Piyasalar

Demokrasi ve Milli Güç

Punto:
10 Aralık AB Liderler Zirvesi öncesi galiba biraz kendimizi sorgulamamız, dünya ile kendimizin demokrasi ve insan hakları konusunda karşılaştırmamız gerektiğini düşünüyorum. Şimdi şöyle bir soru soralım kendimize! Dünya da iki yüzü aşkın ülkede demokrasi ve insan hakları konusunda hangi ülkeyi örnek almamız lazım? Veya hangi ülke bu konuda bize öncülük edebilir? “Evet, işte bu!” diyebileceğimiz bir ülke var mı? Hemen aklımıza, ABD ve AB ülkeleri geliyor sanıyorum. Demokrasinin beşikleri, insan hakları ihlallerinin olmadığı ülkeler! Gerekçe olarak da demokrasinin beşiği olan bir ülkede insan hakları ihlalleri olmaz anlayışı doğru bir yaklaşımdır. O zaman kısa kısa hafızamıza müracaat ederek soralım, gerçek sahiden bu mu? ABD den başlayalım. Hangisini söyleyelim, katledilen Kızılderilileri mi? Afrika’dan getirilen ve köle olarak kullanılan insanları mı? Irak ta Ebu Gureyb Cezaevinde yaşananları mı? Guantanamo Üssündeki tutsakların durumunu mu? Son dönemde ABD de yaşayan zencilere yapılanları mı? Seçimlerde çalındığı iddia edilen milyonlarca oyu mu veya dünyanın birçok ülkesinde insan hakları ihlallerine, sokak gösterilerine, iktidarların yıkılmasına destek vermesine mi? Hangi birini söyleyelim? Bunlar yapılan demokrasi ve insan hakları ihlallerinden sadece bir kaçı… Demokrasinin beşiği Fransa mı diyelim, onu mu örnek alalım? O zaman Fransa’nın yapmış olduğu hangi katliamlardan başlayalım? Tunus’tan mı, Cezayir ‘den mi, Fas’ tan mı, Ruanda’dan mı, sömürgelerinde uyguladıkları anti demokratik insan hakları ihlallerinden mi, Müslümanlara karşı başlatılan insan hakları ihlalleri uygulamalarından mı veya kendi ülkelerinde yapılan gösterilerde polis şiddetinin görüntülenmemesi için çıkartılmaya çalıştıkları yasa tasarısından mı, hukuk dışı davranışlardan mı? Yoksa tarihin en büyük sömürge devleti, hala devam eden Asya’dan, Orta Doğuya akan kanların, yapılan katliamların sorumlusu olan İngiltere’yi mi örnek alalım? Filistin’de, Hong Kong’da, Keşmir ‘de Afganistan’da, Hindistan’ da ve daha birçok ülkede yapmış olduğu sinsi faaliyetlerle yüzbinlerce insanın kanına giren bu gün sömürgelerinde ve birçok ülkede insan hakları ihlallerini destekleyen finanse eden İngiltere… Veya 1933-45 yılları arasında büyük Alman İmparatorluğu kurmak ve mükemmel Alman Irkını yaratmak için değişik etnik kökenlerden 21 milyon insanı gerek kurşuna dizerek gerekse yakarak yok eden, günümüzde PKK ve FETÖ teröristlerine yardım ve yataklık eden Müslümanlara karşı her türlü insan hakları ihlallerinde bulunan Almanya’yı mı? Bosna’da, Hocalı’da ve Anadolu’da soykırımı yapanları koruyan kollayan, katliamları destekleyen veya masum gösteren tarihi kanla yazılan Batı Medeniyetini mi örnek alalım? Birileri çıkıp söylesin demokrasi ve insan hakları konusunda kimi örnek veya kimden ders alalım? Tarihi kanla yazılan Batı Medeniyeti dün ne ise bu gün odur yarında öyle olacaktır. Bu böyledir. Bunu inkâr edenler ya kendini kandıranlardır ya emperyalizmin uşaklarıdır ya da Türk düşmanlarıdır. İnsanı bir metaı bir mal gibi gören Batı’ya nedir bu hayranlık? Peki, kimi örnek alalım demokrasi ve insan hakları konusunda? Yerli ve yabancı bilim insanları Türk Tarihini yazarken, katliamları değil, medeniyete, insana, sanata, edebiyata, bilime verilen değeri büyük bir övgü ile yazarlar. O zaman neden kendi medeniyetimizi örnek almıyoruz da kanla yazılan Batı Medeniyetini örnek alıyoruz? Batı her zaman olduğu gibi kendi kanlı tarihini ve günümüz insan hakları ihlallerini saklamak için, İslam’a saldırmayı, Müslüman Türk’ü karalamayı, aşağılamayı, elinde tuttuğu sınırsız sermaye ve medya gücü ile dünya kamuoyunu yönlendirmekte veya yalan haberlerle yanlış algılar oluşturmaya aralıksız devam etmektedir. Bütün bunların bilinmesine rağmen hala Batı Medeniyeti ve Batı Demokrasisi hayali kuranlar ya ülkelerine hainlik yapıyorlardır ya da gaflet içindedirler. Hiçbir batılı ülke ülkemize ayar veremez. Önce kendilerine bakacaklar sonra bize laf edecekler. Ama görünen o ki kendilerini “yunmuş-yıkanmış” masum, demokrasinin beşiği gibi gösterirken, bizi anti demokratik insan hakları ihlalleri yapan bir ülke olarak lanse etmeye devam edeceklerdir. İşin en hazmedemediğimiz tarafı ise Batılı ülkelerin ülkemiz üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için çok şey yapmalarına gerek yok. İçimizdeki yandaşları, kraldan çok kralcı geçinerek onların yapmak istediklerinin çok daha fazlasını yapıyorlar veya yaptırıyorlar hem de bir kuruş harcamadan. O halde iş “Milli Güçlere” düşmektedir. Kimdir bu Milli Güç? Vatanını, milletini, devletini, bayrağını, dinini canından çok seven bu uğurda gözünü kırpmadan canını seve seve verecek olan milletin gerçek evlatları. Yunanistan ve Fransa’nın Akdeniz’de terör estirmeleri, Türkiye’nin haklarını ihlal etmeleri ve Türkiye’nin buna izin vermemesi neticesinde gerginlik yaşanmaktadır. Türkiye’ye, “sen nasıl olurda bize karşı haklarını savunursun” diyerek yaptırım uygulanması düşünülmektedir. AB liderler zirvesi öncesi bir takım gerçekleri dile getirelim dedik. Aç, susuz, ser-sefil hatta anasız-babasız kalalım ama Vatansız kalmayalım. Batı’ya boyun eğmeyelim. Onlara boyun eğmek vatansız kalmak ile eş düzeydedir. İsmet Taş – İç Anadolu Birliği Genel Başkanı Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanı