Piyasalar

Değişime Nereden başlamalı?

Punto:

İnsan, toplum ve devletlerde değişim/dönüşüm zamanla bir ihtiyaçtır. Eğitim, aile, siyaset, din
ve ekonomi kurumları veya toplumsal dönüşüm/değişim içten mi dıştan mı; yukardan aşağıya
mı aşağıdan yukarıya mı olmalı? Kullanılacak araçlar (yöntem) ne olmalı?
İçten. İbn Rüşd’ün (1126-1198) şunu söylediği rivayet edilir: “Yumurta dıştan bir güçle
kırılırsa yaşam son bulur, içten bir güçle kırılırsa yaşam başlar… Zira sahih dönüşümler hep
içten olur…” Bu söz yaşamın ve dönüşümün/değişimin en temel ilkesini basit bir metaforla
özetler.

Büyük bir bilim insanı ve filozof olarak İbn-i Rüşd Endülüs’de (İspanya) doğmuş ve felsefe,
tıp, fıkıh, matematik alanlarda iz bırakan çalışmalar yapmıştır.
Büyük Bilgin “dönüşümü/değişimi” mecazi anlamda yumurta ile açıklamaya çalışmıştır…
Aslında yumurtayı kırma bir uygulama ve bir metafor (Mecaz) olarak anlı şanlı siyasetçilerin,
filozofların ve bilim insanlarını ve dahi tüm insanlığın gündemine girmiş bir konudur…

Omlet nerede?
Dıştan. Stalin’in de “Omlet yapmak için yumurtayı kırmak lazım” dediği aktarılır… Bu
cümlede bir işi yapabilmek için bazı şeyleri feda etmemiz gerekebileceği anlatılmak
istenmektedir. Stalin ve onun zihniyetindekiler (başka otoriter ve totaliter bir ideoloji de
dikkate alarak okuyabilirsiniz) “kan dökeceğiz elbet; kolay değil, dünya üzerinde bir cennet
yaratmaya çalışıyoruz; bu arada, binlerce hatta milyonlarca insan katledilmiş/mağdur edilmiş
çok mu?" haleti ruhuyeti içerisindedir.
Bu ruh hali ilginçtir! Bu düşünceye en güzel cevabı Panait Istrati bir Sovyetler Birliği gezisi
sırasında vermiştir: “Pekâlâ, Kırık yumurtaları görebiliyorum, fakat bahsettiğiniz bu omlet
nerede?" (All right, I can see the broken eggs. but where's this omelet of yours?).
Her zaman yumurtayı düşük bir maliyetle ve kalıcı olarak kırmanın mümkün olup olmadığı
düşünülmelidir!
Diğer yandan yumurtanın kalitesinin varılmak istenen hedef için kırmaya değer olup olmadığı
da önemlidir.

Nitelik

Bir atasözümüz “Yumurtadan çıkan yine yumurta çıkarır” şeklindedir… Bu
atasözümüzde her canlının soyuna çektiği, soyunun özelliklerini taşıdığına dikkat
çekilmektedir… İbn-i Rüşd’ün “…Zira sahih dönüşümler hep içten olur…” yorumu bu
atasözümüzle tam uyuşmamaktadır. Dönüşümü sağlayacak bir öz yoksa yumurtayı neresinden
kırarsan kır aynı özellikler ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle toplumda veya kurumlarda değişim yapılacaksa yumurtanın kalitesi (içinde ne
olduğu) öncelikle belirlenmelidir.
Yumurta bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir
canlı oluşturan hücredir. Demek ki yumurta döllenmiş değilse kendi soyunu bile sürdüremez.
Zaten yumurta döllenmiş ve uygun şartlarda kuluçka dönemi geçirmiş ve içerisinde yeni bir
yavru (değişimi taşıyan varlık olarak okuyabilirsiniz) üretebilmiş ise içeriden veya dışarıdan
bir etki ile kırılmış olması sonucu çok değiştirmeyecektir… Bu özelliklere sahip bir
yumurtanın kırılmasında zamanlama önemlidir.
Kemale gelmiş bir yavrunun (fikrin) doğumu kaçınılmazdır…
O halde yumurtayı kırmaktan çok daha önce yumurtanın içinde aşılı, ıslah edilmiş bir
embriyonun olması için çalışmak gerekir…
Bir başka atasözümüz de “cins horoz yumurtada öter” şeklindedir. Tavuk yumurtasından
kartal çıkmaz.
Kaliteyi boş ver nasıl kırmalı derken illa da kırmak istiyorsanız “yumurtayı balyoz ile
kırmayın” derim. Her ne kadar “sermayen bir yumurtaysa taşa çal” şeklinde atasözümüz
olsa da hiçbir sorun aşırı güç kullanımı ile değil akıl/bilim ile kalıcı çözüme kavuşturulabilir.

Kafaları karıştırmadan birey/toplum ve kurumsal dönüşüm/değişim için birkaç önerim şu
şekildedir:
-Önce kalite – Nitelikli insan kaynağı ve fikir olmadan dönüşüm olmaz.
-İçten gelen değişim – Zorla yapılan değişimler kalıcı değildir.
-Doğru zamanlama – Erken ya da geç müdahale, potansiyeli bozar.
-Yıkıcı güç yerine akıl ve bilim – Kaba kuvvet değil, stratejik ve bilinçli adımlar
gerekir.

Son söz: Cücelerle (yetersiz imkânlarla) büyük işler başarılamaz.