır. Diasporada içinde yaşadıkları toplumlara entegre olmaları en
önemlisi de yabancılarla, yaşadıkları devletlerin milletleri ile EVLİLİK yapmaları bir iki nesil
sonra diasporada yaşayan Müslüman Türk kardeşlerimizin nesillerinin ve kültürlerinin yok
olmasıdır.
Türkistan’ın zenginliklerinde gözü olanlara karşı alınacak önlemlere gelince;
1- “İstersen sulhu salah hazır ol cenge” ata sözümüzün gereğini yerine getirip, düşmanın silahı
ile silahlanıp buna göre hazırlık yapmaktır. Düşman güçten anlar!
- Savunma iş birlikleri yapılması.
- Savunma sanayiinin güçlendirilmesi.
2- Öncelikler Türk ve Müslüman devletleri ve akabinde Müslüman halkların birliğinin
sağlanması gerekmektedir.
- Dilde birlik için çalışmalar yürütülmelidir.
- Kültür ve sosyal birliktelikler topluluklar arasında kardeşlik, inanç ve kültür bağının
geliştirilmesi için çaba gösterilmelidir.
Unutulmamalıdır ki Müslüman Türk devletlerin kurtuluşu, hayatta kalmaları için aralarındaki
birlik ve beraberliği sağlamaları son derece önemlidir!
Hedef: “Tek Millet Tek Devlet” olmalıdır!
3- Ekonomik ve sosyal birliktelikleri oluşturulması zenginlikler aralarında paylaşılmalı hep
birlikte güçlü olmanın yolları bulunmalıdır.
Türkistan’ın dünya durdukça var olması birlik ve beraberliğinde saklıdır! Türkistan ve tabi
Kazakistan vatandaşları milli şuurla hareket etmelidirler!
Diasporada yaşayan Müslüman Türkler öncelikle ülkelerine dönmeyi hedef haline getirmeli,
mensubu oldukları devletler diasporadaki vatandaşlarını ülkelerine dönmeleri konuşunda teşvik
etmelidir. Müslüman Türk yurtları coğrafi olarak çok büyük olmalarına karşın nüfus olarak
oldukça azdırlar.
Türkiye Türklerin de Yurdudur!
Tekrar önemine binaen ifade edeceğim: Diasporada asimilasyon karşı, Din, Dil, Tarih (Tarih
şuuru) Kültürlerini yaşama çabalarını artırmalıdırlar.
Batılı ülkelerdeki konfor kendilerini esir almamalıdır. Ülkelerinin dışında yaşam zorunluluğu
olanlarında birinci tercihleri Türkiye olmalıdır.
Türkiye’ye gelince Türk devlet ve Türk milleti de Türkistan Müslüman Türk halkının da devleti
yurdu olduğu şuurunda olmalıdırlar. Türkistan kardeş devletlerde Türk devleti ve Türk milletini
kendi milleti bilmeli “Tek Millet Tek Devlet” şuuru ile hareket etmelidir.
Aksi halde Allah korusun aziz Müslüman Türkler kurda kuşa yem olmaktan kendilerini
kurtaramaz! Bir yanda komünist emperyalist Çin öte yandan başta ABD ve müttefikleri
gözlerini Müslüman Türk yurdu Türkistan’a dikmişlerdir.
Çin’in ülkelere nüfuz hileleri asla unutulmamalıdır!
Çin Afrika ülkelerinin çoğunun milli hasılasına hükmetmektedir! Türkistan gençleri Çinlilerle
evlenmeleri ilerde onarılmaz sorunlara gebedir. Evlilikler önlenmelidir.
Türk Devletleri tanıtım ve kültür alışverişinde bulunmalıdır.
Türk devletleri; Kazakistan Kırgızistan Özbekistan Türkistan ve diğerleri Türkiye ve diğerleri
ile tanıtım ve yakınlaşmanın sağlanması için gazeteci ve basın mensupları ile daha yakın ilişki
içine girmeli ülkeler basın mensubu ve yazarları davet etmeli ülkelerin tanıtımı ve kültür
alışverişinde katkı sağlamaları temin edilmelidir.
Üniversiteler arası geçişler kolaylaştırılarak eğitim koordinasyonu sağlanmalıdır.
Türk Devletler Teşkilatı çalışmalarına hız vermeli, “Dilde Birlik” öncelikle sağlanmalı. Kültür
alışverişi hız kazanmalı aynı zamanda savunma iş birliği ile birlikte ekonomik iş birlikleri ihmal
edilmemelidir. Türkistan el ele verirse aşamayacağı engel yoktur!
Gelecek Müslüman Türk milletinin ve Türk devletlerinindir.
“Tek Millet Tek Devlet”
Kızılelmamız olmalıdır!
Yaşasın Kazakistan Türkiye Dostluğu!
Yaşasın Türkistan Birliği ve Dostluğu!
Türkistan’ın parlayan yıldızlarından Kazakistan ve Türkistanlı kardeşlerimize selam olsun!
Vesselam
Halis Özdemir
Gazeteci Yazar
Halis ÖZDEMİR
Punto:
Dinle

