Piyasalar

"GEL FİNO, BAKALIM SEN NERENİN MUHTARISIN!"

Punto:

Geçen haftaki savaş sürecinde bir cümle sarfedildi ki, kan dondurur:

" İsrail bizim pis işlerimizi yapıyor!"

Emperyal iştihanın bu kadar 'suç üstü' olduğu bir durumu en azından ben hatırlamıyorum.

İkincisi, tebessümle öfke barındırıyor;

Biri 5.500, diğeri 90 nükleer başlığa sahip olan iki ülke, dünyada

nükleer yasak zabıtalığına soyundular. Kimse de soramadı, " Sizde niye var?"

"Dinimize dahleden bari müselman olsa!"

İnsanın içi daralıyor.

Böyle durumlarda bazen zihnimde iz bırakan trajikomik bir Erzurum fıkrası, terapötik etki yapar, rahatlatır diye düşünüyorum...

Kıtlık zamanı ...

Öyle kıtlık ki kendi siyasi mottosunu bile oluşturmuş: " Geldi İ...met, kesildi kısmet!"

" Ah yegen nasıl anlatsam ki, gutupları bize verseler, elimallah buz gıtlığı gapıda olurdu" dedirten kıtlık..

At gübresinde buğday arandığı,

Köyde tek şapkayla sırayla şehre inildiği zamanlar...

Numunelik olsun, tek bir göbekli insanın olmadığı zamanlar...

Şartlara inat insanlarda bir mutluluk, bir mutluluk, sorma gitsin...O da mottosunu oluşturmuş:

"Açla çıplak kudurgan olur!"

Yine Erzurum, yine Serçeme deresi.

"Dere"nin dört köy muhtarı Aşkale'den geri dönmekte...

Yaz, Ağustos sıcağı...

Güneş zirvede...ayaklar mecalsiz...

Bir çay molası vermek lazım...

Gel gör ki,bir kilo çayı olanın zengin sayıldığı, şeker yerine beyaz düğmeye bakıp şeker hayaliyle çay içildiği bir zamanda kim çay koyar ki?

Yoncalığın muhtarı ; "Vola şu Meymansır'da ( Başçakmek) benim dayım Memmet daaş var, onda çay vardır ama dördümüz birden gidersek, ayran içirir gönderir. Gırgıttır, zinhar çay koymaz..

Önce birimiz gidelim, çay koysun, sonra sırasıyla damlarız!" der.

Önce Yoncalığın muhtarı gider.

Selam kelam," Hangi rüzgar attı seni yegen" Hoş beş,

çay konur...

Tam çaya başlamışken kapı çalınır, gelen Serçeme'nin muhtarı!

" Ooo.. hoş geldin safa geldin" derken demlik değiştirlir..

Çayın rengiyle beraber Memmet Daaş'ın rengi de değişir.

Tam yeni çayın demlenme aşamasında, Hinzik' in( Eğerti) muhtarı damlar.

Tabii ki bu sırada bizim Memmet Daaş'ın' suratı düşer.

Son gelen Ziravank' ın(Sorkunlu) muhtarına burun ucu kısık bir sesle 'hoş geldin' der ama dönen dolabı da sezmiştir bizimki...

Kızmıştır çay üzerinden muhtar kurnazlığına...

Tam bu sırada açık dış kapıdan bir köpek dalar içeri...

Memmet Daaş affetmez,,sözü yapıştırır:

" Gel fino, bakalım sen nerenin muhtarısın!"

A. Velioğlu/ 2025.07.03

Gırgıt: Cimri

Daaş: Dadaş