Irkî birliktelikleri yok.
Mezhebi birliktelikleri de yok... Bu
Kimi katolik, kimi ortodo buks, kimi protestan, kimi evangelist...
Geçmişte birbirlerini doğramışlar.
Ama emperyal çıkarları sözkonusu olunca, efkar ı umumiye karşılarında bile olsa, hepsi bir ağızdan konuşabiliyorlar.
Avrupa ana karası ülkelerinin Amerikan derin devlet emperyal hedefleri sözkonusu olunca birbiri ardınca verdikleri destek mesajlarını kastediyorum.
Gazze olayında İran meselesinde Amerika bir tarafa, Avrupalı liderlerin hiç yüzleri kızarmadı.
Almanya başta olmak üzere Avrupalı liderler beden dilleriyle; "Kusura kalmayın. Böyle konuşmaya mecburum" modunda beyanatlar verdiler.
Savaşta hiçbir suçu olmayan 20 bine yakın çocuk öldü. Bir kaç istisna kişilik hariç resmi ağızlardan bir kınama duydunuz mu?
160 çocuk öğretmenleriyle birlikte toprağa gömülürken- göstermelik olsun- bir kınama duydunuz mu?
Üstelik son verilere göre okula ilk bomba atıldıktan sonra, çocuklarını kurtarmaya giden annelerin üzerine bilinçli olarak ikinci bomba atılıyor!
Sanki Hiroşima'da 300 bin insanın kavrulduğunu gördükten sonra şehevi bir nefretle Nagazaki'ye atılan ikinci bombanın mini sadistik provası gibi.
Alman Hariciye Nazırına Filistinli çocuklar hatırlatılınca, utana sıkıla; " Savaşı başlatan sonucuna katlanır" diye geçiştirdi.
Ancak bu sefer savaşı başlatan tarafın öldürdüğü 160 mini çocuk var.
Bu beyefendiyi ortalarda gören var mı?
Hani şu bisikletle sokaklarda dolaşan başkanlar...
Sade mütevazı insancıl, vatandaş rolünde yaşam tarzlarıyla bize 'ah!', 'keşki' içerlenmeleriyle saç baş yoldurtan başkanlar.
Çocuk suratlı sempatik imajlı, halk adamı görünümlü beyefendiler...
Küresel emperyal çıkarları sözkonusu olunca ceplerindeki gizli ajandayı çıkarıp, hepsi birden vahşi kolonyal dönem kodlarına geri döndüler.
Anında emperyal jandarmalarının arkasına dizilip destek mesajı yağdırdılar.
Bütün o insani göstermelik salvoları, sadece kendi iç kamuoyu ve halkına ve bizim gibi 'ağzı açık ayran delisi' ahaliye bir piar çalışmasından ibaretmiş.
Neden böyle?
Dostlar ister inanın ister inanmayın; başta Amerika olmak üzere, bütün Avrupa ülkelerinin tepe noktalarını yaklaşık yüz yıldır peyderpey ele geçiren derin bir güç olduğu aşikar.
İlluminati deyin, her ne derseniz deyin.
Ve bu güç, öyle veya böyle siyonizmle bağlantılı.
Bu gücün izini sürerseniz, ta tapınakçılara, Fransız devriminin arka planına, püritenlere ve bu günün dünyasında siyonizm soslu Evangelistlere kadar trase çizer.
Ve onlar dünyayı bir alamete bindirdiler bile...
Bizim yakada işler tam tersi; Emperyal bir güç komşuya abanagörsün; sandıkta ne kadar geçmiş kirli çamaşır var ortaya dökülür;
Şu sıralar, Çaldıran, şiilik, sünnilik ve bütün farklı bakış açıları şişirilerek piyasaya pompalamakla meşgulüz..
Üstelik bunları piyasaya sürenlere sorulsa; Şii ve sünni ne demek? Bihaberdirler.
Liderlerin ağzından çıkmışcasına can alıcı hamasi cümleler sosyal medyada baş gösterir
Ve bu bir anda çift taraflı bir algı operasyonuyla karşılıklı yönetimler ve halklar işlenir.
Gaye tek; Bizimkiler ölmesin bizim hedefler için karşılıklı siz ölün!
Dostlar, burada sözkonusu olan şii sünni veya hristiyan müslüman meselesi değil.
Haklıdan, mazlumdan taraf saf tutmak...
Haksız güçlü, küstah, saldırgana karşı en azından kalben karşı olmak...
Bu,bir müslüman ülkenin zayıf bir gayrimüslim ülkeye saldırdığında bile, gayrimüslim ülkenin yanında yer alacak kadar hak, hukuk hassasiyetidir.
Bu meyanda biraz olsun ehli insaf, zihni açık kalbi diri olan herkes, Venezüella halkının, İran halkının yanında saf tutar. Bu tercihiyle ne Madurocu olur ne de İrancı...
Bundan dolayıdır ki, ırkdaş, dindaş olmamalarına karşın, Gandi, , Ho Shi Minh, Allende, lumumba, Castro daima gönlümüzdedirler.
Tabii ki bizim havzadan; Musaddık, Bin Bella, Aliya...
A. Velioğlu/ 2026.03.26. /İstanbul

