Pitirim A. Sorokin’in “Bir Bunalım Çağında Toplum Felsefeleri” (The Crisis of Our Age, 1941) adlı eseri, hem 20. yüzyılın büyük dönüşümlerini anlamak hem de medeniyetlerin yükseliş ve çöküş yasalarını kavramak açısından çok önemli bir kitaptır.
Bu eseri 1980'li yıllarda değerli hocam Bilge Lider Aykut Edibali'nin tavsiyesi üzerine almış ve okumuştum.
Nitekim 2016 yılında da "Kutlu Medeniyet Sevdamız" adıyla bir eseri yazma ve dostlarıma ulaştırma imkanı buldum.
Aşağıda eserin “bunalım çağındaki toplum felsefeleri” üzerine öne çıkan düşüncelerini özetlemeye çalıştım:
1. Bunalımın Kaynağı: Duyumcu (Sensate) Medeniyetin Çöküşü
Sorokin’e göre çağımız bir medeniyet bunalımı yaşamaktadır.
Bu bunalımın temelinde, Batı dünyasının son birkaç yüzyıldır dayandığı “duyumcu” (sensate) dünya görüşü vardır.
Duyumcu kültür, yalnızca madde, haz, fiziksel gerçeklik ve duyusal deneyim üzerine kuruludur.
Manevi, ruhsal ve metafizik boyutları dışladığı için insanı tek kanatlı hale getirmiştir.
Bilim, teknoloji ve tüketim artarken anlam, değer ve ahlak çökmüştür.
Sonuç:
“İnsanın elleri güçlü, ruhu ise zayıf kaldı.”
2. Üç Temel Kültür Tipi (Bu konu 1970'li yılların ikinci yarısında yayınlanan "Gerçek" dergisinde de başlı başına bir bilimsel literatür araştırması şeklinde yayınlanmıştır.)
Sorokin tarih boyunca toplumların üç temel kültür biçimi arasında gidip geldiğini söyler:
Kültür Tipi Özellikleri Tarihsel Örnekler
İdeational (İdeasyonel) Gerçekliği ruhsal/manevi olarak algılar. Hakikat Tanrı’dadır. Orta Çağ, bazı Doğu uygarlıkları
Idealistic (İdealist) Ruh ve madde arasında denge kurar. Klasik Yunan, Rönesans
Sensate (Duyumcu) Gerçekliği sadece duyularla algılanabilir olana indirger. Modern Batı uygarlığı
Bugün içinde bulunduğumuz sensate kültür, aşırı maddileşmiş, ahlaki ve manevi yönünü kaybetmiş bir evredir.
Bu nedenle çöküş kaçınılmazdır.
3. Bunalımın Belirtileri
Sorokin çağının bunalımını şu alanlarda somutlaştırır:
1. Ahlaki bunalım – Değerlerin göreceli hale gelişi, doğruluk ve adaletin önemini yitirmesi.
2. Sanatın bunalımı – Sanatın güzellikten kopup yalnızca biçimsel veya şok edici hale gelmesi.
3. Bilimsel bunalım – Bilimin insana anlam sunamaması, yalnızca araçsal bilgi üretmesi.
4. Siyasal bunalım – İdeolojilerin, savaşların, totaliter eğilimlerin artışı.
5. Kültürel parçalanma – Ortak değerlerin ve inançların dağılması, bireyselcilik ve nihilizmin yükselişi.
4. Yeni Bir Kültürün Doğuşu
Sorokin’e göre her bunalım, yeni bir doğuşun da habercisidir.
Bu çöküşün ardından insanlık, ruhsal temellere dayanan yeni bir kültür tipine yönelecektir:
İdeasyonel-idealistik sentez: Hem maneviyatı hem bilimi kapsayan bir uygarlık biçimi.
İnsanlığın kurtuluşu, sevgi, özveri ve Tanrısal değerlerin yeniden keşfindedir.
Yeni çağın merkezinde “yaratıcı sevgi” (creative altruism) yer alacaktır.
5. Sorokin’in Çözüm Önerisi
Sorokin, bunalımdan çıkış için yalnızca siyasal ya da ekonomik reformların yetmeyeceğini vurgular.
Asıl ihtiyaç olan şey insanın içsel dönüşümüdür.
“Kurtuluş, sevgi ve fedakârlığın evrensel yasasına dönmekle mümkündür.”
Bu dönüşüm:
Ahlakın yeniden temellendirilmesi,
Maneviyatın bilime yeniden eklemlenmesi,
Toplumsal kurumların (eğitim, sanat, siyaset) sevgi ve hakikat merkezli hale gelmesiyle gerçekleşecektir.
6. Eserin Ana Mesajı
“Bir çağın sonundayız; ama insanlığın sonu değil, yeni bir ruhsal uyanışın başlangıcındayız.”
Sorokin’e göre tarih boyunca her çöküş, yeni bir manevi medeniyetin doğuşuna zemin hazırlamıştır.
Bu kez de öyle olacaktır.
Eğer insan, hakikatin yalnızca maddede değil, ruhsal âlemde de bulunduğunu fark ederse.
Yeni çağın doğumu için:
Hakikatle yeniden bağ kurmak,
Adalet ve merhamet merkezli yeni bir umran (medeniyet) tasavvuru geliştirmek,
Sevgi ve bilimi birleştiren sentez bir kültür kurmak gerekmektedir.
Bu, hem Sorokin’in “yaratıcı sevgi medeniyeti”,
hem İbn Haldun’un “adalet devleti”,
hem de İbnü’l-Arabî’nin “hakikat âlemi” anlayışının kesişimidir
Mehmet Mutluoğlu

