Piyasalar

2020 Ekonomi Panoraması

Punto:
* Yıl 2002 Türkiye'nin toplam servetinin % 40'ı nüfusun % 1'ine ait iken, bu oranı 2018'de % 60'a çıkarmış, ancak 2019'da servetlerin değer kayıpları ile paylarının %56'ya düşmesini ihmal etsek bile, 2020 yılı sonunda yine de zenginler daha zengin olmuş, daha fakir olanlar da derdine yansın demişiz. * Türkiye kişi başına gelir sıralamasında Dünyada 78. sırada bulunmasına ve son altı yılda kişi başına (12,519 $'dan iyimser bir hesapla 8.381 $'a varmayı hedefleyerek) %33,5 oranında gelir kaybına uğramış olmamıza karşın, dolar milyarderleri sayısı bakımından dünyada 14. olmuş; fakir-fukaranın, garip-gurebânın dünya ülkeleri karşısında gururlanmasını sağlamışız. * Dünyanın ilk 500 üniversitesi listesinde tek bir üniversitemiz olmamasına ve 8 milyon üniversite öğrencisi sayısıyla Merkel'e hava atmamıza karşılık, kamudan en çok iş alan ilk 10 şirket listesine 5 Türk şirketini sokarak, Türkün gücünü küffara göstermişiz... * Bankalardaki toplam 3,5 Trilyon TL'lik mevduatın % 58'i sadece 322 bin hesap sahibine, geri kalan %42'lik mevduat sahibi 33 milyon kişinin üç-beş kuruşluk tasarrufu ile gelir dağılımı nasıl düzeltilirmiş, dosta-düşmana hep birlikte göstermişiz. * Sadece İstanbul'da 70 markalı İnşaat firmasına 18 milyon metre2'lik inşaat artışı sağlayan "mevzi imâr değişikliği" ile 240 milyar TL'lik vergisiz kaynak aktarmayı başararak, "sermaye birikimi ve yeni kaynak yaratmada" eşsiz bir RANT modeli ortaya koymuşuz. * Nüfusu 6 milyon olan Ankara'da 2007 yılında yapılan "Nazım İmar Planı" üzerinde, bu tarihten sonra yaklaşık 10 bin adet civarında "mevzi imar planı" değişikliği yaparak, 18 milyon nüfusun yaşayacağı "imar" satışlarıyla yaklaşık 100-150 milyar TL'lık haksız kazancı yandaşlarımıza aktarmışız...(Ankara'nın nüfusu 2050'de 7,2 milyon, 2100 yılında ise 9,5 milyon olacak) * Defalarca Sayın E. İmamoğlu'na çağrıda bulunulmasına karşın İstanbul B.Şehir Belediyesi, daha önce kaç milyon nüfus için "mevzi imar" planları yaptığını açıklanmıyor. Tahminimiz İstanbul için de en az 50 milyon nüfus için "imar satışları" tamamlanmıştır. * Yine büyük payı beş şirketin aldığı sadece 30 tane "yandaş firmaya" dışarıdan borç aldığımız veya garanti verdiğimiz 158,6 milyar $'lık Hazine ve gelir garantili YİD ve KÖİ projelerini vererek, "gelir ve kaynak" çeşitlemesinde bütün dünyaya örnek olmuşuz... "Bütçeden beş kuruş çıkmayacak" diye vatandaşı ağır propaganda bombardımanına maruz bıraktığımız 20-25 yıl GELİR VE HAZİNE GARANTİLİ bu projeler için, 2019 yılında bütçeden 9,5 milyar TL, 2020 yılı için de ise 18,9 milyar, 2021 yılında ise 32 milyar TL "gelir garantisi" ödeyeceğiz. Ayrıca bu rakamlar her yıl katlanarak artmaya devam edecek...(Bu miktarlar dolara endeksli olduğu için yıllık gerçekleşmeler daha fazla olacaktır.) * 18 yılda 437 adet ve 58 milyar $'lık AVM inşa ederek ve buralarda satılan ürünlerin % 70'i yabancı olan markalarla millete sahte cennet yaşatmışız. *2002'de 129 milyar $ olan dış borcu 440 milyar $'a çıkararak ve 18 yıllık sürede sadece bu borçlara karşılık olarak 178 milyar $ faiz ödeyerek, "faiz lobisinin" de belini kırmışız. (18 yıllık toplam iç ve dış borç faizi olarak da 492 milyar $ ödemişiz.) * Sadece iç borç faizi olarak merkezi hükümet bütçesine 2019 yılında 99,9 milyar TL, 2020 yılında 137,4 milyar, 2021 yılında ise 179,5 milyar TL pay ayırmış , toplam yatırımlara ise 68 milyar TL, yine %1 bile artırmadan TARIMA önceki yıl olduğu gibi 22 milyar TL kaynak ayırarak (Bu oranlar son 50 yılın en düşük yatırım ve destek oranıdır), daha 2023'e varmadan, ilk 10'a girmeyi hedeflemişken, G-20 dediğimiz Dünyanın ilk 20 ekonomisinin dışına düşme (!) yolunda önemli bir adım atmışız. * Dünya Bankası verilerine göre 1820 yılında Dünya Ekonomisinden aldığımız pay %0,96 iken, 200 yıl sonra bu payı 2019'da %0,86'ya, 2020 yıl sonunda ise %0,77'ye düşürerek, bir mucizeye imza attık ve ABD, AB başta olmak üzere, bilumum "dış düşmanları" kıskançlık krizine sokmuş olduk... * Son 18 yılda 3,045 Trilyon $'ı Bütçe harcamaları olmak üzere, toplam 4,378 Trilyon $ (IMF verisi)'lık kaynak kullandık ama sadece 100 milyar $ harcadığımız "yollar, köprüler, tüneller, hastaneler, havaalanları" ile övünmeye devam ederek, istikrarlı siyaset ve kalkınma nasıl olur, iktidarda kesintisiz olarak 18 yıl nasıl kalınırmış herkese göstermişiz. * 18 yılda Dünyada yaşanan bol ve ucuz para döneminden faydalanarak, kurları düşük tutup, 1 Trilyon 103 milyar $'lık dış ticaret açığı ve 610 milyar $'lık da cari açık vererek ve milleti de sadece "hane halkı" olarak 835 milyar TL bankalara borçlandırarak, hep birlikte çılgınlar gibi tüketmişiz. Toplam borcu ise GSYH'nın %167,4'e oranına çıkararak tarihimizde olmayan bir rekora imza atmışız... *18 yıl boyunca "vergiyi tabana yayacağız" nutukları eşliğinde, toplam vergilerin % 72'ini DOLAYLI VERGİLERLE halkın tüketiminden alınırken, vergi gelirlerinin sadece % 13'ünü 808 bin kurumlar vergisi mükellefi ve gerçek usulde beyanda bulunan yaklaşık 3 milyon mükellefin kazançlarından alma başarısını göstermişiz... * Sadece "sigara ve alkolden" aldığımız KDV ve ÖTV gibi vergiler bile kurumlar vergisinin üstüne çıkararak, dünyaya literatüre giren bir maliye politikası ile dosta düşmana yeni bir vergi toplama modeli hediye etmişiz. * Bütün vergi yükünü, tüketim yoluyla halkın sırtına yüklememize karşın, yine de vergilerin bütçe harcamalarını karşılama oranını %67'ye düşürerek maliye politikalarında harikalar yaratmışız... * 500 milyar $ hedefiyle yola çıkıp, dış ticaret açığını düşürmek için yüksek teknoloji ürünü mal ihracatımızı artırmak gerekirken, 2020 yılı ihracat artışımız eksi (-) %8,5 oranında düşmüş, ithalatımız ise ekonomik daralma sonucu %4 civarında artınca ve 48,5 milyar $ dış ticaret açığı, güya düşürmeyi hedeflediğimiz cari açığı da 38 milyar $'a çıkarmayı başarmışız... * 2014 yılı itibariyle ihracat kilogram değerimiz 1,59 $ iken, bu oranı 2018'de 1,36 $'a ve 2019 1,07 $/kg'a, 2020 yılında ise 0,95 $/kg'a düşürerek, dünyada "ucuz ihracat ürünleri" şampiyonu olmuşuz.. *Toplam çalışan sayısını 27,7 milyon olarak kabul edip, bu sayının 9,5 milyonunun kayıt dışı olduğunun resmen teyit edilmesine karşılık, yine de istihdam oranının düşmesine engel olamamışız. Dünya ortalaması bile %61,8 olan işgücüne katılım oranında %50,4'le 184 ülke arasında 167.'lik sıralamasıyla, bu kategoride bile Dünyanın en kötü 17.'lik sırasına tırmanmışız. Bu düşük orana ve her türlü sanal varsayımlarınıza karşın, işsizlik rakamını dar anlamda yine de 4 milyon 016 binin altına düşürememişiz...(İŞGÜCÜNE KATILIM ORANINI AB ortalaması olan %74'le hesaplarsak gerçek işsizlik oranı %41,5 işsiz sayısı da tam olarak 18 MİLYON 790 BİNE çıkmaktadır. Dünya ortalamasıyla hesaplarsak; işsizlik oranı %29,7 ve işsiz sayısı da 11 milyon 124 bin olmaktadır.) * 18 yılın sonunda 4,835 milyonu kamu çalışanı olmak üzere, %58'i asgari ücretlilerden oluşan kayıtlı çalışan sayısı 18,7 milyon olmasına karşın, 13,2 milyon emekli sayısıyla, Sosyal Güvenlik Sisteminin aktüeryal dengesini daha 30 yıl düzelmeyecek şekilde bozmuş, SGK ödemeleri yapılabilsin diye 2019 yılında bütçeden 220 milyar, 2020 yılında ise 250 milyar TL Sosyal Güvenlik Sistemine kaynak transferi yapmışız. * Bütün Dünya ülkeleri COVİD 19 salgını sebebiyle halkına toplam GSYH'nın %10-20'si arasında karşılık yardım yaparken, TEK KİŞİLİK HÜKÜMETİMİZ 8,5 milyon aile, 1 milyon 246 bin esnaf ve çalışanına sadece 13,5 milyar TL nakdi yardım yaparak, GSYH'mızın ancak BİNDE 2,5'unu layık görmüşüz. (Sosyal Koruma Kalkanı adıyla açıkladıkları 440 milyar TL'nın 35 milyar TL'si İŞSİZLİK SİGORTA FONU'ndan ödenmiş olan, diğer kısmı kredi, vergi ve prim ertelemelerinden oluşmaktadır.) * 2020 yılı başında 1,336 TRİLYON TL olan MERKEZİ HÜKÜMET KAMU BORÇ STOKUNU 12 ayda 664 milyar TL artırarak 2 TRİLYON TL'ye, bu borcun milli gelire oranını ise, son iki yılda %28'den %41,5'a çıkarmışız... * Faizleri zorla düşürerek, kredi hacmini 740 milyar TL, parasal genişlemeyi 480 milyar TL artırarak; çılgınlar gibi, başta yandaş müteahhitlerin konutları olmak üzere, tüketimi artırıp enflasyonu patlattık ve döviz kurları artmasın diyerek Merkez Bankası'na bile ait olmayan "emanet" dövizlerden 132 milyar $'ı ucuz bir seviyeden satarak, MB rezervlerini eksi (-) 47 milyar $'a düşürmüş, bankalardaki "DÖVİZ MEVDUAT TOPLAMINI" 261,6 milyar $'a çıkararak "dolarizasyon" rekoru kırmışız... Sonuç mu; 188 milyar TL kur zararı, 38 milyar $ CARİ AÇIK, 48,5 milyar $ DIŞ TİCARET AÇIĞINA yol açtık. Yılın son iki ayında duvara toslayınca, yabancılar "sıcak döviz" getirsinler diye faizleri %17'ye çıkararak, faiz lobisine teslim olduk... * Bütün bunları yaparken % 72'ini dolaylı vergilerle halktan topladığımız bütçe gelirlerinin sadece % 6'sını veya milli gelirimizin % 1,4'ünü "sosyal yardım" olarak dağıtarak 18 milyon yurdum insanının veya 8,5 milyon hanenin iradesine siyaseten ipotek koymuş, milli gelirin % 98,6'luk kısmını ise kimlere dağıtacağımıza veya tercihte bulunacağımıza dâir temsil yetkisine kavuşacak şekilde siyasi sonuçlar elde etmişiz. * Demokrasi standartları konusunda 165 ülke arasında 110, ve Hukuk standartları konusunda ise 126 ülke arasında 109. sıraya gerilemişiz ve bu kafayla "Türkiye'nin geleceğini AB'de görüyoruz" diye nutuklarımıza karşın, yine de itiraz edenleri; kahramanlık hikayeleri, dış güçlerin oyunu, "devletin bekâsı, milletin birliği" laflarıyla geri püskürtmeye devam ediyoruz... * Dünyada en yüksek dış kredi faizi veren ülkeler sırasında 5.'lik, MB gösterge faizinde 9.'luk, en yüksek enflasyon oranında 10.'luk ve 184 ülke arasında istihdam verileri yönünden de en sondan 17.'lik sıralamasıyla, emsalsiz bir başarının sahibi olmuşuz... * YANAŞMA DÜZENİMİZ devam etsin diye, halen basının % 90'ını havuza bağlamış, kendimize yandaşlar korosu kurmuş, milleti toplu hipnoza tabi tutmuş ve muhalefet rolünü yerine getirsinler, milletin gazını alsınlar diye "salı vaazlarını" yeterli gördüğümüz ve hazine yardımına bağlayarak kamulaştırdığımız "sanal muhalefet" kurgusu ve yeni siyaset mühendisliği projeleriyle de geleceğimizi garanti altına almışız. DAHA NE OLSUN KARDEŞİM, SON 18 YILIN VE 2020 YILININ ÖZETİNİ BEĞENMEDİNİZ Mİ ? Rubil GÖKDEMİR.