Haluk Bayraktar, 81 şehre kuracakları dron üretim ve eğitim merkezleri vasıtasıyla her yıl milyonlarca dron
üreteceklerini ve binlerce gence dron kullanmayı öğreteceklerini açıkladı. Bu, Türkiye’yi askeri açıdan çok
güçlendirecek bir karar.
İlk kez Karabağ savaşında, dronların, teröristlere karşı düzenlenen operasyonlar kadar, ordular arasındaki
çarpışmalarda da etkili oldukları ispat edildi. Türk ordusunun Libya, Somali, Suriye ve Irak’ta aldığı kesin
sonuçlar, dronları modern savaşların olmazsa olmazı yaptı. Tanklar ve zırhlı araçlar eski önemini kaybetti.
Devletler ordu yapılarını değiştirdiler. Ordularını dronlarla güçlendirdiler. Bu gelişmelerden sonra Türkiye
Çin’i geçerek, dünyadaki dron talebinin %65’ini karşılayan en büyük üretici oldu.
Rusya ile savaşında Ukrayna’nın da en etkili kozu Türkiye’den tedarik ettiği dronlardı. Öyle ki Rus ordusu
çakıldı kaldı. Ruslar, yerli üretim dronları, Türk dronları karşısında yetersiz kalınca, Çin ve Kuzey Kore’den
dron getirseler de sonuç alamadılar. Bu denemelerden sonra İran’dan tedarik ettikleri kamikaze dronlar
savaşın mantığını bir kez daha değiştirdi. Kamikaze dronlar tek kullanımlık. Maliyetleri çok düşük. Birkaç bin
dolar. Yönlendirildikleri hedefi yok ederken yok oluyorlar.
Eğer Ukrayna, kamikaze dronu hedefine ulaşmadan yok etmeyi başarırsa maliyeti, Rusya’nın maliyetinin yüz
katından fazla oluyordu. Bu gelişme üzerine Ukrayna, Türkiye ile iş birliği içinde kamikaze dron üretme
çalışmalarını başlattı. Fakat Rusya üretim merkezlerini daha faaliyete geçmeden vurdu.
Bunun üzerine Ukraynalılar ülkenin her köşesinde, bina altlarında, ahırlarda, eski okul binalarında,
AVM’lerin bodrumlarında kısaca bulabildikleri yüzlerce yerde, atölye tarzında, dron üretim merkezleri
kurdular. Bu merkezlerde geçen sene üretilen üç milyondan fazla dronun büyük kısmı Rusya’ya karşı
kullanıldı. Ukrayna’nın çözümü imkansız sorunlarına rağmen Rusya’ya direnebilmesinde dronların katkısı
inkar edilemez.
Körfez Savaşı, kamikaze dronların ne kadar etkili olduğunun bir kez daha, bu sefer daha geniş kesimlerce
fark edilmesine yol açtı. İran ve müttefikleri İsrail ve Körfez ülkelerine en çok zararı dronlarla verdiler. ABD
ve müttefikleri dronları durdurmak için milyarlarca dolar harcadılar. Bunun üzerine Körfez devletleri
Zelenski’yi davet ederek tecrübelerinden istifade ettiler.
Akabinde Ukrayna’dan on beş kişilik bir ekip Körfez’e sistem kurmaya gitti. Ukrayna’dan ithal edilecek
dronların organize edilmesinden ve düşmanın fırlatacağı kamikaze dronlarını imha edecek savunma
sistemlerinin kurulmasından sorumlu olan bu ekip, İran tarafından öldürüldü. Yeni ekipler Körfez
ülkelerinde dronlarla ilgili çalışmaları yürütüyorlar.
Zelenski Körfez’den sonra Hakan Fidan’la birlikte Suriye’ye gitti. Suriye’de kamikaze dronlara karşı savunma
sistemi kurulacak. Ukrayna ve Türkiye’den dron ithal edecek. Daha önce kaleme aldığım bir makalede
sistemin İran’a karşı kuruluyor görüntüsü altında İsrail’e karşı kurulduğunu iddia etmiştim. Suriye Savunma
Bakan Yardımcısı Fehim İsa ‘’Bu çalışmanın ülkeyi korumak için yapıldığını, hiçbir ülkeye karşı olmadığını ve
kurulmakta olan sistemin saldırı değil savunma amaçlı olduğunu’’ söyledi. Yorumum Şam’ın gelecekte İsrail,
Hizbullah, Haşdi Şabi ve DAEŞ kaynaklı saldırılar olabileceği kanaatinde olduğu.
Bayraktar Ukrayna’nın yaptığını Türkiye’de yapacak. Ülkenin her yerinde kuracağı tesislerle milyonlarca
kamikaze dron üretecek. Kamikaze dron üretebilen on binlerce, kullanabilen yüz binlerce genç yetiştirecek.
Bir gencin bir haftada dron kullanmayı öğrendiği, bir ayda profesyonel kullanıcı seviyesine geldiği tespit
edilmiş. Bu sürecin sonunda, silah kullanmayı bilen kadar, dron kullanabilen vatandaşımız olacak ki bu Allah
korusun gireceğimiz bir savaşta, büyük kozlarımızdan biri olacak.
İstihbarat kuruluşlarının, strateji merkezlerinin ve siyaset akademilerinin resmi internet sitelerinde ülkeleri
analiz ederken, ruhsatlı-ruhsatsız silah rakamlarına hatta av tüfeği sayılarına önem atfettiklerini
gördüğümde hayret etmiştim. Araştırdığımda bu rakamların bir işgal sırasında işgalci güçlere direnebilecek
sivil sayısı olarak değerlendirildiğini gördüm. Türkiye’de yirmi iki milyon kadar ruhsatsız, üç milyon kadar ruhsatlı silah ve dört milyon dolayında modern av tüfeği var. Türkiye gibi vatandaşlarının baskın
çoğunluğunun vatanları için ölmeye hazır olduğu bir ülkede bu inanılmaz bir güç.
Önümüzdeki dönemde dron kullanabilenlere ve üretebilenlere sertifika verilecektir. Dron satışı
kolaylaştırılacaktır. Böylece ülkemizin caydırıcılığı daha da artacaktır.
Türkler silah teknolojisinde ileri olduklarında süper güçtüler. Silah teknolojisinde geri kaldıklarından hemen
sonra önce süper güç pozisyonunu kaybettiler ardından yarı sömürge durumuna düştüler. 2. Viyana
kuşatmasında, surların yıkılmasına ve düşman güçlerin çekilmesine rağmen sanat eserleri zarar görmesin
diye, şehre asker sokmadı Merzifonlu. Leh ordusu gelince zafer hezimete dönüştü.
Savaştan sonra Avusturyalılar ele geçirdikleri tüfeklerle kendi tüfeklerini mukayese ettiklerinde, Türk
tüfeklerinin her açıdan üstün olduklarını tespit ettiler. O asırlarda tüfek neyse, tüfek icat edilip yaygınlaşana
kadar ok ve kılıç ne işlev görüyorsa, 15., 16. ve 17. Yüzyıllarda toplar, Birinci Harpte taramalı tüfek ve İkinci
Harpte tanklar ve savaş uçakları hangi fonksiyonu yerine getirdilerse bugün dron başlığı altında toplanan
insansız hava ve deniz araçları benzer konumdalar.
Fakat teknoloji çok hızlı ilerliyor. Sürekli teyakkuz halinde olmazsak bir anda geri kalabilir ve
düşmanlarımızın durumuna düşebiliriz. Bu nedenle çok ucuz olduğundan karlı olmayan ama yapabildikleri
nedeniyle stratejik açıdan hayati derecede mühim olan kamikaze dron üretimine yurt sathında girmemizi,
çok yerinde buluyorum.

