Orta Doğu, Cihanşümul Kadim Türk Devlet geleneğinin küresel hâkimiyet vizyonunda stratejik bir
ağırlık merkezidir. Bölgedeki son gelişmeler, ABD’nin Irak ve Suriye sahasındaki askerî varlığını tasfiye
etmeye başladığına işaret etmektedir.
ABD’nin 'Homeland Defense' doktrini Irak ve Suriye’yi vurdu
Söz konusu çekilme süreci, ABD’nin 'Homeland Defense' (Anavatan Savunması) merkezli yeni savunma
doktriniyle doğrudan ilintilidir. Pentagon’un stratejik hamleleri, küresel askerî projeksiyonda temel bir
eksen kaymasını temsil eder. Bu paradigma değişimi, ABD’nin müdahaleci dış güvenlik anlayışından
feragat ederek, savunma refleksiyle kendi kıta sahanlığına ve hayati altyapı şebekelerine odaklandığını
kanıtlamaktadır.
ABD, Suriye’de Kürt güçlerine verdiği askerî desteğin sona erdiğini işaret ederken, bu yapılara merkezi
yönetimle entegrasyon çağrısında bulunması uluslararası kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. ABD’li üst
düzey bir diplomat, Şam yönetiminin sunduğu imkânların, iç savaş koşullarında Suriye Demokratik
Güçleri’nin (SDG) sahip olduğu yarı özerk yapıdan çok daha ileri bir perspektif sunduğunu ifade etti.
Gerdeğe neyle girilmezmiş?
YPG/SDG yapılanmasının sahadaki etkinliğini büyük ölçüde kaybetmesi ve Suriye Devlet Başkanı
Ahmed el-Şara’nın ülkenin kuzeydoğusunda kontrolü yeniden tesis etmeye yönelik hamlelerinin ardından
Washington, Amerikan birliklerinin Suriye’den tamamen çekilmesini ciddi biçimde değerlendirmeye aldı.
Temmuz ayında Pentagon tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD’nin Suriye’de yaklaşık 1.500 askeri
bulunuyor.
ABD’li yetkililer, el-Şara yönetiminin kuzeydoğu Suriye’de Amerikan destekli Kürt liderliğindeki
milislerden kontrolü geri alma girişimlerinin, bu karar sürecini hızlandırdığını belirtiyor. Bu adım hayata
geçirilirse, eski Başkan Barack Obama’nın 2014 yılında iç savaşa müdahaleyle başlattığı ve yaklaşık on
yıldır süren Amerikan Suriye operasyonu sona erecek.
Söz konusu gelişmeler, Şaraa hükümetinin hafta sonu düzenlediği ve SDG’nin neredeyse tamamen
dağılmasına yol açan hızlı askerî operasyonla eş zamanlı gerçekleşti. Operasyonun ardından Şam
yönetimi, bölgede faaliyet gösteren silahlı gruplara dağılma ve merkezi otoriteye bağlanma çağrısında
bulundu.
ABD’nin Suriye’deki Kürt milislere verdiği askerî desteği sonlandırması ve bölgedeki üslerini tahliye
etmeye hazırlanması, Washington-Ankara ilişkileri açısından tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Uzun yıllardır Türkiye ile ABD arasındaki en ciddi diplomatik kriz ve güvenlik sorunu, ABD’nin
Suriye’nin kuzeyinde YPG/SDG unsurlarına verdiği destekti.
Bu desteğin kesilmesi ve Amerikan askerî varlığının sona erdirilmesinin gündeme gelmesi, ABD’nin
bölgesel önceliklerini yeniden tanımladığını ve Türkiye ile stratejik müttefikliğe yeniden ağırlık verdiğini
ortaya koyuyor. Sahadaki dengelerin değişmesi ve Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin
güç kazanması, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği güvenlik tezlerinin doğruluğunu teyit eder
nitelikte.
Washington’un bölgedeki silahlı yapılara “merkezi yönetimle entegre olun” çağrısı yapması, bu grupların
artık ABD açısından stratejik bir ortak olarak görülmediğinin açık göstergesi. Bu gelişme, iki müttefik arasındaki en büyük engelin ortadan kalkmasıyla birlikte, Türkiye-ABD ilişkilerinin daha sağlam ve
gerçekçi bir stratejik zeminde yeniden inşa edilmesinin önünü açacaktır.
Kuzey Irak Kürt Yönetimi neden telaşlandı?
SDG/YPG güçlerinin, Suriye Arap aşiretlerinin yıldırım hızıyla başlattığı askerî operasyonlar karşısında
önce Halep’te, ardından diğer yerleşim bölgelerinde tutunamaması, ABD’li yetkilileri bir kez daha SDG
seçeneğine verdikleri desteği gözden geçirmeye yöneltti. Sahadaki dengeler hızla değişirken, bu yapıların
askerî ve siyasî açıdan sürdürülebilir olmadığı net biçimde ortaya çıktı.
İlk aşamada Washington, SDG’ye verdiği desteği sonlandırdığını açıkladı. Bunu takiben, ABD’nin
Suriye’deki askerî üslerinden çekilmeyi değerlendirdiği ve sahadaki varlığını sona erdirmeye hazırlandığı
duyuruldu. Bu gelişme, uzun süredir kurgulanan stratejinin iflas ettiğini de gözler önüne serdi; zorlanan
bir oyunun artık sürdürülemez olduğu anlaşıldı.
Bu süreç, kuzeydoğu Suriye’de ABD ve İsrail destekli SDG yapılanmasının fiilen sonu anlamına
gelirken, benzer bir siyasî ve askerî akıbetin Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt yönetimi açısından da ihtimal
dâhilinde olduğunu göstermektedir.
Irak hattında yeni güvenlik denklemi
Suriye sahasındaki hareket alanının kısıtlanmasıyla birlikte, bölgesel çatışma dinamiği ve terör lojistiği
Irak eksenine kaymaktadır. PKK’nın Suriye’den Irak’a güç kaydırma çabaları, bu sıkışmışlığın somut bir
göstergesidir. Ancak mevcut denklemde en kritik değişim, Peşmerge güçlerinin Irak merkezi ordusuna
entegrasyon sürecidir.
Bu askeri ve siyasi merkezileşme, bölgedeki "gri alanları" kapatarak devlet dışı silahlı unsurların barınma
zeminini yok etmektedir. Kurumsallaşan bir saha hakimiyeti karşısında terör örgütü için iki ihtimal
kalmıştır: Ya içten bir çözülme ile tasfiye olmak ya da dış müdahale ile imha edilmek.
Türkiye’nin bu süreçteki doktrini nettir: Irak’ın iç dinamikleri terörle mücadeleyi ve tam kontrolü
sağlayamadığı takdirde, Türk Devleti sınır güvenliğini korumak adına operasyonel inisiyatifi bizzat
üstlenerek bu tasfiyeyi gerçekleştirecektir.
Vatikan dan gelen ses neyin nesi ?
Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani,
İtalya ziyareti kapsamında 21 Ocak 2026 Çarşamba günü İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile bir
araya geldi. Barzani, temasları çerçevesinde Vatikan Devlet Başkanı Papa XIV. Leo ile de görüştü.
Suriye ve Rojava’daki mevcut savaş ve gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Barzani,
görüşmeye dair yaptığı açıklamada, “Papa’dan manevi gücüyle bize destek olmasını talep ettim”
ifadelerini kullandı. Ancak başka kaynaklarda, Mesut Barzani’nin Papa XIV. Leo’dan doğrudan “Rojava
Kürtlerine destek” talebinde bulunduğu öne sürüldü.
Bu talep, yalnızca insani veya sembolik bir çağrı olarak değil, aynı zamanda Erbil merkezli bölgesel
yönetimin, Irak merkezi yönetimine tam entegrasyon konusunda yaşadığı isteksizlikten kaynaklanan bir
siyasî ve psikolojik arayışın yansıması olarak da okunabilir.
Kardinal şapkasını Türk’ün sarığına tercih etmek mi?
Barzani’nin Vatikan gibi yüksek sembolik güce sahip bir aktöre yönelmesi, sahadaki askerî ve siyasî
dengelerin Kürt lehine olmaktan çıktığını gösteren önemli bir işarettir. ABD’nin Suriye’de SDG/YPG
eksenli stratejiden çekilme eğilimi, Şam’ın kuzeydoğuda kontrolü yeniden tesis etme hamleleri ve Arap
aşiretlerinin sahadaki ağırlığının artması, yalnızca Suriye’de değil, Irak’ın kuzeyinde de statükoyu
sorgulanır hâle getirmiştir.
Bu bağlamda Papa’dan talep edilen “manevi destek”, fiilî bir güç aktarımından ziyade, uluslararası
meşruiyet üretme ve yaklaşan jeopolitik daralmaya karşı moral ve diplomatik zemin oluşturma çabası
olarak değerlendirilebilir. Erbil yönetiminin, Bağdat’la tam entegrasyondan kaçınma refleksi sürdükçe, bu
tür sembolik temasların artması muhtemeldir. Ancak sahadaki güç dengeleri ve bölgesel aktörlerin
öncelikleri dikkate alındığında, bu temasların stratejik sonuç üretme kapasitesi oldukça sınırlıdır.
ABD giderken sahaya Türkiye giriyor
Amerika Birleşik Devletleri, Irak’taki askerî varlığını önemli ölçüde azaltma sürecine girmiştir. Bu adım,
Washington’un daha geniş kapsamlı stratejik yeniden yapılanmasını ve Irak hükümetiyle daha
sürdürülebilir, ortaklığa dayalı bir güvenlik mimarisine geçişini yansıtmaktadır. Geçtiğimiz yıl Bağdat ile
varılan anlaşma doğrultusunda yürütülen geri çekilme, ağırlıklı olarak IŞİD’le mücadeleye odaklanan ve
yirmi yılı aşkın süredir devam eden Amerikan askerî varlığının fiilen sona erdiğine işaret etmektedir.
Irak Savunma Bakanlığı’nın cumartesi günü yaptığı açıklamaya göre, ABD güçleri Anbar vilayetindeki
El-Esad Hava Üssü’nden sessizce çekilme sürecini tamamlamış, böylece ülkenin batısındaki uzun süreli
Amerikan askerî mevcudiyeti son bulmuştur. Savunma Bakanlığı, üsse ilişkin sorumluluk devrinin Irak
Ordusu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdul Amir Rashid Yarallah tarafından denetlendiğini
bildirmiştir.
Bu gelişme, Washington ve Bağdat arasında Eylül 2024’te imzalanan ve uzun yıllar IŞİD’e karşı bir
güvenlik kalkanı işlevi gören ABD liderliğindeki askerî koalisyonun sonlandırılmasını öngören
anlaşmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilmiştir. Taraflar başlangıçta sürecin Eylül 2025’e kadar
tamamlanmasını hedeflemiş olsa da, Suriye’deki gelişmeler nedeniyle yaklaşık 250 ila 350 Amerikalı
askerî danışmandan oluşan sınırlı bir unsurun geçici olarak sahada kaldığı belirtilmiştir.
ABD’nin Irak’taki askerî varlığını azaltması, 11 Eylül sonrası şekillenen jeopolitik dönemin kapanışına
işaret eden önemli bir kırılma noktasıdır. Bu dönüşüm, yoğun askerî konuşlanmadan daha sınırlı,
destekleyici ve danışmanlık temelli bir role geçildiğini; Irak’ın egemenliğine saygı ve karşılıklı ortaklık
anlayışının öne çıkarıldığını göstermektedir.
Sürecin ilerleyen aşamalarında öncelik, Irak’ta istikrar ve güvenliğin korunması olurken, değişen bölgesel
dinamiklere uyum sağlayabilecek, kalıcı ve dayanıklı bir ABD-Irak ilişkisi inşa edilmesi
hedeflenmektedir. Bu stratejik yönelim, küresel askerî müdahalelerin niteliğinin değiştiğini ve karmaşık
güvenlik sorunlarının çözümünde diplomatik iş birliğinin giderek daha merkezi bir rol üstlendiğini ortaya
koymaktadır.
Avrasya jeopolitğinde Türkiye
İşte tam bu noktada Türkiye, sıradan bir bölge ülkesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Türkiye; köklü devlet
geleneği, kesintisiz tarih sürekliliği ve kriz anlarında dağılmak yerine yeniden toparlanmayı başaran güçlü
bir millet bilincine sahip ender aktörlerden biridir. Nice imparatorlukların savrulduğu, devletlerin
haritadan silindiği dönemlerde ayakta kalabilmiş bir siyasi aklın mirasçısıdır.
Dahası, Türkiye bu mücadelede yalnız değildir. Arkasında, giderek daha fazla farkına varan ve jeopolitik
anlamda uyanan Türk dünyası bulunmaktadır. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Mezopotamya
havzasına uzanan bu geniş hinterlant, Türkiye’yi yalnızca bir bölgesel güç değil, kriz üreten değil kriz
yöneten bir merkez ülke konumuna taşımaktadır.
Seçilmiş Kaynakça
https://www.kurdistan24.net/tr/story/888900
https://www.facebook.com/share/p/17QkThs97D/
https://krdnews.org/baskan-barzani-papa-leo-xivten-rojavaya-destek-talep-etti
https://smallwarsjournal.com/2026/01/20/us-forces-withdraw-ain-al-asad-airbase-iraq/
https://www.turkiyetoday.com/region/us-mulls-full-military-withdrawal-from-syria-report-3213389
https://www.wsj.com/world/middle-east/u-s-weighs-complete-military-withdrawal-from-syria-ae3ff68b
https://www.rupelanu.org/baskan-barzani-papadan-rojavadaki-kurtlere-destek-talep-ettik-34070h.htm
https://www.lbcgroup.tv/news/world-news/901415/us-weighs-complete-military-withdrawal-from-syria-wsj-
reports/en
https://www.reuters.com/world/middle-east/us-weighs-complete-military-withdrawal-syria-wsj-reports-2026-01-22/
https://www.dikgazete.com/yazi/pentagon-savunma-doktrinini-yeniliyor-merkezde-homeland-defense-var-
8629.html
https://www.armytimes.com/news/pentagon-congress/2026/01/20/us-completes-withdrawal-from-al-asad-airbase-
iraq-says/
https://www.militarytimes.com/news/pentagon-congress/2026/01/20/us-completes-withdrawal-from-al-asad-airbase-
iraq-says/
https://www.anews.com.tr/americas/2026/01/23/trump-administration-weighs-full-withdrawal-of-us-troops-from-
syria-report
https://www.evrensel.net/haber/595498/barzani-colani-gorusmesi-kurtler-ve-araplar-arasinda-bir-savasin-
cikmamasini-talep-ettik
https://www.defensemagazine.com/article/end-of-an-era-us-troops-begin-historic-withdrawal-from-iraq-what-it-
means-for-global-security?
https://english.alarabiya.net/News/middle-east/2026/01/20/us-signals-end-of-military-support-for-syria-s-kurdish-
forces-urges-integration

